Ana SayfaYazarlarErcan SezginŞengal masasının ayakları bir bir kırılırken Kürtlerin gafleti

Şengal masasının ayakları bir bir kırılırken Kürtlerin gafleti


Ercan Sezgin


Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı adına Talat Abdulhalik geçen günlerde yaptığı açıklamada Irak ile Kürdistan Bölgesi Yönetimi’nin tartışmalı bölgeler üzerinde anlaşmaya vardığını duyurdu. Bu anlaşmanın Şengal’den başladığını, Diyala, Kerkük ve Mahmur ile devam edeceğini belirtti. Ortada bir anlaşmanın olduğu net. Bu anlaşmaya hangi güçler, ne amaçla dahil olmuş buna geçmeden önce, tartışmalı bölgeleri ve onların tarihsel gelişimini kısmen açmak gerekiyor.

Irak’ta 2005’te hazırlanan Anayasa’ya göre Kerkük’ün tamamı, Diyala’nın Xanekin ilçesi, Celawla, Sadiye ve Karatepe kasabaları, Selahaddin’e bağlı Tuzhurmatu ilçesi, Mahmur, Şengal, Hamdaniye, Zummar, Guwer, Rabia ve Başika tartışmalı bölgeler olarak kabul edilmişti. Bu bölgelerde Kürtler yoğunluktaydı. Sünni, Şiî Kürtlerin yanında, Êzidî, Kakayi Kürtleri de bulunmakta. Ayrıca Sünni Araplar, Türkmenler ve Hıristiyan topluluklar da bu bölgelerde yaşıyor. Saddam döneminde, buraların demografik yapısıyla oynanarak Sünni Araplar yerleştirilmişti. 2005 anayasa tartışmalarında buraların Kürt bölgesi olması ve Kürt yönetimine bağlanması tartışmaları yürütüldü. Ancak kabul edilmedi ve buraların statüsünün, referandumla belirlenmesi kararlaştırıldı. Buna göre nüfus sayımı yapıldıktan sonra 2007’de referandum ile statüler netliğe kavuşacaktı. Ancak dönemin Irak Başbakanı Nuri El Maliki bu kararı uygulamadı.

2014’te IŞİD’in Musul’u işgal etmesiyle birlikte hem KDP hem Irak güçleri bu alanların çoğunu boşaltmıştı. IŞİD bu bölgenin çoğuna yerleşmek istiyordu. Daha sonra Şengal, Mahmur, Erbil ve Kerkük’te gelişen Kürt direnişi, IŞİD’i durdurdu ve sonrasında buralardan çıkarttı. Bu alanların çoğuna Kürt güçleri yerleşti. Irak Kürdistan Bölgesi’nde 2017’de yapılan bağımsızlık referandumundan sonra, Irak güçleri Kerkük başta olmak üzere tartışmalı bölgeleri bir gecede ele geçirdi. Şii milis güçleri Haşdi Şabi buralara yerleştirildi. Ancak Şengal ve Mahmur’un pozisyonu değişmedi. Bu alanlar son altı yılda üç defa el değiştirdi. Şimdi de yeni bir planla karşı karşıya. Son dönemde IŞİD tekrar bu sahada aktifleşti veya birilerinin eliyle harekete geçirilmeye başladı. Son bir yılda IŞİD’in 236 eylem yapması bunun göstergesi.

Öyle görünüyor ki ABD, Irak hükümeti, KDP ve Türkiye bu alanlarda bir plan etrafında anlaşmışlar. Her gücün bu planda hedefleri, amaçları değişiyor. ABD bu plana İran’ın bölgedeki etkinliğini azaltmak, Irak’taki Şii gruplar ile Sünni Arapları dengelemek için dahil oldu.

Mustafa Kazımi yönetimindeki Irak hükümeti de yeniden merkezi otoriteyi kurmak, seçimler öncesi koltuğunu sağlamlaştırmak ve kalıcı hale gelmek için dahil olmuş. Türkiye ise her zamanki gibi bu alanlarda PKK’yi hedef gösteriyor. PKK’nin bu alanda etkili olduğunu belirtiyor. Esas olarak da Kürt etkinliğini azaltmak istediği ortadadır. Ama her zaman yaptığı gibi PKK’yi bahane ediyor. Esas olarak Türkmenlerin ve Sünni Arapların bu alanlarda güç olmasını istemektedir.

Irak hükümeti ve Türkiye’nin politikaları bu kadar açıkken, KDP’nin bu plana dahil olması KDP’yi Kürt kamuoyunda tartışmalı hale getirdi. KDP de bu bölgelere IŞİD’in gelmesi ve referandumdan sonra kaybettiği prestiji yeniden kazanmak ve bu alanlarda PKK’nin kazandığı etkinliği sınırlandırmak için anlaşmaya dahil oldu. Sınır hatlarında Türkiye’nin operasyonlarına ses çıkarmaması, onaylayan açıklamalar yapması, tartışmalı Kürt bölgelerinde Irak ordusuyla birlikte hareket etmesi ve Türkiye’nin buradaki planlarını görmezden gelmesi Kürtler tarafından öfke ve tepkiye karşılanıyor.

Oysa bu alanlarda Kürtler ancak birlikte hareket ederek var olabilir. Partisel çıkarlarla hareket etmek, ulusal çıkarları ötelemek Kürtlere kaybettirir. Parçalı hareket etmek Kürt kazanımlarını tehlikeye sokuyor. Şimdilik peşmergenin bu alanlara girişini kabul edebilirler. Ama yarın bir gecede tekrar çıkarmasını bilirler. Tarih bunu kanıtlamıştır.

Bu anlaşmaya Şengal’den başladılar. Şengal’in stratejik önemi ile birlikte, orada şekillenen yaşam ve yönetim şekli tehlike olarak görüldü. Şimdiye kadar Şengal’de herhangi bir çatışma yaşanmadı. Şengalliler özerk yönetimlerinin, kurumlarının ve asayiş güçlerinin tanınmasını istiyorlar. Bu konuda diyaloglar görüşmeler devam etmekle birlikte, herhangi bir anlaşmaya varılmış değil. Ancak askeri güçler iç içe geçmiş, bu da her an bir savaşın patlak vermesi riskini barındırıyor.

Bu alanlarda Şengal’den sonra Kürtler için iki önemli merkez daha bulunmaktadır: Kerkük ve Mahmur. Kerkük’te vali değişimi var. Bir Türkmen’in vali yapılacağına yönelik tartışmalar yürütülüyor. Şimdiki vali Rakan Cuburi, Irak seçimlerinde yeniden milletvekili olmak istiyor. Irak yasalarına göre mevcut vali görevinden ayrılırsa yerine merkez kaymakamı geliyor. Merkez kaymakamlığı da Türkmenlerin elinde. Bu durum YNK Eşbaşkanı Pavel Talabani’ye soruldu. Kendisi de çok önemsemeyerek ‘Bu tür sorunlarla kafanızı meşgul etmeyin’ açıklaması yaptı. Oysa durum ciddi bir boyutta. Kerkük’te Türkmen etkinliğini geliştirmek, Kürt etkisini sınırlamak Türkiye’nin tarihsel hayali ve politikasıdır.

Mahmur Mülteci Kampı (Fotoğraf: MA)

Bir diğer hassas olan yer Mahmur kampı. Bu süre içinde Şengal ile birlikte Erdoğan tarafından sürekli hedef olarak gösterildi ve havadan  bombalandı. Bu bombalamalar Irak hükümeti ve ABD’nin onayı doğrultusunda yapıldı. Mahmur yapı olarak iki parçaya ayrılmış durumda. Aşağı Mahmur’da Arap ve Kürtler iç içe yaşıyor. Yukarı Mahmur ise Birleşmiş Milletler denetiminde kurulan bir mülteci kampı. Kendi öz yönetimleri ve öz savunmaları var. IŞİD’e karşı ilk direnen bölgelerin başında geliyor. Hala da dönem dönem IŞİD saldırılarıyla TSK bombardımanlarına hedef oluyor. Saddam döneminde Mahmur’un statüsü mülteci kampı olarak geçiyordu. Saddam sonrasında da bu statü devam etti. Ancak şimdi bu kamp da planın bir parçası olarak saldırı ile karşı karşıya.

Durum böyleyken, planın yürütücülerinden ABD’de son başkanlık seçimleriyle yönetim değişti. Joe Biden göreve başladıktan sonra bu plana sadık kalır mı bilinmez. Irak ve İran’da da Haziran ayında seçimler var. Gelecek yönetimler bu plana nasıl ve nereye kadar sadık kalırlar ya da karşı dururlar mı belli değil. Bu planın yürütücülerinden Türkiye’de de AKP-MHP yönetimi ciddi sallantılar geçiriyor. Hem içte hem dışta ciddi zorlanmalar yaşıyor. KDP ise Kürt kamuoyunda gittikçe yalnızlaşıyor ve tek başına kalıyor. Planı hazırlayıp uygulayanların geleceği pek parlak değil. Kerkük ve Şengal başta olmak üzere tartışmalı bölgelerin geleceği yine Ortadoğu’daki dengeler birkaç ay içinde farklı yönlere evrilebilir.


PAYLAŞ:
    WhatsApp'da Paylaş!   Telegram'da Paylaş!     Yazdır   E-Posta Gönder

Önceki Haber
Demirtaş’ı okumak
Sonraki Haber
Harfa Kitap'tan: “Sağır Cumhuriyet”