Ana SayfaYazarlarAkın OlgunDilimli sözler

Dilimli sözler


AKIN OLGUN


Çok şeyler yıktık ellerimizle, çok şeyler kırıldı içimizde ve asılı kalan sözlerden ürettiğimiz bahanelerden kurduğumuz ne varsa, yıkılıp gitti ömrümüzden.

Hayatın sıkılı yumruğu, biriktirdiği tüm hiddetini indiriyor şimdi yüzümüze, kalbimize.

Umut, bir kaçak gibi saklanıyor içimizde. Umut, fısıltılara gizlenip bir sığıntı huzursuzluğunda dolanıyor.

Korkularımız, önce içimizde kıyıyor masumiyetin canına.

Yürek kendini terk ettiğinde başlıyor korkular ve korkular son umutları bir köşede boğarak, gömüyor cesedini kimsesizliğe.

Kimseler görmemiş, anlamamış gibi yapıyor. Herkes gördü, herkes anladı oysa. Biliyoruz hepimiz, umudunu boğanların ortaklığı, duymazlıktan gelir bir köşede boğazlanan hırıltılı cinayetleri.

Gözün çırpınışı yaş döktürür ve süzüldüğü yüzün ayrıntıları hep gerçeği ele verir. İçimizin gerçeği suçludur hep bu yüzden.

El ayak çekildiğinde, yalnızlık üstünüze yıkıldığında, sesiniz sesinize yabancılaştığında, yutkunduğunuz ne varsa dikilir karşınıza. Soğur teniniz, büyür gözleriniz, büzülür diliniz, kendinizi kendinize gömmek için bir başka mezar daha kazarsınız odanızın içine. Kendi odanızda, her gece kendinize kazdığınız mezarların içinde bir gün daha ölü uyursunuz.

Korkular, en önce cesurları öldürür. Korku, kendisi gibi olanları çoğaltmak için, biler bıçağını yüreğini orta yere koyana. Linç böyle ortaklaşır işte.

Her meydan kanlıdır bu yüzden. Bu yüzden hep yaralıdır bir yanımız. Derin çizikler taşır bedenlerimiz, anılarımız patlatılan parçalarını arar. Arar ve bir başkasının parçasını korumak için kötülüklerden, alıp koynuna, sarıp sarmalar ve içimizin yamaları hiç ama hiç utandırmaz taşıyanı.

Demem o ki,

Tanımadığınız yüzlere, kendimizi bu kadar yakın hissetmemiz bundandır. Kocaman yürekli insanlar olduğunu bilip, tereddütsüz kollarımızı açıp, tutam tutam koklamalarımız bundan.

Demem o ki,

Vicdan ortaklığında buluşanlar arasında mesafeler olmaz hiç. Bütün uzaklıkları yakın eden o hissin gölgesinde serinleyenlerin kurduğu cümlelerde hiç yabancılık olmaz.

“BİZ” olduğumuzdan beri, hiç yabancı olmadık dostlarımıza, sevdiklerimize.

Bir şiir içine sarılı huzurumuz. Kelimelerimizi ise deniz kabuklarından topluyoruz, en yürekli sözlerimizi Aşk’a, dostluğa baş göz ediyoruz yine ve inatla.

Yazılar, mutluluğa bitmeli bu vakitler. İçimiz, mutluluğa kabarmalı elbet. İçimiz, birbirimizi bulmalı ve içimizin sıcaklığını soğutmak isteyenlere inat, taze kalmalı mutlaka öfke. Üstünden atlatılacak acımız yok bizim.

Şuracıkta duruyor postallar altında ezilen genç bedenlerimiz. Üzerinden tanklar, panzerler geçirilen çocuklarımızın yaşatılamayan yaşları şuracıkta.

Yitirilenlerin gülüşleri duruyor şuracığımızda ve kahkahaları hala sırılsıklam âşık hayata.

Yaşlanmış acı tanımadık hiç. Acılarını terbiye edenlerin bilgeliği hep genç tutuyor gerçeği çünkü ve gerçek, yüreğini mutluluğa yatıranların direncinde bir başka büyüyor.

En hakiki olanı, en sahici olanı inatla savunanların varlığında, elle tutulur oluyor yarın.

Yazılar mutluluğa bitmeli, içimiz mutluluğa kabarmalı ve bize ait olan ne varsa koparıp alınmalı karanlığın elinden.

Ve,

İnsan, hep bir son söz yazmalı bu yüzden içine.

Bir şiir tutturmalı mutlaka yamacına ve gittiği her yüreğe usulca mırıldanmalı.