Ana SayfaDünya30 yıl içinde on milyonlarca insan ‘sel ve taşkınlara maruz kalacak’

30 yıl içinde on milyonlarca insan ‘sel ve taşkınlara maruz kalacak’

HABER MERKEZİ – İklim krizi nedeniyle 30 yıl içinde 23 milyon insanın sel ve taşkınlara maruz kalacağı tahmin ediliyor. Prof. Ian Young, “Kesinlikle sera gazı emisyonunu hafifletmemiz gerekiyor ama bu sorunu çözmeyecek” uyarısında bulunuyor.

Bilim insanları, gelecek 30 yılda 23 milyon kişinin sel ve taşkınlardan etkilenebileceği uyarısında bulundu.

‘Scientific Reports’ adlı dergide yayımlanan araştırmaya göre, sera gazı emisyonunda kısmen düşüşler yaşanabilecek olsa da, insanların etkisi, kasırgaların artışı ve deniz seviyelerinin yükselmesiyle sel ve taşkınlar daha sık görülebilecek.

Küresel ısınmanın neden olduğu deniz seviyesinin yükselmesi okyanuslara uzanıyor ve buzulların erimesine neden oluyor.

BBC Türkçe’nin haberine göre bu, içinde bulunduğumuz yüzyılın sonuna kadar, normalde 100 yılda bir görülen sellerin, 10 yılda bir görülebileceği anlamına geliyor. Bu da, dünya nüfusunun yüzde 4’ünün sel ve taşkınlardan etkilenecek olması demek.

Araştırmada sel ve taşkınlar açısından en riskli görülen bölgeler şöyle sıralanıyor: Güneydoğu Çin, Avustralya’nın kuzeyi, Bangladeş, Batı Bengal, Hindistan’da Gujarat.

ABD’de Kuzey Carolina, Virginia ve Maryland eyaletleri ile Britanya, Fransa’nın kuzeyi ve Almanya’nın kuzeyi de riskli alanlardan sayılıyor.

‘Uyum sağlayıp, önlemler almak gerekiyor’

Raporun yazarlarından Melbourne Üniversitesi öğretim görevlisi Prof. Ian Young, Guardian gazetesine şu yorumu yaptı:

Kesinlikle sera gazı emisyonunu hafifletmemiz gerekiyor ama bu sorunu çözmeyecek. Deniz seviyesi her halükarda yükselecek, bugün emisyonu düşürsek bile deniz seviyesi yükselmeye devam edecek çünkü buzullar yüzlerce yıl erimeye devam edecek. Sel altında kalan çok büyük alanlar var, alt yapı ve dolayısıyla ekonomi üzerinde de büyük etkisi oluyor.

Sera gazı emisyonunu hafifletmenin çok büyük etkisi yok. Bu duruma ayak uydurmamız lazım. Ya ağır mühendislik çözümlerine bakmalıyız ya da planlı çekilmelere, nüfusları taşımaya odaklanmalıyız. Bu oldukça zor. Ya da kıyılarda doğa temelli savunma sistemleri olacak.

Melbourne Üniversitesi baş araştırmacılarından Ebru Kirezci de “Deniz seviyesinin yükselmesine ve iklim değişikliğine uyum sağlamalıyız” dedi ve şu tavsiyelerde bulundu:

Bundan tek çıkış yolu uyum sağlamak. Deniz duvarlar, bentler inşa etme, hava tahminleri, uyarı sistemleri veya kıyılardan çekilme, kıyılarda yaşayanların daha güvenli bölgelere taşınması gibi riski hafifletecek stratejileri benimsememiz gerekiyor.

Previous post
Rusya: Covid-19 aşı çalışmalarında klinik testler başarıyla sonuçlandı
Next post
“Türklük ethosunu aşındıran daha çok filmle karşılaşacağız”