Irak’taki seçimlerin anlamı ya da anlamsızlığı

Irak’taki seçimlerin anlamı ya da anlamsızlığı

Ercan Sezgin

10 Ekim’de Irak’ta erken genel seçimler yapıldı. Şüphesiz yapılan seçimlerin sonuçları, önümüzdeki dönem çok daha fazla tartışılacak. Çünkü seçim öncesi, seçim günü ve seçim sonuçları itibarı ile oldukça tartışmalı bir seçime benziyor.
Seçimde ilk dikkat çeken konu, seçime katılımın çok düşük olmasıdır. Bu durumu hem seçim için gelen heyetler, hem de Irak Yüksek Seçim Kurumu kabul etti. Irak tarihinin en düşük katılımlı seçimi 2018’de yapılan seçimlerdi. O yıl yapılan seçimlere katılım oranı yüzde 44 idi. Ancak bu katılım yüzde 41 ile Irak tarihinin en düşük katılımlı seçimi oldu. Tabi söylenen resmi rakamlardır. Söz konusu devlet ve onun resmiyeti olunca, verilen rakamların yanıltıcı olduğundan hiç kuşku yok. Çünkü devlet ve resmiyeti her zaman, soğuk ve aldatıcıdır.

Özelde Irak’ta, genelde tüm Orta Doğu’da, genellikle seçime katılım oranları düşüktür. Bunun nedeni, halklar değişimin seçimlerle olabileceğine pek inanmaması. Seçimin anlamsız olduğunu, esas olanın iktidar ve devlet sahiplerinin çıkarları olduğunu düşünüyor. İktidar ve devlet sahipleri seçimi bir araç olarak kullanıp, kendine meşrutiyet kazandırıyor. Bunun için de seçimler demokratik toplum sahiplerinin pek fazla ilgisini çekmiyor. Gittikçe de seçimlerden umudunu kesiyor. İktidar bloklarına ve onlar içindeki çatışma ve çelişkilere tavır alıp sandığa gitmiyor.
Bir diğer önemli nokta da, Orta Doğu halklarının demokratik geleneği ile ilgilidir. Demokrasinin temelleri bu topraklarda atılmıştır. En saf, en katılımcı, en eşitlikçi demokrasi olan, kabile demokrasisinin ana yurdu, bu topraklardır. Biat ve iknaya dayalı yöntemler seçim yönteminden daha etkilidir. Dolaysıyla, sadece seçime dayalı çoğunluğu ve temsiliyeti esas alan burjuva demokrasisi, fazla rağbet görmemektedir.

Tüm bunların yanında Irak’ta bir seçim yapıldı. Sonuçları tümden belirleyen olmasa da etkisi olacaktır. Seçimlere çok anlam yüklemek doğru olamayacaktır. Ama anlamsızdır deyip geçmek de, gerçekçi olmayacaktır. Buna göre Irak’ta 10 Ekim’de yapılan seçimlerde Sadr Hareketi’nin başarısı ile sonuçlanmıştır. 2018’de yapılan seçimlerle karşılaştırıldığında hem oy oranını artırmış hem de hem de meclisteki sandalye sayısını artırmıştır. Yine Arap Sünnileri birleştirerek, Takaddum (İlerici) Koalisyonu’nu oluşturan Meclis Başkanı Muhammed Halbusi, 38 sandalye kazanarak, 2’inci olmuştur. Bir başka Şii bloku olan Maliki’nin Kanun Devleti Koalisyonu da, sandalye sayısını artırmıştır. Eski başbakanlardan haydar Abadinin Nasr Koalisyonu, beklenin altında bir oy almıştır.

Seçimde en büyük hezimeti İran’a yakın olan Şiiler yasamıştır. Hadi El Amiri liderliğindeki Fetih Koalisyonu’nun hem sandalye sayısı düşmüş, hem de ciddi anlamda oy kaybı yaşamıştır. Hadi Amiri seçim sonuçlarını kabul etmeyeceklerini, hile yapıldığını söyleyip, kendisine yakın Haşdi Şabi gruplarına hazır olun talimatı vermiştir. B uda önümüzdeki dönemde Şii gruplar arasında çatışma ve çelişkilerin gelişebileceğinin işaretidir.

Federe Kürdistan bölgesinde de seçime katılım oranları çok düşük olmuş, hem de (Kürdistan İslami Birliği (Yekgirtû) dışında Tüm partiler oy kaybı yaşadı. Her ne kadar, KDP en yüksek oyu alıp, sandalye sayısını artırmışsa da, en fazla oy kaybına uğrayan parti oldu. YNK ve Goran İttifakı, hem sandalye kaybı yaşadılar, hem de ciddi oy kaybına uğradılar. Bu seçim, büyük bir değişim umudu ile çıkan Goran Hareketi’nin sonu olmuştur. YNK de iç çelişkilerini giderip, kendisini toparlamazsa, önümüzdeki dönem YNK’yi çok zor günler beklemektedir. Yekgirtû ve Yeni Nesil Hareketi’ne verilen oylar ise KDP ve YNK’ye duyulan tepki oyları ve emanet oylardır. Dolaysıyla kalıcı değildir.

Bundan sonra ne olur? Meclis toplanıp, meclis başkanını seçecek. Meclis başkanlığını, Sünniler kendi içinde seçecek. Bu da Milliyetçi Sünnilerle, mezhepçi Sünniler arasında çatışma ve çelişkilere neden olacak. Meclis başkanı seçildikten sonra meclis cumhurbaşkanını seçecek. Cumhurbaşkanlığı kurumu Kürtlere verildiği için bu da KDP ve YNK arasında bir çelişkiye neden olacak. Cumhurbaşkanı seçildikten sonra başbakanı görevlendirecek. Başbakanlık kurumu da Şiilere verildiğinden bu da Arap milliyetçisi Şiiler ile mezhepçi Şiiler arasında çatışma ve çelişkilere neden olacak. Bunlar hepsi belirleninceye kadar uzun bir zaman geçecek. Derken yine bir seçim tarihi yaklaşacak. Uzlaşma olur mu? Olabilir. Uzlaşma mevcut dengeleri korur. Uzlaşma olmazsa kesin kavga çıkar. Bu da dengeleri sarsar.