Ana SayfaEkolojiHasankeyf: Su üzerinden tahakküm için baraj hemen bitirilmek isteniyor, antik kent yok oluyor

Hasankeyf: Su üzerinden tahakküm için baraj hemen bitirilmek isteniyor, antik kent yok oluyor

HABER MERKEZİ – Ilısu Barajı Projesi nedeniyle sular altında kalacak olan Hasankeyf’teki tahribat devam ediyor. 12 bin yıllık antik kenttin tarihi kimi yerleri dinamitlerle patlatılırken, kentteki tarihi çarşı da boşaltılıyor. Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi’nin hazırladığı rapor ise tarihi kentte devam eden tahribatın boyutlarını gözler önüne seriyor. Girişim ile raporu, son durumu ve “ne yapmalı”yı konuştuk.


Haber: Bekir Avcı


Ocak 2016’da çıkarılan torba yasayla birlikte kabul edilen bir düzenleme ile Ilısu Barajı Projesi’nin önü açılmış, böylece UNESCO’nun dünya mirası listesine girmek için gerekli olan 10 kriterden 9’unu karşılayan tarihi kent Hasankeyf’in sular altında kalmasına vize çıkmıştı.

Ilısu Barajı Projesi’nin bitmesi ile 250’ye yakın höyük, 5 binden fazla mağara, tarihi camiler, minareler, kilise kalıntıları, sahabe kabirleri, türbeler, tarihi köprüler gibi tarihi ve doğal değerler sular altında kalacak.

Hasankeyf ilçesinin yüzde 90 gibi büyük bölümü barajdan etkilenecek, aralarında köy ve mezraların da bulunduğu 199 yerleşim yeri sular altında kalacak. Bu yerleşim yerleri şöyle: Batman’ın Beşiri, Hasankeyf ve Gercüş ilçeleri; Diyarbakır’ın Bismil ilçesi, Siirt’in Merkez, Kurtalan ve Eruh ilçeleri; Şırnak’ın Güçlükonak ilçesi ile Mardin’in Dargeçit ilçesine bağlı köy ve mezralar.

Ayrıca Ilısı Barajı ile yüzlerce canlı türü yok olacak, biyoçeşitlilik zarara uğrayacak.

Hasankeyf baraj suları altında kaldıktan sonra, gelecekteki durum…

Yukarıdaki veriler Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi’nin hazırladığı “Ilısu Barajı ve Hidroelektrik Santrali Son Durum Raporu”ndan. Rapor, antik kentte devam eden tahribatın boyutlarını gözler önüne seriyor.

Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi’ne raporu ve tehdit altındaki Hasankeyf’i sorduk.

“Binlerce yıldır hiçbir medeniyetin yok etmediği Hasankeyf, ellerimizde son bulacak”

Öncelikle Hasankeyf neden önemli? Yani bunu kısaca tarihsel bağlamı ile anlatabilir misiniz?

Hasankeyf’te tam tamına 550 arkeolojik yerleşme bulunuyor ve UNESCO’nun 10 adet kültürel miras kriterlerinden 9’unu karşılayabilen dünyadaki tek yer olma özelliğini taşıyor. İnsanlığın her döneminden kalma kültür varlıkları ile adeta bir kültürel miras merkezi olan Hasankeyf, Ilısu Barajı’nın suları altında kalarak yok olacak. Eğer durduramazsak, binlerce yıldır hiçbir medeniyetin yok etmediği Hasankeyf, bizim ellerimizde son bulacak.

Ilısu Barajı tamamlandıktan sonra sular altında kalacak 550 arkeolojik yerleşim bir yana, Hasankeyf’te yaşayan birçok insan, endemik hayvan ve bitki türleri de yok olacak. Burada UNESCO’nun kültürel varlıkların konusunda samimi olmadığını Diyarbakır Sur örneğinden görüyoruz.

Bunların dışında Hasankeyf birbirinden farklı etnik, kültürel halka beşiklik etmiştir. Aynı şekilde burada birbirini ötekileştirmeyen dinlere de beşiklik etmiştir. Hasankeyf’in su altında kalması ile aslında halkların, dinlerin, kültürlerin beraber yaşanmışlıklarını da sular altında kaybediyoruz. Aslında halkların, dinlerin, kültürlerin birbirleri içinde uyum içinde yaşama umutlarını da kaybediyoruz. Çünkü bu kültürü geleceğe taşıyamazsak burada yaşanan birliktelikleri, belleği de yok etmiş oluyoruz.

Sayıları yüzleri bulan arkeolojik kazı çalışmalarının çok az bir kısmı yapıldı. Yapılan kazılar da detaylı ve incelikle yapılmadı. Aceleye getirildi -ki bu çalışmalar da tarihsel açıdan birçok tartışmayı beraberinde getirdi. Kısaca belirtmek istediğimiz çok uzun yıllarca yapılması gereken kazılar da aceleyle yapıldı. Tarihe yön verecek bulguların Hasankeyf’te olduğu tahmin edilmektedir. Çünkü 12 bin yıllık geçmişi olan bir yer Hasankeyf. Ancak tüm bunlar araştırılmadan, kazılmadan sular altında kalma tehlikesi bulunmaktadır.

“Baraj bitirilip su üzerinden tahakküm kurulmak isteniyor”

Peki, detaylı veriler içeren raporunuzdan biraz bahseder misiniz? Rapordaki son veriler ışığında Hasankeyf’teki durumu bizlerle paylaşır mısınız?

Yaşanan mevcut savaş koşullarından dolayı kültürel ve doğal varlıklar üzerindeki yıkım ve tahribat geri planda kalmakta. Savaşın yıkıcılığı bunun görünmezliğini daha da artırmakta. Bu rapor aslında demokratik kitle örgütleri ile yerel ve uluslararası basını haberdar etme ve halkı bilgilendirmek amacıyla hazırlandı. Bir de bu raporun yerel, bölgesel ve uluslararası düzeyde yürütülen mücadeleyi kayıt altına alma, mücadelede eksik noktaları tespit etme ve daha sonra gelişebilecek olay ve gelişmelere ön açıcı olma gibi bir amacı var. Rapor, Hasankeyf ve Ilısu Barajı’nda yaşanan gelişmeler ışığında güncellenmektedir.

Hasankeyf’teki son duruma gelince; Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi olarak Hasankeyf’teki gelişmeleri basın aracılığıyla kamuoyuna açıklamaya çalışıyoruz. Mart ayının başında yaptığımız açıklamada Hasankeyf tarihi çarşının boşaltılması için esnafa tebligatların geldiğini ve esnafın çıkmaması durumunda icra yoluyla esnafın çıkarılacağını söyledik. Esnaf savaş ve baraj çalışmalarından dolayı ekonomik zorluklar yaşamakta. Yeni yerleşkeye zorla taşınmaları daha fazla hak ihlali anlamına gelecek.

Bunun dışında yedi yerleşkede inşaat çalışmaları devam etmektedir. Devlet yetkilileri Haziran ayının başında evleri teslim edeceklerini söylemektedir. Aynı şekilde baraj çalışmalarının Haziran ayında bitirilip su tutmaya başlanılacağını da açıkladılar. Süren OHAL ve savaştan dolayı baraj çalışmalarının hızlandırıldığını yerinde gözlemliyorduk. Barajın bir an önce bitirilmesi istenmekte.

Barajın birçok sebebi var ancak bu noktada şuna değinmekte fayda var: Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerden dolayı bu baraj bitirilip su üzerinden tahakküm kurularak bu bir araç, koz olarak kullanılmak isteniyor. Bir de barajın bitirilmesinin geciktirilmesi devlete parasal açıdan zarar getirdiğinden bir an önce bitirilmek isteniyor. Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik krize küçük de olsa küçük bir nefes olma gözüyle bakılıyor bu barajdan elde edilecek enerjiye. Bu sebeplerden ötürü baraj bir an önce bitirilmek isteniyor. Acele edildiğinde yeni inşa edilen evlerde birçok eksiklik meydana gelmektedir. Eksiklikler (kolonlarda beton ve demirin yanlış kullanılması, evlerde çatlakların oluşması vb.) basına da yansımıştı.

Bunun dışından Zeynel Bey Türbesi’nin taşınmasından sonra taşınması planlanan diğer 8 yapının taşınması için de çalışmalar devam etmekte. İhaleleri yapılmış olan bu taşıma işlemleri de hızlandırılmış bir şekilde devam etmekte. İhalelerin gizli yapıldığını ve toplumun bundan haberinin bile olmadığını belirtmek gerekiyor. Eserlerin taşınması için Dicle Nehri üzerinden köprü inşaatları devam etmekte. Bu inşaat çalışmaları zaten doğal, tarihsel yapısı bozulan Hasankeyf’e zarar vermektedir.

“Hasankeyf Antik Kenti Jeolojik ve Jeoteknik Bakımdan Araştırılması ve Güçlendirilmesi” projesi kapsamında patlayıcılar kullanılarak kayalar düşürüldü. Tarihi kalenin çevresi betonla kaplanmaktadır. 3 vadiye doldurulacak 5 milyon metreküpe yakın hafriyat dolgusu çalışmaları devam etmektedir. Bu çalışmalar Dicle Nehri’nin ekosistemin bozulmasına neden oldu. Nehrin yönü değiştirildi, kirletildi.

“Hasankeyf için verilen mücadele yetersiz”

Ağırlıklı olarak Batı’da faaliyet gösteren kimi ekolojist hareketlerin Hasankeyf’e yaklaşımını nasıl görüyorsunuz? Yeterli mi, eksik mi?

Ülkede yaşanan OHAL ve savaş aslında birçok toplumsal hareketin çalışmalarını aksatmış durumda. Ülkedeki toplumsal mücadelelerin Hasankeyf’e bakışı aslında sular altında kalmamasına dönüktü ama son 5-6 yıldır Kürdistan ve Türkiye’de Hasankeyf’in sular altında kalacak algısı galip geldi diyebiliriz. Bunda devletin söylemleri, yarattığı belirsizlikler kadar mücadele edenlerin yarattığı algının da katkısı var. Hasankeyf için verilen mücadele hem yerel ve bölgesel hem de uluslararası düzeyde yetersiz kalmaktadır. Çünkü son yaşananlara bırakın müdahale etmeyi sadece izliyoruz.

Ne yapmalı?

Hasankeyf 12 bin yıllık geçmişi olan tarihi ve kültürel bir yerleşim yeri. Aslında tüm dünyaya mal olmuş bir yer. Kürdistan’da yaşayan halkın, sivil toplum kuruluşlarının, toplumsal hareketlerin söz hakkı olduğu kadar dünyadaki herkesin de söz söylemesi gerekmektedir.

Hasankeyf için sahada mücadele edenler olarak “Ne yapmalı?” sorusuna verilecek ilk yanıtımız şu: İlk önce, “Hasankeyf sular altında kalacak” algısını yıkmak. Bu algı yıkılırsa mücadele farklı bir noktaya evrilebilir. İkinci yanıtımız ve önerimiz ise Hasankeyf’in sular altında kalması sadece Hasnakeyflilerin ya da Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi’nin sorunu değil, duyarlı herkesin sorunudur. Bunun için Hasankeyf ile bağı olan tüm kurumların, STK’ların, kişilerin ortak bir platformda yeniden bir araya gelmesi ve “Ne yapmalı?” sorusunu beraber tartışmaları hem çok gerekli hem de elzem.


Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi’nin raporuna BURADAN ulaşabilirsiniz. Girişim ile irtibat için iletişim bilgileri ise şöyle:

Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi
E-mail: [email protected]
Twitter: @hasankeyfdicle
Facebook: www.facebook.com/hasankeyfiyasatmagirisimi
Previous post
Şemdinli'de zırhlı araç bir yurttaşa çarptı
Next post
Erdoğan'dan AP'ye: Siz bu millete ne zamandan beri akıl vermeye başladınız?