Ana SayfaGüncelBuldan’dan Soylu’ya yanıt: Ne vaat ettiğinizi açıklamazsak namerdiz

Buldan’dan Soylu’ya yanıt: Ne vaat ettiğinizi açıklamazsak namerdiz

HABER MERKEZİ – HDP Eşbaşkanı Pervin Buldan, Gare operasyonu sonrası partilerine yapılan saldırılara tepki gösterdi. İçişleri Bakanı Soylu’ya yanıt veren Buldan, “Çözüm sürecinde partimize neler vaat edildiğini zamanı geldiğinde açıklamazsak namerdiz” diye seslendi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Meclis’te partisinin grup toplantısında konuştu.

Buldan’ın gündeminde iktidarın HDP’yi hedef alan açıklamaları ve Gare’de PKK’nin elindeki 13 esirin TSK operasyonu sonrası yaşamını yitirmesiyle başlayan tartışmalar vardı.

Buldan, iktidarın Gare’deki ölümlerin hesabını vermekten kaçındığını, ancak kendilerinin hesap sormaya devam edeceğini vurguladı.

Çünkü Gare çok önemli bir kırılma noktasıdır. Şu an iktidarda bir başka parti olsaydı; AKP muhalefette olmuş olsaydı Gare için kıyameti koparırdı. ‘Ölümlerin sorumlusu bu iktidardır’ derdi. Biz de HDP olarak aynısını yapıyoruz, halk adına hesap soruyoruz iktidardan. Sormaya da devam edeceğiz. Kamuoyunun, HDP’nin ve muhalefetin geçmişte olduğu gibi o insanların kurtarılması için neden adım atmadığı sorusuna iktidar aradan geçen bir haftada yanıt vermiş değildir. Sorudan kaçıyorlar. Gare’den kaçıyorlar. Çünkü suçlular.

‘Amaçları kurtarmak değildi’

Geçmiş dönemlerde PKK tarafından alıkonulan 335 insanın diyalog yoluyla serbest bırakıldığını anımsatan Buldan, son operasyonun bundan farklı olduğunu belirtip şöyle dedi:

Amaçlarının Gare’de o insanları kurtarmak olmadığı ayan beyan ortadadır. Amaçları bu olsaydı, yöntem bu olmazdı, operasyon değil diyalog yolunu seçerlerdi. 2015’te bizzat benim de içinde bulunduğum bir heyet, alıkonulan insanları, Lice’de 3 uzman çavuş bizim girişimlerimiz sonucu alındı, Lice Kaymakamlığı’na teslim ettik. Biri nişanlıydı, bizi nişanına davet etti. Biri yeni evliydi, doğan çocuğuna bizlerden birinin isim vermesini istedi. 13 insanın getirilmesi için de hükümete çağrı yaptığımızı, girişimlerde bulunduğumuzu söylememize rağmen dikkate almadılar, istemediler.

‘Gare’ye iktidarlarını kurtarmak için gittiler’

Can kayıplarının ardından HDP üzerinden yapılan tartışmalara da yanıt veren Buldan, şöyle devam etti:

Hedefleri; iktidarlarının geleceği için Gare’den kullanabilecekleri siyasi bir hikâye çıkarmaktı. Gare’ye, kendi iktidarlarını kurtarmak için gittiler. Gare’den de siyasi bir zaferle, bir müjdeyle dönmeyi umuyorlardı. 13 insanı da bu siyasi hesaplarına feda ettiler. Gare gerçeği tam da budur. Siyasi amaçlarına ulaşamayınca ne yaptılar? Dört bir koldan HDP’ye saldırmaya başladılar. ‘HDP kapatılsın korosu’ her gün gürültü çıkarmaya, Kürt düşmanlığı yapmaya, nefret iklimini yaymaya devam ediyor. Varlıklarını, adeta HDP’nin yokluğuna bağlamış durumdalar. Bu iktidar kendi varlığını HDP’nin yokluğuna bağlamış durumdadır. HDP’siz bir Türkiye’de varlık sürdürebileceklerini sanıyorlar.

Soylu’ya: Erdoğan’ın koltuğuna göz dikmiş

Buldan, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun partileri hakkında ortaya attığı iddialara şu yanıtı verdi:

Bunların bir de fotoğrafçı bakanları var; gezdiği çukur kanallarında yalan rüzgârı estiren bir bakanları var bir fotoğraf bakanı var. Ona, yaptıklarına, söylediklerine attığı iftiralara ben buradan cevap vereceğim. Çözüm sürecinde Kandil’e yaptığımız onlarca ziyaretin fotoğrafları üzerinden algı yaratma telaşında olduklarını belirtmek isterim. Fotoğraflara birazdan geleceğim ama bu yetmiyor, bir vekil arkadaşımıza açıkça iftira atmaktan geri durmuyor. Güya ‘HDP’li bir kadın milletvekili Gare’ye gitmişmiş’ orada boy göstermiş talimat almış gelmiş, siyaset yapmaya devam ediyor. Pes doğrusu.

Buradan açıkça söylüyorum: Bu, kocaman kuyruklu bir yalandır, iftiradır, kara propagandadır. Kendi suçlarını örtbas etme telaşıdır. Bu kara propagandanın arkasına sığınanlar yarın öbür gün bunun altında kalacaklarını düşünmüyorlar mı? Bu kadar büyük bir yalan propagandanın siyaseten, vicdanen, ahlaken ne kadar büyük bir günah olduğunu bilmiyorlar mı?

Bizim milletvekilimizin Gare’de ne işi var? Bizim vekillerimizin gidebileceği o bölgede tek bir yer vardır, o da Barzani ile görüşme yapmak için Erbil’dir. Siyasi partilerle görüşme yapmak için vekillerimiz zaman zaman Erbil’e giderler. Bunun dışında da yurt dışına çıkarlar, Avrupa’ya, Amerika’ya giderler. Dilan arkadaşımız da dün kamuoyuna detaylı açıklamalarda bulundu ve bu iftirayı atanı kanıtlamaya çağırdı. Ben de aynı çağrıyı yapıyorum: İspatlayın. İspatlayamazsanız müfterisiniz. Allah kimseyi böyle şaşırtmasın ve böylesi bir acizliğin içerisine düşürmesin!

Nasıl bir durum yaşıyorlar biliyor musunuz? Resmen dibin de dibindeler. Dünyanın en derin çukurunun Büyük Okyanus’taki Mariana Çukuru olduğunu biliyorduk. Meğer en derin çukur, dibin de dibi Ankara’daki iktidarın içine düştüğü çukurmuş, son günlerde bunu net olarak gördük ve bunu biliyoruz. Bize yönelik iftira, kumpas ve saldırı kampanyası aynı cemaat döneminin yöntemleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Belli ki bunlar, cemaatteki abilerinden çok dersler almışlar, çok şeyler öğrenmişler. Bu fotoğrafları gösteren bakanın derdi Erdoğan’ın koltuğuna açıkça göz dikmiş olmasıdır.

‘Erdoğan ne olduğunu iyi bilir’

Kandil’de KCK yönetimiyle yaptıkları görüşmelerin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bilgisi dahilinde olduğuna değinen Buldan, Soylu’ya “O fotoğrafları keşke televizyonlara çıkmadan önce genel başkanına sorsaydın. Kendisi o süreci gayet iyi bilir” diye seslendi.

Bu zata aynı birilerine anlatır gibi tane tane şimdi anlatıyorum: Bak iyi dinle, iyi öğren. O dönemde neler oldu? Biz, çözüm sürecini üç ayak üzerinden yürüttük. Birinci ayak İmralı’ydı, ikinci ayak Kandil’di, üçüncü ayak Hükümet-Devlet kanadıydı. O süreçte İmralı’da Sayın Öcalan’la yaptığımız her görüşme, devletin ve hükümetin bilgisi ve onayı dâhilinde yapılmıştır. İmralı ziyaretinden sonra yine devlet ve hükümetin onayıyla bizler Kandil’e gidiyorduk. Kandil’de yapılan görüşmelerin sonuçlarını devlet ve hükümet heyetine döndüğümüzde aktarıyorduk. Devlet heyeti ise, bu bilgileri biz İmralı’ya gitmeden kendisi gidiyor, kendisi bu bilgileri götürüyor, Sayın Öcalan’la paylaşıyordu.

Sonra çözüm heyetimiz İmralı’ya gidiyordu ve yani Sayın Öcalan devlet heyeti ile yaptığı görüşmenin çerçevesini bize aktarıyordu, biz sonra devletin bilgisi ve onayı dahilinde bu bilgileri Kandil’e ve PKK yetkililerine aktarıyordu. Olay budur. Görüşme trafiği aynen böyle işledi. Hatta bir anekdotu da buradan paylaşmak istiyorum. Birine kapak olsun diye bu anekdotu paylaşıyorum. Bir defasında Kandil’de görüşme gerçekleştirdiğimiz esnada üzerimizde iki tane İHA dolaşıyordu. İHA nedir ne değildir onu biliyoruz. Bir hareket gördüğü andan itibaren bombaları atar, harekete geçer. Böyle bir şey ile karşı karşıya kaldık iki tane İHA’nın tepemizde dolaştığını gördük. Ağaçların altına girdik İHA’lar gittikten sonra toplantımızı gerçekleştirdik.

Ankara’ya döndüğümüzde devlet ve hükümet heyetine bu durumu sorduğumuzda bize ‘Sizin güvenliğinizi sağlamak için uçuyorlardı’ dediler. Yani İHA’lar bizim güvenliğimizi sağlamak için oraya göndermişler. O Kandil görüşmelerini devletin güvenlik amaçlı uçurduğu İHA’ların altında gerçekleştirdik. Bütün bunlar devletin kayıtlarında mevcuttur.

‘İyi dinle Soylu efendi’

Süleyman Soylu’nun TV programları ve Meclis’te gösterdiği Kandil’de çekilmiş fotoğraflarına da değinen Buldan, şu ifadeleri kullandı:

Soylu efendi iyi dinlesin! Sana o fotoğrafın hikâyesini de anlatayım. Kandil fotoğrafları, PKK’den silahları bırakacağına dair mektupları aldığımız ziyaretlere aittir Soylu bey. Aynen o fotoğraflar, iki gün önce TV kanalında gösterdiğin fotoğraflar Sayın Öcalan’ın silahların bırakılacağı çağrısı yapılacağı mektuplarını götürdüğümüz o mektubun görüşüldüğü toplantıya ait fotoğraflardır. Senin Genel Başkanın Erdoğan da neler getireceğimizi heyecanla, umutla bekliyordu. Biz o mektupları getirdik onlar da kayıtlarda mevcuttur. O fotoğrafları Kandil’dekiler çekti. Bize diyorlar gidip boy boy fotoğraflar çektirmişler. Oraya gidince de İmralı’ya gidince de telefonlarımız yok. Fotoğraf çekebileceğimiz bir makine yok. Çekilen hiçbir fotoğrafı bizler çekmedik. Kandil’deki fotoğraflar bizler geldikten sonra basına yansıdı.

Başka bir fotoğraf var. İmralı’daki bu fotoğrafı kim çekti? Kim getirip bu fotoğrafı bize verdi? Soylu bunu açıklasın. Bir başka fotoğraf. Hükümet ve devlet yetkileriyle 28 Şubat Dolmabahçe Mutabakatının fotoğrafı. Bunu da biz çekmedik, yetkililer ve temsilen gelen insanlar çekti. Her üç fotoğraf üzerinden bu çağrıyı İçişleri Bakanı’na sesleniyoruz. Bu 3 fotoğrafın amacı aynıydı kimler tarafından çekildiği belliydi. Dolmabahçe Mutabakatının yapıldığı gün ince bir detay var. O salonda kimin nerede oturacağını belirleyen bizzat Erdoğan’dır.

‘Hükümetin ne vaat ettiğini açıklayacağız’

Buldan, çözüm süreci üzerinden partilerine yapılan saldırılara yanıt vermeyi şöyle sürdürdü:

Bugün de olsa hiç tereddüt etmeden aynı fedakârlığı yine yapmaya devam ederiz. Yeter ki tek bir insanımızın bile burnu kanamasın. Ne mutlu bize ki 3 yıl boyunca yürüttüğümüz onurlu bir duruş vardı ve bunun arkasındayız. Çözüm sürecinde bize vaat ettiklerinizi yeri ve zamanı geldiğinde ayrıca paylaşacağız. Bunun böyle bilinmesini tarihe not düşüyorum. Çözüm sürecinde bizlere, partimize, heyetimize neler vaat edildiğini yeri ve zamanı geldiğinde açıklamazsak namerdiz.


PAYLAŞ:
    WhatsApp'da Paylaş!   Telegram'da Paylaş!     Yazdır   E-Posta Gönder

Önceki Haber
İşgal yıllarında bir aşk hikayesi: “Saçlarımdaki Rüzgar”
Sonraki Haber
Mevcut en güncel haber.