Ana SayfaÇeviriApartheid döneminden kalma anlayışa karşı bir yaşam savunucusu: Nonhle Mbuthuma

Apartheid döneminden kalma anlayışa karşı bir yaşam savunucusu: Nonhle Mbuthuma

HABER MERKEZİ – Günümüzde doğanın yanı sıra savunucuları da kâr için talanın hedefinde yer alıyor. Britanya merkezli The Guardian gazetesi “Tehdit Altındaki Doğa Savunucuları” başlıklı yazı dizisinde doğanın yıkımına karşı verilen mücadeleye odaklanıyor, dünyanın dört bir yanındaki dokuz yaşam savunucusunun hikayesini anlatıyor. Gazete Karınca olarak bu hafta, Güney Afrika’da apartheid döneminden kalma maden fetişizmine karşı mücadele eden Nonhle Mbuthuma’nın portresini sunuyoruz.


Jonathan Watts

Çeviri-Derleme: Tolga Er


Nonhle Mbuthuma, apartheid döneminden kalan topraklardaki sömürüye ‘hayır’ deme hakkı için mücadele ediyor.

Nonhle Mbuthuma, daha çocukken Güney Afrika’nın Wild Coast’unda kıyıya vuran dalgaların sesi eşliğinde ailesinin sazdan barakasında uyanır, ardından dışarı çıkar, kum tepelerinde oynar ve sonrasında ya okula doğru yola çıkar ya da tatlı patatesler ile muzların bulunduğu aile arazisindeki tarlada ailesine yardım ederdi.

Bugün ise uzun süreliğine tek bir mekanda kalabiliyor, tehlike alametleri nedeniyle gözünü dört açıyor, her bir sese kulak veriyor. Hatta, bazen kendisini koruyacak kişilere ihtiyaç duyuyor veya saklanıyor.

Amadiba topluluğundan olan Nonhle, “Her sabah uyanıyorum ve hala hayatta olduğum için Tanrı’ya şükrediyorum” diyor.

Adı ‘vurulacaklar listesi’nde geçen Nonhle, sözlerine şunu ekliyor: “Hedef olduğumu biliyorum. Eşim, ailem ve arkadaşlarım endişeleniyor. Bana saklanmamı söylüyorlar. Ama ben bunu yapmam. Bu ben değilim. Ben bu yolu seçtim.”

Nonhle, bölgelerindeki sömürüye karşı topluluğunun ‘hayır’ deme hakkı için mücadele etmeyi sürdürüyor.

Güney Afrikalı hakimler, Nonhle’nin komşularıyla mahkeme salonuna gittiği 20 Nisan tarihinden bu yana Avustralya merkezli maden şirketinin, eskiden oyun oynadığı kızılımsı kum tepelerinde titanyum yatağı açıp açamayacağını değerlendiriyor.

Pondoland adındaki ekolojik olarak zengin kıyı bölgesinde bulunan toprağın savunuculuğu nedeniyle Mbuthuma, bağlı bulunduğu kabile şefine ve bölgesel yönetimiyle karşı karşıya. Kampanyacı arkadaşlarından birkaçı, Güney Afrika’nın en yoksul bölgelerinden olan bu alana iş ve para getireceği gerekçesiyle projeye karşı çıkılmaması için ‘uyarıldı’, ardından ise öldürüldü.

Tüm bunlara karşın Nonhle korkusuz. O, kendisinin de sakini olduğu Xolobeni köyündekilerin bu projeye yoğun bir şekilde karşı çıktığını, onların onayı olmadığı müddetçe maden şirketinin ve onun destekçilerin geri çekilmesi gerektiğini vurguluyor:

“Yasa, danışılma hakkımız olduğunu söylüyor, ancak söylediklerimizin bir önemi yokmuş gibi gözüküyor. Madeni istemediğimizi şirkete birçok kez söyledik. Kaç kez hayır dememiz gerekiyor?”

Apartheid rejiminden bugüne

42 yaşındaki Nonhle, yaşamı savunmaya zorlananlardan.

Gençliğinde subtropikal ve ılıman iklim bölgeleri arasında yer alan Pondoland’deki biyolojik çeşitliliği görmeyi isteyen yabancılara rehberlik eden Nonhle için hayat böyle devam edecek gözüküyordur. Turistler Pondoland’e özgü hayvan ve bitki türlerinin yanı sıra kıyıdaki balinaları izlemeye gelirken, Avrupa Birliği’nin eko-turizm projelerini destekleme kararıyla bölgede gelişim sağlanabileceği umuluyordur.

Ancak Avustralya merkezli maden şirketi Mineral Commodities’in dizüstü bilgisayarlarda, bisikletlerde, saatlerde ve matkap uçlarında kullanılan zirkon, rutil ve titanyumu çıkarmak için büyük yatırım planlarıyla çıkagelmesiyle hayat değişir.

Madenin 25 yıllık işletiminin yıllık 140 milyon sterlik hedefi Amadiba topluluğunu ikiye böler.

Kıyıya uzak olanlar bölgelerde topluluklar, daha az etkilenecekleri, kendilerine yeni yollar yapılacağı ve belki de iş bulacakları gerekçesiyle projeden yana olurken, kıyıdakiler karar karşı çıktı.

Buradaki topluluk, tarım alanlarının zarar görebileceğini, nehrin kirlenebileceğini, doğal yaşamın son bulabileceğini ve sonraki nesillerin köyde felaket bir yaşama mahkum edilebileceğini söyledi.

Aynı zamanda apartheid döneminden kalma ırksal sorunlara dikkat çektiler. Pondoland, ırk ayrımı ve beyazların yönetimi sırasında siyah kabile yönetimine bırakılan yerlerden. Bu, çok az da olsa siyasi özerklik ve ekonomik anlamda ihmal edilmek anlamına geliyor. Nonhle, ırklara yönelik bakış açısının 26 yılda çok değişmediğini vurguluyor:

“Niye bunu buraya yapıyorlar? Niye bir beyaz bölgeye değil? Çünkü daha ucuz. Ekonomimizde ayrımcılık hala yerleşik durumda.”

Bölünmüş bir topluluk

Nonhle’nin ilhamı dedesinden geliyor. Dedesi, apartheid rejimine karşı ilk büyük ayaklanmalardan olan 1960 Pondoland Ayaklanması’nda bulunan isimlerden:

“Nasıl ve neden savaştığı hakkında bana onca hikaye anlattı. Nedeni toprağı korumak ve insanların mutlu olmasını temin etmekti. Şimdi bunun bana kaldığını, kararlarımın sıradaki nesle zarar vermemesi gerektiğini söylüyor.”

Nonhle’ye göre topluluğunun şu anki lideri, maden şirketinin yönetimini ve yeni bir 4×4’ü kabul ederek hakkı olmayan bir anlaşma yaptı. Nonhle, geleneğe göre böylesine büyük kararlarda topluluğun büyük salonunda alınan ortak kararların kabul edildiğini söylüyor.

Öte yandan maden şirketi ise topluluk liderlerine ve muhaliflere endişelerin yersiz olduğunu iddia ediyor. Evleri yok etmemeye, doğanın korunabilmesi için tampon bölge yaratmaya ve çalışmalar tamamlandığın bölgeyi tekrar eski haline getirmeye söz veriyor.

Ancak şirket, şunu göz önüne almıyor: Bir zamanlar güçlü bir birlikteliğe sahip olan topluluk şu an şiddetle bölünmüş halde.

Nonhle ve maden karşıtı diğerleri 2007 yılında Amadiba kriz komitesini kurdu. Maden şirketi danışmanlarının geldiği 2015 yılında ise bu komitenin üyelerinden dört kişi saldıraya maruz bırakıldı. Bir yıl sonra da grubun lideri Sikhosiphi “Bazuka” Rhadebe, sondajı engellemek için yaptığı yol kapama eyleminin ardından vurularak hayatını kaybetti.

Nonhle, maden projesi destekçileri tarafından tehdit altında olduklarını söylüyor:

“Bazuka bizlerin vurulacaklar listesinde olduğunu söyledi. Saklanmam konusunda uyarıda bulundu. Bana söylediği son söz ‘Evine git, içeride kal. Bu adamlar bizim peşimizde’ oldu.”

“Yarını da düşünmek zorundasınız”

Polise güvenmeyen Nonhle, yine de mahkemelerin ve uluslararası kamuoyunun gücünün etkili olabileceğini düşünüyor. Rhadebe’nin öldürülmesinin ardından hükümet maden projesini bir süreliğine askıya aldı. Verilen durdurma kararı bir sonraki yıl sona erecek, ancak Nonhle, Nisan ayında gittiği Pretoria Yüksek Mahkemesi’nin o zamana kadar bir hüküm verebileceğini düşünüyor.

Avukatı Johan Lorenzen, Xolobeni gibi toplulukların maden çıkarma işlemine ‘hayır’ deme hakkını tanıyarak apartheid döneminden kalma bir sorunun çözülebileceğini vurguluyor:

“Madencilik Güney Afrika’nın asli günahı. Bunun fetişi var. Ancak bu dosya emsal olabilir. Kazanırsak güç dengelerini dramatik bir şekilde değiştirecektir.”

Nonhle ise bu sorunu seçim ve katılım açısından değerlendiriyor. Yatırımları reddetmiyor, ancak bu yatırımların imhaya yol açmayacağından ve uzun dönemde yerel halka yardımcı olacağından emin olmak istiyor:

“Konu gelişim olduğunda buna dahil olmalısınız. Sadece şimdiyi düşünemezsiniz. Yarını da düşünmek zorundasınız.”


Kaynak: The Guardian

Hindistan’da maden karşıtı bir yaşam savunucusu: Fatima Babu

Filipinler’de plantasyona karşı topraklarını koruyanların kadın lideri: Marivic Danyan

‘Barış anlaşması’ sonrası Kolombiya’da paramiliterlere karşı bir direniş hattı

Antalya’da yıkıma karşı yaşamı savunanlar: Birhan Erkutlu ve Tuğba Günal