Akış, technê ve logos: Tuvalin canlandığı bir sergi

Akış, technê ve logos: Tuvalin canlandığı bir sergi

HABER MERKEZİ – Gizem Renklidağ’ın kendi atölyesinde düzenleyeceği kolektif bir pop-up sergi olan “Technê”, 31 Mart’ta başlayacak. Sergide Renklidağ’ın tuval üzerine akrilik eserlerini deneysel tekniklerle yorumlayan 5 sanatçı, birbiriyle iç içe geçen çok katmanlı bir deneyim boyutu yaratmayı amaçlıyor. Renklidağ, bir resmin üzerine dijital çalışmanın deneyimleneceği sergiye ilişkin olarak “Teknoloji ve mevcut kaynaklar elverdiği sürece, sonsuz kombinasyonların ve fonksiyonların meydana geleceği bir olasılıklar oyunu bu. Her sanatçı kendi ‘technê’siyle akışta yol alacak” diyor.


Haber: BEKİR AVCI


BLOK art space’in sanatçılarından Gizem Renklidağ, Cihangir’deki atölyesinde kolektif bir pop-up sergi düzenliyor.

Sergi adını Grek dilinden gelen “technê”den* alıyor. Bu pop-up atölye sergisinde Ahmet Said Kaplan, Deniz Kader, Hakan Yılmaz, Mehmet Kızılay ve Süleyman Yılmaz’dan oluşan görsel sanatçı/maker, Gizem Renklidağ’ın tuval üzerine akrilik eserlerini deneysel tekniklerle yorumlayarak, birbiriyle iç içe geçen çok katmanlı bir deneyim boyutu yaratmayı amaçlıyor.

Tuvali video mapping ve görsel-işitsel etkileşim gibi çeşitli “teknik”lerle (technê) dönüşüme açan sergi, günümüz sanatçılarının birlikte çalışma, yaratma ve işbirliği yapma yollarının öğrenilmesine ve paylaşılmasına aracılık edecek.

Sanatçının çalışma mekanını deneyselliğe açmasıyla oluşan bu pop-up sergi, sanat yapmanın ve perform etmenin güncel halini yansıtacak.

Gizem Renklidağ ile 31 Mart – 15 Nisan tarihleri arasında her Perşembe, Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri saat  16.00-20.00 arasında, Cihangir’deki atölyesinde deneyimlenebilecek bu sergiye dair konuştuk.

REFLECTION: Gizem Renklidağ, Reflection, tuval üzerine akrilik, 127 x 157 cm, 2017

Renk kombinasyonları ve teknik

Gizem Renklidağ’ın resimlerinde ısrarla göze çarpan şey tuvallerdeki renk kombinasyonları. Sanatçı, renk alanları ve renklerin bu bir aradalığı üzerine uzun zaman çalışmış.

Öyle ki eserlerindeki renklerin bir karmaşa içindeki düzeni usta yönetmen Gaspar Noé’nın baş döndürücü renklerini akla getiriyor. Gaspar Noé filmlerindeki çeşitli renklerin ‘epilepsi krizini tetikleyecek şekildeki kombinasyonu’nu Renklidağ’ın tablolarında görmek ve hissetmek de mümkün.

Renklidağ sakin ama baş döndürücü renkleriyle ilgili olarak ‘teknik’e işaret ediyor:

Renkler, temel ifade biçimim. Renklerin kombinasyonları, elimden geldiğince yansıtmaya çalıştığım uyum ve zıtlıklardan oluşuyor. Resimlerimdeki etkiler ve izlediğimiz akışkanlık uyguladığım teknikle ilgili. Fırça kullanmıyorum, sadece sprey şişerleri ile çalışıyorum. Akışkanlığı sağlayan da bu aslında. Kullandığım malzemeye de, belirli oranda boyalar ile renklendirilmiş sular diyebiliriz.

Başlarda bu renkli suları kontrol edebilmek zordu, ilk etapta rastlantısal hareketler ve sonuçlar yüzde 70 oranındaydı. Zamanla, spreyin meydana getirdiği farklı hareketleri, renkli suyu kontrol etmeyi, akışın ve suyun farklı yüzeylerde yaklaşık eğilimini öğrendim. Buna alışmam ve rastlantı oranını yüzde 20’lere düşürüp akışı kontrol edebilmem dört yılımı aldı. Yüzlerce deneme, deney yapmam gerekti.

Mesela baskıyla karışık teknikler uyguladığımda mercan benzeri su altı bitkilerini resmediyorum. Resimden resme değişse de makro ve mikro etkiler oluşuyor ve sanıyorum resimlerin içine çeken bu ayrıntılar. Resimlerimde figür bulunmuyor. Kullandığım semboller oluyor genelde. Bu makro ve mikro etkileri izlemek daha çok ilgimi çekiyor.

Renklidağ’ın kimi resimlerinin köşesinde kâğıttan gemi soyutlamaları da dikkat çekiyor ve o, bunun ‘faniliği ifade ettiğini’ belirtiyor:

Kağıttan gemi faninin, canlı olanın sembolü gibi. Doğadaki varlığımızın hızlı bir yansıması sanki; Suya bırakılmak için katlanmış bir kağıt sonuçta. Bizim hikayelerimiz gibi. Geçici bir hissiyatı var.

Bazı resimlerimin bir yerinde kağıttan gemi oluyor. Resme yansımış olan doğa olayının içindeki, ya da onu izleyen bir canlının sembolü.

FEELS LİKE DETAY: Gizem Renklidağ, Detay, Feels Like, tuval üzerine akrilik, 120 x 120 cm, 2017

Akış

“Özellikle suyun meydana getirdiği akışın sonsuz kombinasyonlarını izlemeyi çok seviyorum” diyor Renklidağ, her alanda kendisini gösteren akışın resimlerinde nasıl karşılık bulduğunu ise şöyle anlatıyor:

Belirli oranlarda kontrol edebildiğimiz bir akışın içinde yaşadığımızı düşünüyorum. Yaşadığımız gezegende de en çok su var. Bir yandan, olanlar içerisinde devinip duruyoruz. Her reaksiyon yeni etkiler ve sonuçlar meydana getiriyor. Technê’ye bu kadar takılıp, bunca zaman uğraşmamın ve resimleri rastlantısallığıyla beraber kontrol edilebilir bir hale getirmeye çabalamamın, onu çalışmalarıma yansıtmamın sebebi, bu akışı renklerle meydana getirmekten,ve bu süreci gözlemlemekten çok keyif almış olmam. Her seferinde sonsuz olduğunu bildiğim kombinasyonları ve değişimlerini izliyorum.

Renkli sularla reaksiyonlar başlatıyorum. Bu reaksiyonlar, renk alanları, akışlar ve dokular oluşturuyor. En çok keyif aldığım şey, bu dokuların oluşumları. Hayranlık uyandıran görüntüler meydana geliyor. Saatlerce, püskürttüğüm renkli sular kuruyup donana kadar, akış makro ölçeklerde devam ediyor. Maalesef şimdilik bu kısmı izleyici göremiyor. Bu kısmın izleneceği performans çalışmalarına da başladım.

Oluşan detayların hepsinde bir devinim var ve tüm bu akışlar başka manzaralar, başka hikayeler yansıtıyor. Makro, mikro manzara resimleri yapmak gibi.

İSİMSİZ DETAY: Gizem Renklidağ, İsimsiz, tuval üzerine akrilik, 140 x 200 cm, 2017

Technê: Yapmak ve estetik

Sanatçı devamla da ‘Technê’ isimli pop-up atölye sergisine ilişkin bir takım detayları aktarıyor. Teknolojinin technê ve logosunu, bunun bugünle ilişkisini, sergideki çalışmalar ile birlikte nasıl bir anlam bütünlüğü kazanacağını şöyle ifade ediyor:

Ortaya çıkan akışkan izlenimi veren resimlerin hareket ettiğini görmek istedim. Detaylara, başkalarının gözünden bakmak istedim. Resimlerde genelde, sanki hareket halinde bir manzara donmuş ve ona bakıyoruz; Hayal ettiğim bunların bir yandan hareketlenebilmesiydi de.

Yıllardır çok fazla görsel sanatçı ile bir arada  olmaktan ve dijital işlerin, mappingin özellikle de maker komünitenin içinde bulunmaktan kaynaklı olarak, resme, resimlerime olan bakış açım da değişti. Resimlerimdeki dokuların, akışların, oluşumların hareket etmesi ve içlerindeki devinimin farklı şekillerde izlenmesi üzerine düşünüyordum. İlk hareketi Ocak ayında Ahmet Said Kaplan’la başlattık. Ahmet’in kendi yorumu ve uyguladığı kendine has teknik ile katmanlı yeni bir iş meydana getirdik. Ahmet’in resmimin üzerine hazırladığı animasyonun üzerine de Filiz Sert (Kaosmos) müzik yaptı. Artık resmim resim olmaktan çıkıp analog-dijital katmanları olan yeni bir esere dönüştü. O iş birliğinden QUARKS meydana geldi.

Technê’nin teknolojinin kökü haline gelmesinden önceki, sanatın henüz anlamını barındırdığı zamanlara bir dönüş yaşıyoruz. Technê Antik Yunan’da teknoloji sözcüğünün köküydü. Sanatı, zanaatı ve tekniği – yöntemi barındırıyordu. İçinde yapmak ve estetik bir arada bulunuyordu.

Bu sergide de farklı yöntem ve tekniklerle analog olan sanat nesnesi resme, günümüz teknolojisini bir araç olarak kullanarak, yapılacak olan müdahaleleri ve oluşturulacak farklı katmanları izliyor olacağız. Örneğin resimlerimin bazıları interaktif olarak iletişime geçebileceğimiz oyuncaklara dönüşecek.

Video Künye: ”QUARKS”, 100 x 120 cm, 2017, Painting : Gizem Renklidag​, Animation and Video Mapping: Ahmet Kaplan​, Sound Design: Filiz Sert​, Concept Design: Ebru Yetiskin, Production: DECOL​

Aslında Renklidağ’ın atölyesinde, diğer beş sanatçı ile gerçekleştireceği bu pop-up sergi, üretilecek olan işlerin çok katmanlı yeni bir boyut yaratmaya çalışmasıyla alakalı. Renklidağ bu kolektif sergiyi şöyle izah ediyor.

Sergideki tüm işler, resimlerime uygulanacak olan techne’lerle oluşmuş olacak. Göreceğimiz, deneyimleyeceğimiz sergide, artık benim resimlerim değil, Ahmet, Deniz, Hakan, Mehmet ve Süleyman’la yaptığımız yeni eserler sergileniyor olacak. Analog ile teknoloji, ‘beraber bir şeyler yapalım’ motivasyonu ile iç içe geçerek yeni bir katman üretecek. Kolektif ve çeşitli bir deneyim boyutu izlenecek.

Peki bir resmin üzerine dijital çalışmak ne demek. Bu konuda ne kadar ileri gidilebilir? Renklidağ, şöyle devam ediyor:

Sanatçıların, analog olan resimle, istedikleri bir dijital technê’yi kullanarak, seçtikleri resim üzerinden, bize, onlara resimlerden yansıyanı yansıtmalarından bahsediyoruz. Teknoloji ve mevcut kaynaklar elverdiği sürece, sonsuz kombinasyonların ve fonksiyonların meydana geleceği bir olasılıklar oyunu bu. Her sanatçı kendi ‘technê’siyle akışta yol alacaktır.


Sanatçılar
Gizem Renklidağ, Ahmet Said Kaplan, Deniz Kader, Hakan Yılmaz, Mehmet Kızılay ve Süleyman Yılmaz
Tarih
Açılış: 31 Mart, Cuma 18.00
Sergi: 31 Mart – 15 Nisan 2017
Adres
Mekan: Renkli Atölye
Sıraselviler Cad. No:93 D:8
Cihangir, Istanbul

*Martin Heidegger ‘technê’ sözcüğünü “yalnızca el becerisine dayalı etkinlikler ve hünerler için değil, aynı zamanda zihin sanatları ve güzel sanatlar için de kullanılan bir ad” olarak tanımlıyor. Sözcüğün ‘episteme’ sözcüğü ile olan bağına dikkat çeken Heidegger, bu iki sözcüğün en geniş anlamda Bilme’nin adları olduğunu belirtiyor. Heidegger’e göre technê’de belirleyici olan şey yapmada, elle işlemede veya araç kullanmada değil de gizini-açmada yatıyor ve “Technê, imal etme olarak değil, gizini-açma olarak bir öne çıkmadır” diyor filozof. Modern tekniğin de bir ‘gizini-açma’ olduğunu anımsatan Heidegger, modern tekniğe bütünüyle hakim olan gizini-açmanın ise ‘doğaya meydan okuma’ olduğunu vurguluyor. Yel değirmeni örneği ile durumu açıklamaya çalışan Heidegger, bu teknolojinin bugünkünden farkına ise şöyle dikkat çekiyor: “Yel değirmeninin kanatları muhakkak ki rüzgârda döner; onlar dolayımsız olarak rüzgârın esmesine terk edilmişlerdir. Fakat yel değirmeni, hava akımlarından gelen enerjiyi, onu depolamak üzere kilit altında tutmaz.”