Ana SayfaKadınKadın hakları için giyotine yürüyen, yenilmeyen bir kadın: Olympe de Gouges

Kadın hakları için giyotine yürüyen, yenilmeyen bir kadın: Olympe de Gouges

HABER MERKEZİ – ‘İnsan Hakları Bildirgesi’ sahiden tüm insanları kapsıyor muydu yahut her daim ikinci sınıfa mahkum edilmeye çalışılan kadınları es mi geçiyordu? Olympe de Gouges, bu noktada haykırdı ve karşı bir bildiri kaleme aldı: ‘Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirgesi’. Tarihten Kadın Porteleri’nde bu hafta tiyatro metinlerinin büyüsünden Fransız İhtilali’nin sıcağına koşan, kadın ve tüm insanlık için ille de eşitlik diyen Olympe’nin giyontinde sonlanan yaşam öyküsü var.

“Erkekler, adil olma kapasiteniz var mı? Bu, soru sahibi bir kadının sualidir; eninde sonunda haklarından mahrum edemeyeceğiniz.”

Kadın-erkek eşitliği için verdiği mücadele ile karanlık çağların yol açıcısı Olympe de Gouges (aile adıyla Marie-Gouze), 7 Mayıs 1748’de Fransa’nın Montauban kentinde dünyaya gelir.

Küçük burjuva sayılabilecek bir ailede doğup büyüyen Olympe, 1765’te daha 17 yaşındayken kendisinden yaşça 30 yaş büyük olan ve hiç sevmediği bir erkekle evlendirilir. Bu evlilikten Pierre isimli bir oğlu olan Olympe’nin eşi bir yıl sonra yaşamını yitirir. Olympe de 1770 yılında oğlu ile birlikte Paris’e taşınır.

Filozof, feminist ve yazar olan Olympe, ilk evliliğinin ardından bir daha asla evlenmeyeceğine yemin eder. Çünkü Olympe ‘aşkın ve güvenin mezarı’ olarak gördüğü dini evliliğe karşıdır.

Dönemdaşı kadınlara nispeten çocukluğunda iyi bir eğitim alan Olympe sanatla oldukça ilgilidir. Ve Paris Olympe için sanatla dolu bir nefes alma durağı olur.

Burada J. de Rozieres ile beraber olan Olympe, ‘yeminine’ sadık kalarak onun evlilik teklifini kabul etmez.

Olympe burada yazılar, makaleler yazıp, hak mücadelesi vermeye başladı. Oyunlar, romanlar, politik yazılar, manifestolar, edebi incelemelerde kaleme alır.

Tiyatroya oldukça ilgi duyan Olympe bu tutkusunun da peşinden koşarak bir tiyatro grubu oluşturur. İlk oyunu Zamorze ve Mirza’yı 1784’de yazar. Bu, kölelik karşıtı bir oyundur.

Olympe’nin zihninde kadın hakları için mücadele etmek, bu alanda çalışma yürütme fikri ne zaman doğar veyahut bu ilk ‘aydınlanma’ ne zaman gerçekleşir, bilinmez. Ancak hayatına göz attığımızda, onun henüz 17 yaşındayken yaşadığı evliliğin düşüncelerinin temellenmesinde etkili olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Olympe yalnızca kadınlar için değil, kölelerin özgürlüğü, ölüm cezasının kaldırılması ve genel anlamda adalet, eşitlik için de mücadele eder. Çağının ötesindedir. Aslında ataerkinin halen hüküm sürdüğü günümüz toplumunun da ötesinde bir yerde. Orası öyle bir yerdir ki cinsiyetler değil insanlar vardı sadece; zengin-yoksul, ezen-ezilenin olmadığı bir evren.

Eşitlik şiyarı sokaklara yayılıyor

Düşündeki bu dünyanın yalnızca düşlerinde kalmasına izin vermez. Özgür bırakıp ses verir ona Olympe. Dahası bunun bir düş olarak kalmayacağını bunun hak kavramına uymayacağını yineler. Kağıda yazar, sokaklarda dillendirir, kulaklara fısıldar. Ama susmaz inatla, inançla ve tutkuyla haykırır eşitliğin şiyarını.

Elbet onun bu kararlı tavrı, erkek egemen ve faşist düzenin sert müdahalesiyle karşılaşır. Olmpye’nin söyledikleri hem düzeni hem de ezilen konumda bırakılmak istenen kadınların konumunu kökten sarsacak düzeydedir çünkü.

Olympe; kadınların boşanma hakkı kazanması, evlilik dışı çocukların yasalarca tanınması, velayet hakkı gibi alanlarda kadınlarla birlikte mücadele verir.

‘Aydınlanma dönemi’ olarak adlandırılan çağda yaşayan Olympe, Fransız İhtilali’nin ülkeyi sardığı günlerde pek çok kadın gibi mücadeleye omuz verir.

‘İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi’ de tam bu dönemlerde 1789 yılında yayımlanır. Olympe, bildiride ‘insan’ anlamında (homme-man) kelimesinin kullanılmasına tepki gösterir. Çünkü bu o dilde ‘erkek’ manasına geliyordur. Kral bir süre sonra halkın tepkisi üzerine Bildirge’yi kabul eder. Ancak uygulamaya geçildiğinde bir kez daha görülür ki bu bildiri kadınların haklarını yeterince savunmaz.

Ve Olympe bu noktada sesini yükseltir; ‘Sizin insan dediğiniz, erkek’. Fransız devrimine inancını kaybeden Olympe, 1791’de kadınlar için eşit politik hakları talep eden Cercle Social derneğine katılır.

‘Adam, sen adil olabilir misin?’

Kağıda kaleme sarılan Olympe, devrimden 2 yıl sonra karşı bildiri niteliğindeki ‘Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirisi’ni yayımlar. Olympe diğer bildirideki ‘man’ ifadelerini çıkarır ve yerine ‘woman’ı getirir. Bildirisinde her alanda eşitliği savunan Olympe, erkeklere tanınıp, kadınlara tanınmayan hakları (seçme ve seçilme hakkı, mülkiyet kısıtlamaları, kadınların alınmadığı meslekler vb) bir bir sıralar.

Bildiri, yasa ve toplum karşısında kadının erkekler ile eşit olmadığını su yüzün e çıakrıp sorgulatmaya itmesi açısından bir ilktir.

Olympe, öfkeyle sorar:

“Adam, sen, adil olabilir misin? Sana bu soruyu bir kadın soruyor. En azından bunu sorma hakkını ondan alamazsın. Söyle bana, benim cinsimi baskı altına alan, kerameti kendinden menkul iktidarı kim verdi sana? Gücün mü? Yeteneklerin mi?..”

Ölüm cezasına şiddetle karşı çıkan Olympe, kadınların konu ölüm cezasına gelince erkeklerle ‘eşit olduğunu’ hatırlatarak şöyle der: ‘İdam sehpasına çıkma hakkına sahip olan kadın, konuşma kürsüsüne de çıkma hakkına sahip olmalıdır.’

Giyotine giden ama yenilmeyen bir çığlık

Olympe, kadın- erkek eşitliğini savunacak ‘cüreti’ gösterdiği için idama mahkum edilir. 2 Kasım günü giyotine giderken şu sözleri haykırır:

“Titreyin, çağdaş Tiranlar! Mezarımın derinliklerinden duyulacak sesim. Cesaretim, sizin daha barbar davranmanıza neden oluyor.”

Fatmagül Berktay, “Tarihin Cinsiyeti” adlı kitabında Olympe’nin giyotinle idam edilmesinin ardından 10 Kasım 1793 tarihli Le Moniteur Universal gazetesinin “Cumhuriyetçilere” başlığıyla verdiği haberde, bu idamların kadınlara “büyük bir ders” olduğunu belirttiğini anlatır.

Ve gazete pek haklı bulduğu idamların gerekçesini şöyle açıklar: “Olympe de Gouges… Devlet adamı olmak istedi ve yasa onu, cinsiyetine yakışan erdemleri unuttuğundan dolayı cezalandırdı.”

Olympe suçların en ‘büyüğünü’ işleyerek bir erkekle aynı imkanlara sahip olmak istemişti. Ve bu ‘suç’ asla kabul edilebilir değildi. Bağışlamadı egemenler Olympe’yi.

Ve dünden bugüne Olympe’nin kız kardeşleri bizler de bağışlamıyoruz, bağışlamayacağız eşitliğe giyotin vuranları.