Ana SayfaGüncelSur’da cesedi bulunan Devran Dinç’in ölümü: Ne oldu, aile ne diyor?

Sur’da cesedi bulunan Devran Dinç’in ölümü: Ne oldu, aile ne diyor?

HABER MERKEZİ – 30 Nisan’da evden çıktıktan sonra kaybolan Devran Dinç adlı gencin cesedi 4 gün sonra Sur ilçesinde, polis kontrol noktasının 10 metre uzağında bulundu. Ailenin anlattığına göre Dinç’e işkence yapılmış. Peki, kaybolmadan önce ablasına “Akşam papatya toplayıp sana getireceğim” diyen biri neden ve nasıl kayboldu? Emniyet ne dedi, aile ne diyor? Haberimizde derledik.

Diyarbakır’ın Sur ilçesinde, eczaneden ilaç almak için çıktığı 30 Nisan’dan sonra bir daha eve dönmeyen 21 yaşındaki Devran Dinç’in cansız bedeni 4 Mayıs’ta Urfakapı ve Çiftkapı arasındaki bir yerde bulundu.

Emniyet ne dedi?

Dinç’in kaybolduğu 30 Nisan günü ailenin arayışı başladı ancak sonuç vermedi. Hemen ertesi gün polise giden ailenin aldığı yanıtsa “21 yaşındaki çocuk kaybolmaz, eve gelir” oldu. Aileye çocuklarının bir hastanede ya da gözaltında olmadığı söylendi.

Baba İsmet Dinç, polislerle bu “arama” konusuna dair diyaloglarını şöyle anlattı:

“Emniyet Genel Müdürlüğü’nü aradık. ‘Çocuğumuzu bulamadık’ deyince, ‘21 yaşındaysa bir şey yapamayız’ dediler. Eve geldiğimizde gece 00.00’a kadar 3 kere aradığım Emniyet Genel Müdürlüğü, Bağlar Polis Karakolu’na gitmemizi söyledi.

“Bağlar karakolu, ‘Yapacağımız bir şey yok, çocuk reşit, arkadaşlarıyla birliktedir, eve gelecektir’ dedi.

“2 Mayıs’ta Sur’da Çarşı Polis Karakolu’na, ‘Çocuğum kayıp, yasak var, arayamıyoruz, polis izin vermiyor, bizi evimize gönderiyor’ dedim. ‘Bize bağlı değil gidin Bağlar Polis Karakolu’na gidin’ denildi.

“Tekrar gittiğimiz Bağlar Karakolu, ‘155 ekibi sorumludur’ dedi. 155 bizi tekrar Bağlar Karakolu’na bağlayarak, ‘Yapacağımız bir şey yok’ dedi.

“3 Mayıs’ta Bağlar Karakolu’na giderek, ‘Bize izin verin oğlumuzu arayalım’ dedik. ‘Elimizde olan bir şey değil, kaymakamlıktan izin almanız gerekiyor, kaymakam da burada değil’ dediler. Çocuğumun hayatı söz konusudur dediysem de ısrarla ‘Yapacağımız bir şey yok’ dediler.”

Devran Dinç’in cenazesinin bulunduğu bölge

Tüm girişimlere rağmen çocukları ne eve dönen ne de bulunan aile, kendi imkânlarıyla onu aramak istedi. Bu kez de sokağa çıkma yasağı engeliyle karşılaştılar.

Nihayetinde Dinç’in cesedi, 4 Mayıs günü Urfakapı ve Çiftkapı arasında, Sur’un içine açılan kırılmış kilitli kapının arkasında bulundu. Bu nokta, polis noktasına yakın mesafede bulunuyor.

Aile ne diyor?

Vücudunda morluklar bulunan Dinç’in cenazesi, ailenin teşhisi ardından olay yerinde hiçbir inceleme yapılmaksızın ‘Corona’ testi için Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürüldü.

Buradaki testten sonra cenaze otopsi işlemleri için Selahattin Eyyubi Devlet Hastanesi’nde getirildi.

Otopsi işlemlerinden sonra Dinç’in cenazesi Bağlar ilçesinde bulunan Yeniköy Mezarlığı’nda defnedildi.

Ön otopsi raporu aileye verilmediği için Dinç’in ölüm nedeni bilinmiyor ancak aile, “Sur’da haftada bir gezmeye giden, arkadaş çevresi olmayan, kahvelere takılmayan, sigara ve uyuşturucu kullanmayan, saz çalan ve kitap okuyan çocuklarının öldürülmesinde kendilerini karakoldan karakola göndererek, ‘Yapacağımız bir şey yok, çocuğunuz eve gelecektir’ diyenleri” sorumlu tutuyor.

Anne Sebahat Dinç şunları söylüyor:

“Oğlumun cesedi Urfakapı’daki polis kontrol noktasından 10 metre uzakta bulundu. Cesedi dört gün boyunca yerde kalmış.

“Oğlumun cesedinin bulunduğu yere gittik ama bize cesedi gösterilmedi. Israr etmemin sonucunda oğlumu bana gösterdiler ve benim oğlum olduğunu söylediler. Onlara oğlumun katilinin polis, savcı ve devlet olduğunu da söyledim.”

Baba İsmet Dinç

Baba İsmet Dinç ise “Devran ilk kaybolduğu gün öldürüldü” diyerek, şunları anlatıyor:

“Her yerde mobese kameraları var. İki kapı arasında kilitli bir kapı var, dışarıdan kimse giremez. Çiftkapı’nın 10 metre uzağında, pastanenin karşısında bir yerde.

“Sur’un içine çıkan kapının kilidi kırılmış, çocuğum içinde bulundu. Çocuğum sırtının 4 yerinden, yüzünden ve boğazından darbe almış. Belli ki işkence edilerek öldürülmüş. Birkaç kişi tarafından yapıldığını düşünüyoruz.

“Şebekenin çekmediği, derin, kuytu bir yere götürüldüğünü düşünüyoruz. Kaybolduğu gün saat 21.00’dan 00.00’a kadar belki 30 kere aradım. Aradığımda 30 saniye bekledikten sonra ulaşılamadığı söyleniyordu. 00.00’dan sonra direk ulaşılamadığı söyleniyordu.

“Derin bir yere götürülüp daha sonra üste çıkardıklarını düşünüyoruz. Çocuğumu aradığım sürece her şeyi kaydettim. Herhangi bir şey çocuğumun başına gelirse ‘sorumlusu sizsiniz’ dedim.”

“Oğlum eve gelir sazını çalar, kitabını okurdu”

Oğlunun arkadaş çevresinin pek olmadığını kaydeden baba Dinç, onu sadece Sur’u gezmeyi çok sevdiğini ekliyor.

Oğlunun hiç kimseye bir zarar vermediğini belirten baba Dinç, “Kahveye gitmez, sokaklarda gezmezdi. Haftada bir kere ‘Sur’u göreyim bana yeter’ derdi. Eve gelir sazını çalar, kitabını okurdu. Evden dışarıya doğru düzgün çıkmazdı bile. Evde bile sesi kimseye gitmezdi. Sadece işi kitap okumaktı” diye belirtiyor.

Ön otopsi raporu bekleniyor

Aileye oğullarının otopsi raporunun 2 ay sonra verileceği bildirildi. Ancak Dinç’in ailesi, ön otopsi raporu için savcılığa başvuracak.


Bu haberi, Mezopotamya Ajansı’nda farklı tarihlerde servis edilen haberlerden derledik. Fotoğraflar da ajanstan alındı.
Previous post
Silivri Cezaevi'nde 44 mahpusta Corona virüsü tespit edildi
Next post
Açlık grevindeki altı tutuklu: Taleplerimiz karşılanmazsa ölüm orucuna başlarız