Ana SayfaBilim ve Teknoloji2020 Nobel Ödülleri’ne kadınlar damgasını vurdu

2020 Nobel Ödülleri’ne kadınlar damgasını vurdu

HABER MERKEZİ – Güncel bilimsel gelişmelere ve bilim tarihine mercek tuttuğumuz “Karınca’nın Gözünden Bilim”de bu hafta 2020 Nobel Ödülleri’ne kadın araştırmacıların damga vurmasının yanı sıra, akademide kadınlara yönelik yapısal ayrımcılıklara değiniyoruz.


Mehmet Ali Döke*


Bu sene 120’nci yılını dolduran Nobel Ödülleri’ne bilimsel kategorilerde kadınlar damgasını vurdu. Emmanuelle Charpentier ve Jennifer A. Doudna, Crispr-Cas9 genom düzenleme tekniğinin geliştirilmesindeki emekleri için Nobel Kimya Ödülü’ne layık görülürken, Nobel Fizik Ödülü “kara delikler de dahil olmak üzere evreni kavrayışımızı ilerleten” çalışmaları için aralarında Andrea Ghez’in de bulunduğu üç araştırmacıya verildi.

Fizyoloji veya Tıp Nobel Ödülü ise Hepatit-C virüsünün keşfi için üç erkek araştırmacı arasında paylaştırıldı. Böylece 2020 Nobel Bilim ödüllerinde cinsiyet dağılımı üç kadın ve beş erkek şeklinde gerçekleşti.

Her ne kadar Nobel Ödülleri’nin ilk yıllarında Marie Curie hem fizik hem de kimya alanında ödül almış olsa da genel olarak bakıldığında kadınların Nobel Ödülü alması nadir denebilir. Bugüne kadar ödül kazananların arasında 866 erkek, 53 kadın ve 24 de kurum ve kuruluş var.

Kategorilere göre baktığımızda kadınlar 17 Barış, 15 Edebiyat, 12 Fizyoloji veya Tıp, 7 Kimya, 4 Fizik ve 2 Ekonomik Bilimler Ödülü kazanmışlar. Yani 53 kadından sadece 23’ü temel bilimler alanında Nobel’e layık görülmüş ve bugüne kadar verilen bütün Nobel bilim ödüllerinin kadınlara gidenleri %4 bile etmiyor. Bu bakımdan 23 ödülden üçünün bu sene verilmiş olması ve ödül alan kadın araştırmacıların tarihi oranın 10 katına çıkmış olması umut verici diyebiliriz.

Bununla birlikte, Nobel Ödülleri’nde kadınların kayda değer temsil bulduğu ilk yıl 2020 değil. 2009’da da pek çok kategoride kadınlar ödül almış ve bilim ödüllerinde dokuz kazanandan üçü kadın olmuştu.

Tabii ki Nobel Ödül Komitesi’ni cinsiyetçi davranmakla suçlamadan önce bazı gerçekleri incelemek gerekir. Mesela, komitenin elinde olmayan, yapısal nedenlerden ötürü bilimde kadınlar boy gösteremiyor olabilir. İşte Kopenhag’daki Niels Bohr Enstitüsü’nde araştırmacı olan Liselotte Jauffred’in de aklına bu soru takılmış. Özellikle Nobel Ödülleri’ne layık görülen işlerin genelde onlarca yıl önce yapılmış araştırmalardan geldiği düşünülürse bugün gördüğümüz kadın araştırmacı oranının bilim camiasının geçmiş yıllarında daha da ciddi anlamda hissedilen kadın araştırmacı eksikliğinin bir yansıması olup olmadığını anlamak için tarihi verileri kıyaslamış.

Jauffred ve ekibinin Humanities And Social Sciences Communications dergisinde 2019’da yayımlanan makalesine göre geçmiş cinsiyet oranları dikkate alındığında bile Nobel Ödülleri’nde kadınlar ciddi anlamda eksik temsil bulmuş.

Kadınların Nobel ödülüne erkeklere oranla çok daha az layık görülmelerinin nedenlerini de irdeleyen Jauffred’e göre kadınlar sürecin pek çok basamağında yapısal ayrımcılıkla karşılaştıklarından Nobel ve benzeri ödüllere aday gösterilme ya da kazanma oranları da düşük kalıyor.

Örneğin 2011’de Journal of Creative Behavior dergisinde yayımlanan bir makaleye göre ödül kazanmış kadınların %97’si evli değil ve %86’sının çocuğu yok. Ödül almış erkeklerde ise bu oranlar sırasıyla %63 ve %55. Bu fark, geleneksel aile hayatında ev içi işler ve çocuk bakımının kadınlara yıkılmasının, onların kariyer gelişimini olumsuz yönde etkilediğini düşündürüyor. Dahası, akademide, erkeklere kadınlardan daha fazla kaynak ve imkan sunulduğuna dair bulgular da mevcut. Eşit kaynaklarla yola çıkılmadığı durumda eşit becerideki insanların benzer sonuçlar elde edememesi de şaşırtıcı değil. Ödül kazanmış kadın ve erkekler arasında bile yayın sayılarında anlamlı fark görülmesi bu görüşü destekliyor.

Dolayısıyla Nobel Ödülü adaylarını anonim bir biçimde belirleyen komitelerin tamamen cinsiyeti dikkate almadan hareket ettiği gerçek ötesi ideal bir evrende bile olsak, o aşamaya gelmeden önceki yapısal engeller kadınları bu aday havuzunun dışında tutmaya yetecek gibi görünüyor.

Kısacası, eşit temsilin gerçekleşebilmesi için Nobel Ödülü’nün veriliş biçimini düzeltmek yetmeyecek ve çok daha derin değişikliklerin akademinin genelinde ve yapısal ölçekte gerçekleşmesi gerekecek gibi görünüyor.


Ek kaynaklar
https://en.wikipedia.org/wiki/Nobel_Prize
https://www.nobelprize.org/prizes/lists/nobel-prize-awarded-women/
https://www.nytimes.com/article/2020-nobel-prize-winners.html

* Puerto Rico Üniversitesi’nde doktora sonrası araştırmacı, entomolog


PAYLAŞ:
    WhatsApp'da Paylaş!   Telegram'da Paylaş!     Yazdır   E-Posta Gönder

Önceki Haber
Türkleştirme ve mülksüzleştirmede Edirne örneği
Sonraki Haber
Ağrı'da çatışma: Bir asker yaşamını yitirdi