Ana SayfaCezaevleriÖlüm orucundaki avukat Ünsal’dan eşine: Bu son görüşmemiz olabilir

Ölüm orucundaki avukat Ünsal’dan eşine: Bu son görüşmemiz olabilir

HABER MERKEZİ – “Adil yargılama” talebiyle ölüm orucunda olan tutuklu avukatlar Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’ın sağlık durumlarına dikkat çekerek Yargıtay’a “acil tahliye” çağrısı yapan avukat Didem Baydar Ünsal, eşinin kendisine “Bu son görüşmemiz olabilir” dediğini söyledi.

Tutuklu avukatlardan Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal “adil yargılanma” talebiyle ölüm orucunda. Timtik’in eylemi 196, Ünsal’ın ise 165’inci gününe girdi.

Burhaniye T Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Ünsal 63’üncü, Silivri 9 No’lu Cezaevi’ndeki Timtik ise 94’üncü gününde eylemini ölüm orucuna çevirmişti.

Sağlık durumları kritik aşamaya gelen Aytaç Ünsal 60, Ebru Timtik ise 40 kilonun altına düşmüş durumda.

Aytaç Ünsal’ın eşi olan avukat Didem Baydar Ünsal, “Avukatların ‘adil yargılanma’ talebiyle ölüm orucuna başlaması aslında bu ülkede hukuksuzluğun geldiği noktayı ortaya koyuyor” diyor.

“Aytaç ve Ebru, ‘Bu hukuksuzluklarla bizim üzerimizden meslektaşlarımıza gözdağı verilmek isteniyor. Kişisel bir şey değil mesleğimize yönelik bir saldırı. Domino taşları gibiyiz. Bugün bizden başlarlar yarın bütün meslektaşlarımıza yönelecek bu saldırılar. O yüzden mesleğimize karşı yapılan bu saldırıya karşı bir cevap vermeliyiz’ deyip girdiler bu yola. Zaten ‘çoklu baro’ düzenlemesi Aytaç ve Ebru’nun haklı olduğunu gösteriyor” diye ekliyor.

Mezopotamya Ajansı’ndan Naci Kaya’ya konuşan Ünsal, ölüm orucundaki eşinin kendisine “Bu son görüşmemiz olabilir” dediğini de aktarıyor:

“Görüşüne gittiğimde neler yapılıyor, neler yapılacak ve sağlık durumuna ilişkin konuları konuşuyoruz ama ayrılırken çok zor oluyor. ‘Bu son görüşmemiz olabilir’ diyerek, ayrılmak durumda kalmaktan büyük öfke duyuyorum.
“Eşim, ‘Ya adalet ya da ölüm’ diyor. Buna saygı göstermek durumundayım. Bu adaletsizliğe karşı bir barikat olduğu için gurur duyuyorum ama onu kaybetmek de istemiyorum. Gerçekten de ‘Bu son görüşmemiz olabilir’ gerçekliği var önümüzde, buna rağmen mücadeleye devam etme sözü veriyoruz.
“‘Eğer ben yaşamazsam bu ülke tarihinde bir avukat ölürse adalet yolunda, sen bu sorumluluğu alıp yürümek zorundasın. Biliyorum çok yoruluyorsun ama bayrağı daha ileriye taşımak için daha fazla yorulmak zorundasın’ diyor. Bu duygular nasıl tarif edilir ki…”

Gelinen noktada belirli bir dayanışmanın oluştuğunu ancak bu dayanışmanın hızla büyümesi gerektiğinin altını çizen Ünsal, bunun nedeni ise şöyle açıklıyor:

“Aytaç 30 kilo verdi ve 59 kiloya kadar düştü. Vücudunun değişik yerlerinde yaralar çıkmış. Halsizlik, hareketsizlik, uykusuzluk, kas erimesi gibi birçok sağlık sorunu yaşıyor.
“Ebru’nun durumu daha da kritik bir aşamada. Yaraları daha belirgin. Yutkunmakta dahil sıkıntı yaşanıyor. Artık sıvı alamaz durumda. Solunum yetmezliği, vücudunun değişik yerlerinde ödem oluşma gibi çok ciddi sorunlar yaşıyor.”

Sağlık durumları kritik aşamaya gelen ölüm orucundaki avukatların cezaevinde zorla müdahale tehdidi altında olduğunu dile getiren Ünsal, son günlerde bu yönde girişimlerin olduğunu da belirtiyor.

Zorla müdahalenin kabul edilemez olduğunu vurgulayan Ünsal, Mustafa Koçak, Helin Bölek ve İbrahim Gökçek’e zorla müdahale edilmesiyle yaşanan süreçleri örnek gösteriyor.

Yargıtay’a tahliye çağrısı

Yargıtay’ın bir an önce kararını açıklaması gerektiğini ifade eden Ünsal, bu konuda şunları söylüyor:

“Yargıtay’dan çok acil bir şekilde karar çıkmasını bekliyoruz. Bu kararı çoktan vermeleri gerekiyordu. Eğer bu ülkede siyasal iktidar bu dosyaya müdahale etmeseydi, siyasi talimatlı bir dosya olmasaydı bu kadar gün tutuklu kalmalarına ve yeniden tutuklamalara gerek yoktu.
“Bu yüzden Yargıtay, adli tatil başlamadan karar vermelidir. Bu yargılamadaki hukuksuzlukları Yargıtay Başkanı ve üyeleri de çok iyi biliyor. Yargıtay neyi bekliyor, bu insanların ölmesini mi? Avukat arkadaşlarımızın ölmesi halinde bu kadar gecikmeyi nasıl açıklayacaklar?
“Bunun baş sorumlusu Adalet Bakanlığı olur. Çünkü Adalet Bakanlığı bu ülkedeki adaletsizliğe bakıyor. Adalet Bakanlığı’nın işi adaletsizliğe bakmak değil, adaletsizliği önlemek adına sorumlu mekanizmaları çalıştırmaktır. Siyasal iktidarın Yargıtay’dan elini çekmesini istiyoruz ve çok acil bir şekilde tahliye bekliyoruz.”

Tutuklu avukatların dava süreci

2017 yılında aralarında Selçuk Kozağaçlı’nın da bulunduğu Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve Halkın Hukuk Bürosu (HHB) üyesi avukatlar bürolarına yapılan polis baskını sonucu gözaltına alınarak tutuklanmıştı.

Yargılama sonucunda mahkeme, 18 avukata “örgüt üyeliği” ve “örgüt yöneticiliği” iddialarıyla toplam 159 yıl 1 ay 30 gün hapis cezası vermişti.

Avukat Ebru Timtik’e “örgüt üyeliği” suçlamasıyla 13 yıl 6 ay, avukat Aytaç Ünsal’a ise 10 yıl 6 ay hapis cezası verilmişti.

İstinaf Mahkemesi’nce onanan dosya şu an Yargıtay’da.


Ölüm orucundaki tutuklu avukatlar için Yargıtay’a çağrı

Previous post
DSÖ ve UNICEF: Salgın nedeniyle yapılmayan aşılar çocuklar için ölümcül riskte
Next post
LGS sonuçları açıklandı