Ana SayfaYazarlarİbrahim Aslan13 kurşunla Uğur, 13 yaşında Fatma bize bakıyor

13 kurşunla Uğur, 13 yaşında Fatma bize bakıyor


İbrahim Aslan


Bazı fotoğraflar vardır. Bakarsınız o fotoğraflara, donmuş gibidir fotoğraftaki suret.

Zamanla aslında fotoğraftaki suretin değil suretten size bakan gözlerin sizi dondurduğunu, sizden hesap sorduğunu anlarsınız.

Bu sayısızca fotoğraftan biri, 2004 yılının 21 Kasım’ında bundan tam 16 yıl önce Mardin’in Kızıltepe ilçesinde servis edildi bizlere…

12 yaşındaki Uğur Kaymaz evinin önünde babası Ahmet Kaymaz ile birlikte polisler tarafından açılan yaylım ateşiyle 13 yerinden vuruldu. Ayağında terlikleriyle vurulan Uğur’un küçük bedeninden 13, kamyon şoförü olan babasının vücudundan ise 8 kurşun çıkarıldı.

Olayın hemen sonrasında açıklama yapan Mardin Valiliği, yanı başlarına kalaşnikof silah bırakılan baba ve oğlu “eylem hazırlığındaki terörist” olarak kamuoyuna sundu.

Fotoğrafta, 12 yaşındaki Uğur’un yanı başına boyu kadar bir silah konulmuştu ve mizansen bununla tamamlanmıştı. Bedeninde 13 kurşun çıkarılan 12 yaşındaki Uğur, “Eylem hazırlığındaki teröristti” ve devlet bu eylem hazırlığında olan 12 yaşındaki çocuğu yaylım ateşine tutarak bekasını korumuştu!

Bu fotoğraftan sonra Uğur’un bizleri donduran bir başka fotoğrafı daha çıktı.

Mavi önlüğün altında çıkmış kırmızı bir kazak, yamuk duran bir beyaz yakalık. Ve zulüm dolu bir tarihi gözlerinde ve yüzünde taşıyan mahzun yüzlü bir çocuk.

Bu fotoğrafa her baktığımda Kürt çocuklarını asimile etmek için 80’li-90’lı yılların kısa adı YİBO olan Yatılı İlk Öğretim Bölge Okulları gelir aklıma. O okullardaki çocukların fotoğraflarına bakın, Uğur’un hüznünü görürsünüz o fotoğraflarda.

Kendim de bu okullarda çekilen fotoğraflarıma baktığımda adeta insanı yıkıma gönderen yıllarımı görürüm. Ve ilkokul, ortaokul yaşlarındaki biz YİBO çocuklarının yüzlerinde bir halkın zulüm gören, asimilasyona gönderilen hüznü akar.

12 yaşında 13 kurşun ile katledilen Uğur’un, mavi önlüklü, beyaz yakalı ve o önlük altında özünü göstermek için çabalayan kırmızı kazak gibi bir tarihtir bizim çocukluğumuz.

Uğur’un o fotoğrafı onun için bizim YİBO’larda donan fotoğrafımızdır. Bir tarihi sorgular ve gelecekten hesap sorar.

Anılarına da tahammül edemediler

12 yaşındaki Uğur’un bedenine 13 kurşun sıkanlar, 12 yıl sonra ise, Uğur’un anısına dair yapılan her şeyi hedef aldılar. 11 Haziran 2016 tarihinde Uğur’un anısına dikilen heykel, Kızıltepe Belediyesi atanan kayyum tarafından kaldırılarak, yerine saat kulesi dikildi. Derik Belediyesi’ne atanan kayyum da, Uğur’un adının verildiği parkı yıktırdı. Yine Kızıltepe Belediyesi’ne bağlı Eğitim Destek Evi’nde 12 yıl temizlik işçisi olarak çalışan Uğur’un annesi Makbule Kaymaz, oğlu ve eşinin öldürülmesinin yıl dönümünde Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile işinden edildi.

13 yaşında Fatma’yı ‘örgüt üyesi’ yaptılar: Kovuşturmaya gerek yok!

21 Kasım 2004 tarihinde Uğur’un yanı başına silah koyarak onu “terörist” ilan edenler, şimdi de 13 yaşındaki Fatma Elarslan’ı “gizli tanık” ifadeleriyle “örgüt üyesi” yapıp, ölümüne dair kovuşturmaya gerek duymadılar.

Şırnak’ın İdil ilçesinde 16 Şubat 2016 tarihine ilan edilen sokağa çıkma yasağının devam ettiği sırada kendisinden haber alınamayan ve 7 Mart 2016 tarihinde cansız bedenine ulaşılan 13 yaşındaki Fatma Elarslan, “örgüt üyesi” yapıldı.

Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre, Elarslan’ın hayatını kaybetmesine dair başlatılan soruşturma, Şırnak Cumhuriyet Savcılığı tarafından “Kovuşturmaya yer olmadığı” yönünde karar verildi. Savcılık kararının olayın oluş şekli kısmında, Elarslan’ın cansız bedeninin şehir merkezindeki açık bir alanda taş yığınlarının bulunduğu bölgede dokuz kişiyle birlikte bulunduğuna yer verildi. Yapılan otopsi işleminde Elarslan’ın ölümünün ateşli silah yaralanması ve mühimmat patlaması sonucu aldığı yaralardan kaynaklandığı kaydedildi.

Elarslan’ı öldüren kurşunun hangi silahtan çıktığının tespitinin mümkün olmadığı savunulan kararda, gizli tanık ifadesine dayanılarak Elraslan’ın “örgüt üyesi olduğu” iddiasına yer verildi. Savcılık, “Hilal” isimli gizli tanık beyanlarına dayanarak, Elarslan’ın polisle çatışmaya girdiğini, “örgüt üyesi” olduğunu öne sürdü. Elarslan’ın özyönetim talebiyle İdil’de silahlı faaliyet yürüttüğünü savunan savcılık, “Güvenlik güçleri ile yapılan çatışmalara katıldığı, güvenlik güçlerine karşı silahlı faaliyet gösterdiği esnada güvenlik güçlerince öldürüldüğü değerlendirilmiştir” ifadelerine yer verdi.

12 yaşında 13 kurşun ile katledilen Uğur’un ölümüne kılıf uyduran devlet, 13 yaşındaki Fatma’nın ölümüne de kılıfı uydurmuştu. Uğur öldürüldüğünde olmayan “gizli tanık” saçmalığı, Fatma öldürüldüğünde artık vardı ve Fatma da devlet nezdinde “öldürülmeyi hak etmiş 13 yaşındaki terörist”ti.

Fatma’nın baktığında yaşamı tüm hücrelerinize taşıyan bir fotoğrafı da yayınlandı. O yaşam dolu 13 yaşındaki fotoğraf ise adeta bizi buza çeviriyor. Donuk kalıyorsunuz o fotoğrafa baktığınızda.

Fatma’nın babası Mehmet Elarslan, kızına “terörist” diyenlere, şunları söylüyor:

“12 yaşındaki çocuk nasıl silah kullanabilir ki? Buradan hakim ve savcılara soruyorum; 12 yaşındaki bir çocuk silah kullanabilir mi? Fiziksel olarak gücü yetmez. Dolayısıyla kızım için sarf ettikleri hiçbir sözü kabul etmiyorum. Eğer hakim ve savcıların 12 yaşındaki çocukları eline silah alıp ve silahı sıkabilirse, kurşun atabilirse, benim de kızım ateş etmiştir. Kızımın silah kullandığı ve ateş ettiği koca bir yalan. Kızım 7’nci sınıf öğrencisiydi. Nasıl ‘örgüt üyesi’ olabilir? Sanki dağlarda arayıp bulmuşlar ve öyle vurmuşlar. Kızım İdil’in sokak ve caddelerinde vuruldu.”

Uğur ve Fatma, Ceylan gibi, Enes gibi, Berkin gibi, Cemile gibi yüzlerce katledilen çocuğun gözleriyle bize bakıyorlar. Çocuk öldüren ve bu ölümlere kılıf uyduran adaletsizlikten hesap sorun diye.

Previous post
Covid-19 salgını: Dünya genelinde vaka sayısı 12 milyon sınırında
Next post
Kürtçe mizah: Mîrkut, Tewlo, Pîne...’den Zrîng’e – Sultan Eylem Keleş