Ana SayfaYazarlarElend AydınAy tutulması – Elend Aydın

Ay tutulması – Elend Aydın


Elend Aydın


Evindar ve Şerefxan’a…

Sabahtan öğlen sonrasına kadar kalbimde şu dizeler yankılanıp durdu: “Ay buluttan süzülse / yüzünü görsem / ay bulutun arkasında kalmasa / yüzünü görsem!” Çünkü o kederli, sisli, puslu, soğuk, uzak, prangalı ve kasvetli Pazar sabahında yüzünüz aydı, ışıldıyordu. Bazen uykusuzluk, bazen bırakılamayan bir çocukluk, bazen sabırsızlık ve direnç, bazen cesaret, şiir; ve ikinizin güzel yüzü aydı, ışıldıyordu.

Aydınız, aydınlatıyordunuz o kara sabahı. Rüzgar yemiş saçlarınız mı korkuttu karanlığı, deli-divane bir şarkıyla çarpan kalbiniz, ceylan zarafetindeki aslan adımlarınız ve öpülesi alnınız mı? Bilinmez ama karanlık korktu her zamanki gibi ve kara bulutlar toplandı; ay kayboldu, sabah küstü, serçeler sustu, çam ağaçları buza kesti zamanın kalbine kırık camlar battı, “sinsi sinsi kanadı bir gelincik”, “ay buluttan çözülse” yüzünü görsem dedim avaz avaz. Gözlerim binlerce gözle yüzünüzü aradı. Ama ay yoktu, yoktunuz.

Umuttepe umutsuzca üşüyor, deniz titriyor, prangalar utanıyor, ejdarha gibi kıvrılan yollar, yer ve gök, sizden haber vermiyordu. Fırtına dolu kalbinizle nerelerde, hangi kara bulutun arkasında, hangi demir bariyerin ve Mussolini’nin (şimdiki Mussolini) ‘kara gömlekliler’inin ötesindeydiniz? Neredeydiniz? Aksi gibi durmadan cıvıldaşan serçelerin ötüşünde mi? Yoksa kışa ironi yaparcasına açmış beyaz yaban güllerinde mi?

“Ay buluttan çözülse / yüzünü görsem / ay bulutun arkasında kalmasa / yüzünü görsem” diye aradım yüzünüzü. Ama ay yoktu, yüzünüz, o güzel yüzünüz yoktu. Hep bulut, hep karanlık ve kasvet vardı. Oysa dünyanın en soğuk, en uzak ve en karanlık sabahını, ay olarak ışıldatmış, ışık huzmeleriyle duyguları aydınlatarak harekete geçirmiş, hiç ısınası olmayan elleri ısıtıp hiç açası olmayan çiçekleri açtırmıştınız o sabah. Ama sonra yoktunuz, kara bulutlar mı yemişti ay yüzlerinizi? Kalın duvarlar, kalkan ve karanlık barikatlar mı almıştı sizi?

Şimdi o sabahın gecesi ey ay yüzlülerim! Gümüş bir yarım ay parlamakta soğuk gecenin karanlığına inat ve bu gümüş ay ikinizden haber vermekte. Güzel yüzleriniz hala ışıldıyor kara bulutlara karşı, bariyerler buluşmamızı engelleyemiyor. Şimdi her şey mehtap, şimdi mehtap sizsiniz. Sevilesi endamınızla şu ejderha yoldan yükseliyor, bu kapıların ardını buluyor, şu karanlığı aşıp vuslata eriyorsunuz. Mehtap sizsiniz. Ay buluttan çözüldü, yüzünüz ışıldıyor kara sabahlarda, karanlık gecelerde. Ay buluttan çözüldü, yüzünüzü gördüm; sonu gelmez bir anlamın şiirinde yükseliyor, gün batımlarında şarkı söyleyen ufukların yüreğinde cesurca bakıyordu. Ay buluttan çözüldü, yüzleriniz ışıldayarak aydınlattı hayatı. Ay tutulması sona erdi.