SANATÇILARIN ‘HAYIR’I | Füsun Demirel anlatıyor…

SANATÇILARIN ‘HAYIR’I | Füsun Demirel anlatıyor…

HABER MERKEZİ – Usta oyuncu ve çevirmen Füsun Demirel, Anayasa referandumundan ‘Evet’ çıkması halinde tamamen tek sesli bir ülkeye dönüşeceğimizi söylüyor. Kadınlara yönelik şiddet ve baskıya dikkat çeken Demirel, “Taciz ve tecavüzler legalize edildi. Kadınlar sırf bu yüzden bile ‘Hayır’ demeli” diyor. Sanatın yasaklanamayacağını da vurgulayan Demirel, şöyle devam ediyor: “Sanat; her yeri betonlaşmış bir alanda bir minicik delik bulup açıveren çiçek gibidir… Başını kopartırlar, o yine açar çünkü kök salmıştır derinlere… Sanat sözünü söylemeye devam edecektir”


Röportaj: PELİN ÖZKAPTAN


16 Nisan’da oylanacak Anayasa değişikliği referandumu için geri sayım başladı.

‘Hayır’ diyen siyasi partiler, örgütler ve sivil toplum kuruluşları baskılara karşın dur durak bilmeden seslerini yükseltiyor.

Bu baskıdan en çok etkilenen kesimler arasında kadınlar ve sanatçılar da var.

Biz de oyuncu ve çevirmen Füsun Demirel ile ‘Hayır’ını konuştuk.

Referandumda ‘Hayır’ diyeceğini belirten Demirel, ‘Hayır’ının gerekçelerini, kadın ve sanat perspektifinden Gazete Karınca’ya anlattı.

“‘Hayır’ demek bir yurttaşlık görevi”

Anayasa değişikliğine yanıtınız neden ‘Hayır’?

Esasen OHAL’le referanduma gitmek gibi anti demokratik bir yaptırımla karşı karşıyayız… Son yıllarda giderek artan adaletsizlik ve hukuksuzluğa karşı “Hayır” demek, demokrasi ve özgürlükler adına zaten bir yurttaşlık görevi.

Bir kaç gerekçe ile anlatın desem.

‘Hayır’ın bir kaç gerekçesi şöyle: Ekonomik dağılımın gittikçe dengesizleşmesi, Türk Lirasının değer kaybı, asgari ücretin açlık sınırının altında olması, yaşam alanlarımızın kısıtlanması, yeşil alanların giderek tahribatı ve toprakların imara açılması, kaldırımların bile neredeyse eksikliği, tarım, hayvancılığın ve turizm sektörünün geldiği son durum..

‘Evet’ çıkarsa toplumu nasıl bir tablo bekliyor sizce?

“Evet” çıkarsa bugün yaşadıklarımızı da 16 Nisan sonrası yaşayamayacağımızı, her anlamda tek sesli bir ülke olacağından tüm özgürlüklerin elimizden gideceğini, hukukun tamamen işlevsizleşeceğini, muhaliflerin ve azınlıkların daha ağır bedeller ödeyeceğinin bilincindeyiz.

“Kadınlar için durum çok karanlık”

Kadınlar neden ‘Hayır’ demeli sizce?

Kadınlar için durum çok karanlık çünkü… Sadece Mart ayında 35 kadın erkekler tarafından öldürüldü. 63 çocuk cinsel istismara uğradı. 17 kadına tecavüz edildi. 14 sene içinde kadınlar ve gençler için hiçbir şey yapılmadığı gibi bir de taciz ve tecavüzler, çocuk evlilikleri legalize edildi. Kadın cinayetlerine indirim sağlayarak yapanlar cesaretlendirildi..

Mevcut iktidar sergilediği davranış ve tutumla, kadın ve çocuk mağdurlara sırtını dönüp yenilerinin yapılmasını ve “bir kereden bir şey olmaz” ya da “çocuklarınıza bağırmayı öğretin” diyerek bilinçli ya da bilinçsiz desteklemiş oldu… Sadece bu yüzden bile kadınlar “Hayır” demeli elbette.

“Sanat yasak tanımaz”

İktidarın sanata karşı yoğun bir baskısı söz konusu. Devlet ve Şehir tiyatrolarında kıyım ve sansür had safhada. Sanatın üzerine örtülmek istenen bu karanlık perdeye karşı nasıl mücadele etmeli?

Sanat yasak tanımaz, engelleme ve baskı tanımaz… Sanat; her yeri betonlaşmış bir alanda bir minicik delik bulup açıveren çiçek gibidir… Başını kopartırlar, o yine açar çünkü kök salmıştır derinlere… Sanat sözünü söylemeye devam edecektir. Sesi bazen az çıkarak, bazen çok çıkarak… Bazen de tozlarını savurarak…

“Tek arzumuz, kin gütmeden bir arada yaşamak”

Ülkedeki iklim biraz 7 Haziran seçimleri öncesine benzetiliyor. Diyelim ki ‘Hayır’ çıktı. İktidar bunu kabullenir mi, yoksa başka arayışlara girişir mi?

‘Hayır’ çıkarsa bence bu sefer kabullenilecek. Mevcut sistem değişikliği belki daha sonraki zaman diliminde tekrar denenmek üzere rafa kalkabilir, ama bu sefer halkın seçimine saygı duyacaklar, duymalılar.

İdeolojiler ne olursa olsun, rengimiz, dinimiz, dilimiz, cinsiyetimizin hiçbir önemi yok bence. Tek arzumuz; onurumuzla, erdemlerimizle kin gütmeden bir arada yaşayabilmek. Yatırımları insana yapmak, doğaya yapmak, eğitime, üretime, spora yapmak. Ancak bu koşullar altında saygınlığı olan bir Türkiye yaratabiliriz.