Ana SayfaÇeviriKolombiya’nın öteki gerillaları: ELN

Kolombiya’nın öteki gerillaları: ELN

HABER MERKEZİ – “Kolombiya barış görüşmeleri” dendiğinde muhtemelen akla ilk olarak FARC gelir. Ancak dönüştürücü bir barışı sağlamanın anahtarı, bir diğer gerilla grubu ELN.

Aaron TAUSS & Juan Felipe DUQUE*

Tercüme: Çevirmenler Meclisi


Ekim ayında Kolombiyalı seçmenler, Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri (FARC) ile Kolombiya hükümeti arasındaki tarihi barış görüşmelerini reddederek ülkeyi ve dünyayı şaşkına çevirdi. Şüphesiz ki olumlu bir sonuç ülkede 50 yıldır süren ve 260 binin üzerinde insanın canına mal olan silahlı çatışmanın sonlanmasına daha da yaklaştıracaktı.

Eski Başkan Álvaro Uribe‘nin öncülüğündeki “Hayır” cephesinin zaferi, tarafları müzakere masasına tekrar dönmeye zorladı ve ülkeyi geçici olarak “besbelli bir belirsizlik” halinde bıraktı. Ne var ki Kolombiya Meclisi hafta başında barış anlaşmasının revize edilmiş bir modelini seçmenin onayını almak zorunda kalmadan meclisten geçirdi.

Böylelikle barış arayışı başka bir cephede ivme kazandı. Referandumun üzerinden henüz bir hafta geçmişti ki Devlet Başkanı Juan Manuel Santos, ülkenin petrol zengini kuzeydoğusu ve güneybatısında bulunan, tahmini olarak 1500 savaşçıyla ülkenin en büyük ikinci gerilla gücü olan Ulusal Kurtuluş Ordusu (ELN) ile resmi müzakerelere 27 Ekim’de başlayacağını duyurdu.

Eski bir meclis üyesinin bırakılması konusunda süren bir tartışma nedeniyle bu tarih ertelendi ve görüşmeler halen askıya alınmış durumda. Yine de hükümet, ELN isyancılarıyla masaya oturmanın Kolombiya’nın “eksiksiz bir barışa” ulaşmasını sağlayacağını söylüyor.

Bu, ülkedeki silahlı çatışmayı sona erdirmek amacıyla iki tarafın ilk politik çözüm arayışı değil.

1990’ların başından beri Kolombiya hükümeti ve ELN, isyancıların silahlanmasını ve yasal bir siyasi güce dönüştürülmesini müzakere etmeye çalışıyordu. Ancak bugün barış umudu her zamankinden daha güçlü görünüyor.

ELN’nin kısa tarihçesi

eln

ELN ayaklanmasının kökeni 1964 yılına dayanıyor. Küba devriminden, Che Guevara’dan ve Özgürlük Teolojisinden ilham alan küçük bir öğrenci grubu, ülkenin oligarşisine ve Amerikan emperyalizmine karşı silahlanma kararı almıştı. FARC, köylülerin öz savunmasına ve toprak reformuna odaklanırken ELN’nin birincil hedefi ise askeri yöntemlerle iktidarı ele geçirmek ve devleti alt sınıfların lehine radikal bir şekilde dönüştürmekti.

ELN’nin ilk günlerinde en önemli figürü, bir sosyolog ve Katolik rahip olan Camilo Torres Restrepo’ydu. Üst sınıf bir ailede doğan Torres, devletin şiddetli baskıları nedeniyle, Latin Amerika’da Hristiyan kardeşlik idealine ancak silahlı mücadele yoluyla erişilebileceğine inanıyordu.Torres’in ELN isyancılarıyla geçirdiği zaman kısa oldu.Katıldığı ilk askeri operasyonda öldürüldü. (Ne var ki Torres’in ölümünden sonra idealleri yaşamaya devam etti ve Latin Amerika kıtasının dört bir yanındaki genç devrimcilere ilham kaynağı oldu.)

Takip eden yıllarda ELN’nin gücü inişli çıkışlı bir şekilde seyretti. İç ideolojik ayrışmalar ve askeri yenilgilerin olumsuz etkisiyle grup ilk 20 yılında hayli zorlandı. 1980’lerin ortalarından başlayarak petrol ve elektrik altyapılarına saldırılar düzenleyerek, fidye toplamak için insan kaçırma planları yaparak, yerel ve ulus ötesi şirketlerden para çıkararak ve yerel topluluklarda sosyal varlığını arttırarak küçük bir yükseliş yaşadı.

Ne var ki 21. yüzyılın başında Plan Kolombiya’nın** başlatılması ve ülke çapındaki paramiliter kontrgerilla faaliyetlerinin yoğunlaşmasıyla ELN tekrar düşüşe geçti. Uribe yönetimi 2002-2010 yılları arasında grubun askeri gücünü önemli ölçüde geriletmekle kalmadı, aynı zamanda milyonlarca köylüyü zorla göç ettirerek ve masum sivilleri öldürerek örgütün toplumsal tabanını da zayıflattı.

Hükümet rakamlarına göre ELN, 2010’da en düşük seviyesine ulaştı. O dönemden bu yana isyancı grup askeri stratejisini başarılı bir şekilde tekrar gözden geçirdi ve yavaş yavaş Kolombiya’nın ekonomik altyapısına yönelik saldırılarını yoğunlaştırarak müzakere masasındaki konumunu güçlendirdi.

Sivil halkın katılımı

Dört yıl boyunca süren gayrı resmi toplantılarda ortaya çıkan 6 maddelik müzakere gündemi her iki tarafça kabul edildi. ELN de FARC gibi barış görüşmelerinde birkaç kilit nokta için bastırıyor: Geçiş dönemi adaleti, politik süreçlere katılım, çekilme ve silahsızlanma, mağdurlara adil muamele ve barış anlaşmalarının düzgün bir şekilde uygulanması.

Fakat ELN’nin dışlayıcı diyerek sert bir şekilde eleştirdiği FARC barış görüşmeleriyle karşılaştırıldığında program sivil toplum gruplarının sürece daha kapsamlı bir şekilde katılmasını öngörüyor. ELN merkez komitesi üyelerinden Ramirez Pineda’ya göre, hedef seçkin olmayanları müzakerenin merkezine oturtmak ve Kolombiya’nın sosyo-ekonomik, politik problemleri ve demokratik dönüşümüne “yeni uzlaşma” yaratmaktır. ELN lideri Nicolas Rodríguez Bautista, özellikle mülksüzleştirilmiş ve fakirleştirilmişler gibi sivil halktan grupların temsilcilerinin dahil edilmesiyle barışın ve siyasi dönüşümün kazanabileceğini savunuyor.

FARC müzakerelerine ülkenin ihracata yönelik birikim modeli, doğal kaynaklar üzerindeki egemenlik, serbest ticaret anlaşmaları ve kapitalist devlet kurumları gibi konular bariz bir biçimde dahil edilmemişti.

Santos yönetimi bu konuları ELN ile de tartışmaya niyeti olmadığını açık bir şekilde belirtti fakat ELN gerilla grubu hükümetin elini zorlayacak daha geniş bir kamusal tartışmayı tetiklemeyi umut ediyor.

İsyancılar müzakerelerin ülkeyi otomatik olarak sosyalizm yoluna sokmayacağının da çok iyi farkında. Amaçları örgütsel kapasitelerini güçlendirmek yerine “şiddeti siyasetten arındırmak” ve Kolombiya sol platformunu anlaşma sonrası bir ortamda kolektif bir biçimde yeniden tanımlamaktır. Bu maksatla, tarafların ilk olarak tartışacağı konulardan biri halk gruplarının, özellikle Halk Kongresi’nin (CdP), görüşmelere dahil olmasına nasıl teşvik edileceği olacak.

Halkın gücü

cdp eln

Halk Kongresi’nin kökleri Plan Kolombiya, serbest ticaret anlaşmaları ve yoğunlaştırılmış maden faaliyetlerine karşı kitlesel seferberlikleriyle 2004 yılına kadar uzanır. Altı yıl sonra, etnik ve köylü topluluklar, öğrenci grupları, feminist hareketler, sendikalar, LGBT grupları, araştırma merkezleri, düşünce kuruluşları, siyasi tutsaklar ve bağımsız araştırmacılar gibi 300’ün üzerinde toplumsal ve politik örgütlerin bir araya gelmesiyle ittifakı resmen kurdu.

Bölgedeki anti-kapitalist hareketlerin (Brezilyadaki Topraksız İşçiler Hareketi ve Güney Meksika’daki Zapatistlerin de dahil olduğu) direnişinden ilham alan yerel gruplardan oluşan CdP, toplumsal hareketliliğin güçlenmesi, özerk kurumların oluşturulması ve Kolombiya’nın kapitalist devlet sisteminin dışında kendi kendini örgütleyen/organize eden bir sistem inşa etmeye odaklanıyor.

Halk Kongresi’nin görüşü, bir yandan silahlı mücadelenin tükenmişliğine diğer yandan Kolombiya’nın demokratik kurumları ve geleneksel sol partilerin başarısızlığına bilinçli bir tepkidir. CdP üç temel prensiple “Halkın gücü”nü inşa eder: Halkın özyönetimi, katılımcı demokrasi ve herkes için onurlu bir yaşam hakkı. Hiyerarşik ve bürokratikleşmiş politik örgütlenme biçimine karşı dayanışma, işbirliği ve mütekabiliyeti benimser.

CdP yaygın sınıfları ve yerel toplulukları ülkenin asli siyasi özneleri olarak görür. Son birkaç yıldır, madencilik ve çıkarma projelerine karşı kırsal eylemler; etnik ve köylü toplulukların bölgesel otonomisini savunan kanunlar çıkarılmasını savunan önemli bir rol oynamıştır.

CdP, diğer ilerici hareketlerle birlikte, kapitalist sınıflarında dahil olduğu toplumun bütün kesimlerini dışlayan Toplumsal Barış Masası uzlaşmasını da hem silahlı çatışmanın sona ermesi için hem de ötekileştirilmiş kır ve kent kitlelerine yarar sağlayacak reformların yasallaşması için destekliyor.

Bu çabaların tetiklediği kamusal tartışmalar, ülkenin dönüştürücü bir barışa doğru ilerleyebileceği alan açtı.

Kent solunu yeniden canlandırmak

eln

Elbette ki dönüştürücü bir barış, hükümetin tam olarak önlemeye çalıştığı bir şeydir. Ve CdP bunu tek başına mücadele ederek/devam ederek kazanamayacaktır.

En önemlisi, CdP ağırlıklı olarak kırsal alanın ötesine ulaşmak için sol bir partinin kurumsal desteğine ve Kolombiya kent solunu yeniden canlandırıp örgütlemeye ihtiyaç duyacaktır. Kapitalist Kolombiya Devletine karşı etkili bir karşı denge olmadığı sürece ülkenin en fakir kesimleri yaşamlarında ve çalışma koşullarında kayda değer bir gelişme görmeyecektir. Özgürlükçü vizyona sahip sol bir parti olmadan, Kolombiya’nın egemen sınıfları anlaşmanın herhangi bir uygulamasından vazgeçmesini durduramayacak ve müzakereler sırasında verilecek imtiyazları görmezden gelecek siyasi bir boşluk ortaya çıkacaktır.

Ülkedeki 52 yıllık silahlı çatışmanın sona erdirilmesi, kapitalizmle yüzleşme ve daha geniş mücadeleyi yükseltecek bir alternatif için yeni imkânlar yaratacaktır. Kitlesel hareketlilik ve halk mücadelesi, sadece barış sürecinde değil, aynı zamanda solun gelecekteki mücadeleler için kendi örgütlülüğünü, ideolojisini ve siyasi yeterliliğini güçlendirmesi için çok önemlidir.

Fakat Cdp kent bölgelerinde kendisini destekleyecek halk hareketine erişene kadar radikal değişimin dışında kalacaktır.


*Aaron Tauss, Universidad Nacional de Colombia’da ‘Uluslararası Siyaset’ alanında profesör. Juan Felipe Duque, aynı üniversitede siyaset bilimi öğrencisi ve Halk Kongresi aktivisti.

** Plan Kolombiya: 1998-99 yılları arasında Kolombiya uyuşturucu kartellerine ve Kolombiya topraklarındaki sol direnişçi gruplara karşı savaşmayı amaçlayan ABD askeri-diplomatik girişimidir. Plan, dönemin başkanları Arango ve Clinton öncülüğünde devreye konulmuştur.

Kaynak: Colombia’s Other Guerrillas

Previous post
86. yılında seçme ve seçilme hakkı: Bugün 28 kadın siyasetçi tutuklu
Next post
Kuzey Dakota'da zafer direnen yerli halkın