Ana SayfaManşetHDP’den muhalefete Kürt sorunu çağrısı: Samimiyseniz muhatabı bellidir

HDP’den muhalefete Kürt sorunu çağrısı: Samimiyseniz muhatabı bellidir

HABER MERKEZİ – Son günlerde Kürt sorununu gündemine alan muhalefete seslenen HDP Sözcüsü Ebru Günay, “Bu meselenin çözüm yolu diyalogdur. Kürt sorununun muhatabı bellidir ve çözümden bahseden güçlerin bu gerçeği kabul etmeleri gerekir” dedi. Günay ayrıca demokratik mücadele çerçevesinde 19 Ağustos’tan 1 Eylül’e kadar sekiz merkezde Türkiye’nin en büyük insan zincirini oluşturacaklarını duyurdu.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay, parti Genel Merkezi’nde güncel gelişmelere dair haftalık basın toplantısı düzenledi.

Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmelerle söze başlayan Günay, “Libya, Suriye, Irak’ta boğazına kadar ülkeyi savaş bataklığına çeken iktidar şimdi de Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi öngörülemez, son derece tehlikeli bir maceraya sürüklüyor” dedi.

HDP olarak, savaş, rant ve talan politikasını halklara anlatmaya ve bu politikaya karşı demokrasi ve barış için mücadele yürüteceklerini dile getiren Günay, şöyle devam etti:

AKP-MHP iktidarı; ülkeyi, yaşadığımız coğrafyayı ortaklarıyla birlikte ne hale getirdiklerini görüyoruz. Halklarımız görüyor. Savaş bataklığı içerisinde yok olup gideceklerdir; bu iktidar ve savaşçı anlayış miadını doldurdu. Savaş siyaseti de onları kurtaramayacak. Fakat bizim derdimiz halklarımızın yaşadığı acı, döktüğü gözyaşı, yaşadığı ölüm, yoksulluk, ekonomik kriz, işsizliktir. Artık mızrak çuvala sığmıyor, hangi ölçülerle kılıf dikerlerse diksinler onu delip geçiyor. Kendilerini çekiç, herkesi çivi sanan, bir askeri yönetime dönüşen bu savaş koalisyonundan bir beklentimiz yok.

‘Hazine Bakanı dalga geçiyor’

Ekonomideki gidişata ilişkin değerlendirmelerde bulunan Günay, iktidara şu sözlerle yüklendi:

Bakın içerde ve dışarıda yürütülen bu savaş politikasının ekonomide ülkeyi getirdiği durum ortadadır. Milyonlarca insanımız işsiz ve aç kalırken, bu iktidarın Hazine ve Maliyeden Sorumlu Bakanı çıkıp, ‘Maaşınızı dolarla mı alıyorsunuz? Dolar borcunuz mu var? Dolarla bir işiniz var mı’ diye hiç sıkılmadan evine bir ekmek dahi götüremeyen milyonlarca işsizle, açlığından dolayı intihar eden, kendisini yakan insanlarla dalga geçiyor. Zaten bunlarda biraz vicdan kalmış olsaydı ülkeyi, ekonomiyi getirdikleri durumdan dolayı istifa ederlerdi. AKP hem ülkeyi dolarla borçlandırdı hem de dolarla ne işiniz var diyor. Ne işimiz var öyle mi?

Köprü geçişleri son bir haftada doların yüzde 7 değer kazanması nedeniyle 20 TL arttı. Bu yükselişle birlikte, şehir hastanelerine hizmet alım ve kiralama bedeli olarak önümüzdeki 25 yıl boyunca ödenecek olan toplam 142,2 milyar dolarlık bedel de (TL cinsinden) yüzde 7 oranında arttı.

Hazine ve Maliye Bakanı bunları biliyor ama kendisi ne benzine ne ekmeğe ücret ödemediği için devlet hazinesini kendi kişisel kasası gibi kullandığı için etkisi yok diyor. İşte bu cehalet Türkiye ekonomisini çökertti. Bu çöküşten kurtulmanın tek yolu AKP-MHP ittifakını demokrasinin çöp sepetine atmaktır.

‘Kürt sorununda çözüm acil’

Kürt meselesine yönelik son günlerde muhalefetin peş peşe çıkışlarda bulunmasına değinen Günay, şöyle dedi:

Ülkenin sürüklendiği uçurumun en büyük nedenlerinden biri Kürt sorununda savaş ısrarıdır, 40 yıllık kör dövüştür. Bu politikayla gidilecek yol kalmamıştır. Çözüm kendisini dayatıyor. Son günlerde Kürt sorununun yeniden gündeme gelmesinin nedeni bu acil çözüm ihtiyacından kaynaklanıyor, çözümün bir zaruret haline gelmiş olmasından kaynaklanıyor. Biz ‘Kürt sorununu çözeceğiz, bunu çözmeye adayız’ diyenler kadar, kendilerine bunu söyleten gerçekleri, hakikatleri de görüyoruz.

‘Savaşla mesafe koymaya hazırlar mı?’

Kürt meselesini çözeceğini iddia edenlere seslenen Günay, şu çağrıyı yaptı:

Bu sorunun esas olarak halkların mücadelesiyle çözüme kavuşturulacağının farkındayız, yeter ki siyasi aktörler buna engel olmasın, yeter ki çatışma ve savaş politikalarında ısrar etmesinler. Kürt sorunu günlük siyasetin küçük çıkar çatışmalarının ötesinde ele alınması gereken, çözüldüğü anda sadece Türkiye’yi değil tüm bölgeyi rahatlatacak bir meseledir. Dürüst yaklaşılmadıkça daha çetrefilli hale gelecektir, bu da kimsenin çıkarına değildir. Biz her zamanki çağrımızı yeniliyor ve samimi her çabaya açık olduğumuzu, çözüm için üzerimize düşen her türlü gayreti ve çabayı göstermeye hazır olduğumuzu belirtiyoruz. Sorunu çözmeye aday olanların da çözüm projelerini ortaya koymalarını önemsiyoruz.  Mesela soruna kaynaklık eden Kürt dili, kimliği ve özgürlük talepleri konusunda ne düşünüyorlar? Örneğin kaba retçi, inkarcı, savaşçı anlayışlarla aralarına mesafe koymaya hazırlar mı? Bu meselenin çözüm yolu diyalogdur, diyalog için Kürt sorununun muhatabı bellidir ve çözümden bahseden güçlerin bu gerçeği kabullenmeleri gerekir.

Meselenin çözümüne yönelik de Günay, şu önerileri sıraladı:

  • Çözüm için Meclis devreye girmeli, hak ve özgürlükleri önceleyen bir perspektifle çözümden yana tarafı olduğunu deklere etmelidir.
  • Şimdiye kadar çözüm için yaşanan girişimlerden gereken sonuçları çıkaracak, aynı hataların tekrarlanmaması için yol ve yöntem gösterecek, toplumun geniş kesimlerini kapsayan bir gözlemci heyet oluşturulmalıdır.
  • Çözümün önünde engel olan, çözümsüzlük dayatan güçler teşhir edilmeli ve bu konudaki engelleri aşacak bir duyarlılık gösterilmelidir.
  • Demokrasiye geçiş programında ortaklaşan tüm güçler bir araya gelerek çözüm iradelerini deklere etmelidir.
  • Kayyım ve irade gasplarına neden olan darbe pratiklerini ortadan kaldıracak yeni düzenlemeler için ortak hareket edilmelidir.

Günay, “Bu önerilerimizin ve çağrımızın muhatabı çözüm isteyen, çözüm istediğini dile getiren herkestir. Aksine yapılan açıklamaların ve ‘çözüm istiyoruz’ açıklamalarının hiçbir anlamı yoktur. Biz HDP olarak bu konuda da inisiyatif almaya hazırız” diye ekledi.

Sekiz merkezde insan zinciri

Günay, son olarak Demokratik Mücadele programının üçüncü aşamasına ilişkin şunları söyledi:

HDP olarak demokrasi ve barış düşmanı olan bu iktidara karşı direnişimizi sürdürüyoruz. Bu kapsamda Demokratik Mücadele Programımızın üçüncü aşamasını ‘Hep birlikte savaşa karşı barış, tecride karşı özgürlük’ şiarıyla kayyum gasplarının yıldönümü olan 19 Ağustos’ta Mardin ve İstanbul’da başlatıyoruz. Eylem programımızın finalini ise 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde sekiz merkezde Türkiye tarihinin en büyük insan zincirlerini oluşturarak tamamlayacağız. İstanbul, Amed, Urfa, Adana, Van, İzmir, Ankara ve Antalya’da Barış Zinciri Eylemleriyle ‘Savaşa karşı Barış’ savunucularını bir araya getiriyoruz. İktidarın körü körüne girdiği bu savaş politikaları hepimizin canını yakıyor ve hepimizi günden güne yoksullaştırıyor. Bu yüzden gelin hep birlikte bu iktidarı durduralım ve ülkeye demokrasi, umut, barış ve kardeşlik yayalım.

 

 

Previous post
Mazbatası verilmeyip, yerine kayyum atanan Yenişehir Belediyesi Eşbaşkanı tutuklandı
Next post
Anayasa Mahkemesi’nden KHK ihraçları için önemli karar