Ana SayfaÇeviriSchmidt-Cuomo projesi bizi doğru Matrix’e götürüyor – Slavoj Žižek

Schmidt-Cuomo projesi bizi doğru Matrix’e götürüyor – Slavoj Žižek

HABER MERKEZİ – Düşünür Slavoj Žižek, New York Valisi Andrew Cuomo ile Google’ın eski CEO’su Eric Schmidt’in Covid-19 pandemisinden çıkış yolu için propagandasını yaptıkları “Ekranlı Yeni Düzen”e eleştiriler getirdi, risk altındaki işçileri yeniden ‘görünmezleştirmeyi’ hedeflediğini belirtti. Žižek’in Rt.com’da yayımlanan yazısı Engin Kurtay tarafından Sendika.Org için Türkçeleştirdi. Biz de sizlerle paylaşıyoruz.


Slavoj Žižek

Çeviri: Engin Kurtay


New York eyaletinin temel fonksiyonları Vali Andrew Cuomo ve Büyük Teknoloji oligarşisi [Silikon Vadisi’nin belli başlı büyük firmaları] işbirliğinde yeni baştan tasarlanıyor. İnsanların birbiriyle temasının tamamen ortadan kalkacağı distopik bir dünyanın testlerine mi başlanacak?

Pandemi bizi Trump’ın gösterdiği seçenek ile Çin’in uyguladığı önlemler arasında bir ikilemde bırakıyor sanıyorduk. Trump can kayıpları pahasına ekonomik hayatın devam etmesini savunurken, medyanın yerden yere vurduğu Çin ise dijital denetleme teknolojilerini etkin şekilde kullanarak önce pandemiyi kontrol altına almaya öncelik veriyordu.

Şimdi ise New York Valisi Andrew Cuomo ile Google’ın eski CEO’su Eric Schmidt ve arka planda onları destekleyen eski belediye başkanı Michael Bloomberg, Bill ve Melinda Gates, üçüncü bir seçeneğin propagandasını yapıyorlar. Önerdikleri çözüm hem (liberallerin anladığı anlamda) kişisel özgürlüklerimizi koruyacakmış, hem de bizleri enfeksiyondan koruyacakmış… Naomi Klein 8 Mayıs 2020’de The Intercept’te yayınladığı yazıda bunu “Ekranlı Yeni Düzen” olarak adlandırdı [Naomi Klein Yeni Düzen anlamında New Deal terimini kullanarak Büyük Buhran sonrası ekonomi politikasına gönderme yapıyor]. Peki önerdikleri çözüm aslında nasıl bir şey?

Stand-up komedyeni Anthony Jeselnik büyükannesinin ölümü ile ilgili şöyle bir espri yapmıştı: “Uykusunda mutlu bir şekilde öldü sanıyorduk. Ama otopsi korkunç gerçeği ortaya çıkardı: otopside ölmüştü.” Schmidt’in içinde bulunduğumuz çıkmaza getirdiği öneri de böyle bir şey: çözüm diye ortaya attıkları proje çıkmazın kendisinden daha büyük felaket.

Andrew Cuomo ile Eric Schmidt

Cuomo ve Schmidt “COVID sonrası New York eyaletini şöyle hayal edin: teknoloji, sivil yaşamın her alanına kalıcı bir şekilde entegre edilecek” sözleriyle planı lanse ediyor. Naomi Klein bu ifadeyi “kalıcı olarak devam ettirilebilen ve son derece kârlı, kimsenin kimseyle fiziksel temas kurmadığı bir gelecek” olarak tercüme ediyor. Örneğin evden dışarı çıkarak harcamak isteyeceğiniz nakit para olmayacak. Her türlü mal ve hizmet internet üzerinden sipariş edilecek ve siparişleriniz evinize drone ile gönderilecek, “sonra bu teslimatın bilgisi ortak merkezi platformun ekranına düşecek” ve sistem uzaklarda bir yerde “depolarda, veri merkezlerinde, içerik düzenleyici merkezlerde, montaj fabrikalarında, lityum madenlerinde, sanayi merkezlerinde, et işleyen fabrikalarda ve hapishanelerde çalışanları tetikleyecek.”

Bu betimleme daha ilk bakışta iki noktayı göze çarpıyor.

Öncelikle, bu temassız [kurtarılmış] alanlarda yaşama ayrıcalığına sahip olanlar aynı zamanda en kontrol altında yaşayanlar olacak: yaşamları sistemi denetleyenlere -hükümet-teknoloji oligarşisi kompleksine- her yönüyle şeffaf hale gelecek. Google, Amazon, Apple gibi devletin güvenlik kurumlarıyla artık iç içe geçmiş özel şirketlere varlığımızı emanet edeceğiz. Bu kompleks bize ait her bilgiyi denetleyip maniple edebileceği gibi gerekli gördüğünde kamuyla bağımızı da kesebilecek. Schmidt ve Cuomo kamunun bu şirketlere yatırım yapmasını istedi. Öyleyse kamu mu bu şirketleri denetleyecek yoksa bu şirketler mi kamuyu denetleyecek? Naomi Klein bunların kâr amaçlı olmayan KİT’lere dönüştürülmesi gerektiğini söylüyor. Haksız mı? Eğer Klein’ın önerisi başarılamazsa demokrasi tamamen bitmiş olacak. Çünkü ortak yaşamın en merkezindeki alanlar -insanlar arası her türlü iletişim ve etkileşim- özel mülkiyetin denetimine geçecek.

İkincisi, bu Ekranlı Yeni Düzen sınıf çatışması olgusuna da yeni ve çok belirgin bir boyut ekleyecek. Koronavirüs krizi, David Harvey’in “yeni işçi sınıfı” dediği işçilerin emeğini herkes için görünür yaptı: her türlü bakıcılık işleri, hemşireler, gıda ve diğer ürünlerin dağıtımında çalışanlar, temizlik işçileri, vb. Bu kesimden işçiler kendisini eve kapatabilenlerin toplumla tek bedensel teması, tek yardım kaynağı ve tek enfeksiyon riski haline geldi. Ekranlı Yeni Düzen ise asıl risk altındaki bu işçileri yeniden “görünmez” yapmayı hedefliyor. Böylece eve kapanma ayrıcalığı olanlar daha da yalıtımlı ve güvenli bir hayat sürebilecekler. Yaşlı bakımının robotlara yaptırılıp yaptırılamayacağı bile tartışılıyor. Ya bu bakıcılar eve kapananlarla aynı derecede güvenlik talep ederse ve greve giderse ne olacak? ABD’de et paketleme işlerinde çalışan binlerce işçi COVID kaptı, onlarcası öldü. Almanya’da da benzer bir durum var. Bu noktada sınıf çatışmasının yeni biçimleri ortaya çıkacak.

Ekranlı Yeni Düzen’in varacağı son nokta ise beyinlerimizi birbirine bağlayan bir ağ düzeni olacak. Böylece her bireyin deneyimleri herkesi kapsayan bir Tekillik (Singularity) ile paylaşılacak, hepimiz kolektif tanrısal bir özbilinç ile bütünleşeceğiz. Neuralink’in patronu, teknoloji girişimcisi Elon Musk, gelecek 10 yılda doğal dillerin kullanım dışı kalacağını öngörüyor. Doğal dilleri konuşmaya devam edenler bunu sadece “duygusal nedenlerle” yapıyor olacaklar. Elon Musk önümüzdeki 12 ay içinde insan beyniyle bilgisayarı birbirine bağlamayı başaracağına inanıyor.

Cuomo ile Teknoloji Oligarşisinin bu ortaklığına Naomi Klein’ın penceresinden bakmak ‘Matrix’ filmini anımsatıyor. Dilin ve konuşmanın olmadığı silikon bir dünyada yalıtılmış korunaklı kapsüllerin içine tıkılmış insanlar… böylece ruhsal bütünlüğümüzü daha önce hiçbir zaman olmadığı kadar tam kurmuş olacağız. Biz bu kapsüllerin içinde otururken sistemi işleten derebeylerimiz kazanmaya devam edecek. Bize görünmeyen daha başka milyonlarca insan da kan ter içinde harıl harıl çalışmaya devam edecekler -nasıl karabasan ama?

2019’un Ekim ayında Şili’de patlak veren protestolarda bir duvar yazısı dikkat çekiciydi: “Dünyanın sonu başka türlü de gelebilir.” Ekranlı Yeni Düzen projesine böyle bir yanıt yakışır: Evet, bildiğimiz dünya bitiyor, ama bu temassız gelecek planınız tek seçenek değil, dünyanın sonunu başka türlü de getirebiliriz.


Kaynak: Sendika.org
Previous post
Trump aşı çalışmalarını hızlandıracak bir program açıkladı
Next post
Son 2 haftada Türkiye genelinde 45 orman yangını çıktı