Ana SayfaYazarlarElend AydınO hem Marakeşli hem İtalyan hem de Kobanêli: ‘Heval Marcello’

O hem Marakeşli hem İtalyan hem de Kobanêli: ‘Heval Marcello’


Elend Aydın


Yıl: 2015, aylardan Ocak. ‘Heval Marcello’ (Karim Franceschi) Kobanê’de safların netliğine işaret olan bir manzarayı anlatıyor:

Beni şoke eden bir şey görüyorum. Kuş uçuşu olarak birkaç kilometre ilerde, Türkiye sınırından Suriye’ye bir dizi DAİŞ giriyor. Siyah bayrakları var. Kaç tane olduklarını tam olarak sayamıyorum ama en azından altı, yedi 4×4 pikap olmalı. Anlamıyorum, neler oluyor? Türk askerleri onlara neden ateş etmiyor? Öyle huzurlu bir şekilde geçmelerine neden izin veriyorlar? Ayrıca DAİŞ’in Türk topraklarında ne işi var? Bu araçlar bu tarafa geliyorsa hepimizin işi bitmiş demektir.

Ama “iş bitirilemiyor” onca takviyeye rağmen…

Marakeş doğumlu Heval Marcello Faslı bir Anne ile İtalya bir babanın sevgili, sosyalist evladı. Genlerinde partizanlık var çünkü babası İtalya dağlarında Nazilere karşı savaşmış onurlu insanlardan. Bundandır ki gördüğü ilk gerillaların (YPG/YPJ) kalaşnikoflarını kollarına takma şekli babasını hatırlatıyor ona ve aslında babasının direngen ruhu onunla birliktedir Kobanê’nin efsanevi direnişinde… Öldürücü soğuklar içindeki harabe “Kobanê mezbahasında” Karim’in çelişkileri, tökezlemeleri, dudak bükmeleri, kahramanlığı ve ikilemleri, kısacası her şey muhteşem! O bir Kobanê’li; O, Kobanê! Kobanê O; yani Karim Franceschi!

Kitabın kapağındaki harika fotoğraf; Heval Marcello’nun gerilla bedenine vuran ışık ve gölge, hemen yanında avaz avaz el sallayan viraneler o kadar çok boyutlu bir çekim gücüne sahip ki, içinde kaybolmayı istememek elde değil. Rojava Calling (Rojava Çğırıyor) ile harekete geçen Karim’in yüzü tüm zamanların gerçek ve efsane kahramanlarının yüzünü kendinde birleştirmiş.

Benim adım Karim Franceschi, Senigollialıyım, yirmi beş yaşımdayım ve elimde bir Noel çorabıyla savaşa gidiyorum. Çorabın üst kısmında İYİ NOELLER, diye yazıyor. Şunu açıklığa kavuşturalım: Deli falan değilim, bütün arzum Kobanê’deki çocuklara biraz şeker götürmek. Bana sokaklarda çok fazla sayıda anne babası, kardeşi olmayan, evsiz çocuk olduğunu söylediler. Kim bilir şeker yemeyen kaç çocuk var, kim bilir hiçbir şey yemeyen kaç çocuk var… Ben kendimi bir devrimci olarak görüyorum. Hiç fena sayılmaz değil mi? Dev boyutlardaki Noel çorabı yerine , şarjörü dolu bir kalaşnikof omuzlamış olsam bir şeyler farklı olurdu; tetiği çekmek için oyun çubuğunu büktüğüm playstation oyunları dışında, hayatımda hiç ateş etmedim…

Kobanêleşirken, annesini, güzel Leilasını da dünyanın en tehlikeli ve ölümcül noktasında yanında taşıyan Karim, Noel çorabını hiç görmediği Sovyet yapımı keskin nişancı silahıyla takviye ediyor az sonra; şimdi 31 ay önceki Kobanê’deki pozisyonunu hissedelim:

Bizi az daha öldürecek olan RP6 roketi (sahi, nerden gitmişti o roketler ve halen nereden nereye gidiyor, ne taşıyor TIR’lar?) Sanki tuhaf bir soru oldu –korkuyu alıp yerine öfke ve çılgınlığı getirdi, korunmamı söyleyen kendini savunma iç güdüsünü bastırdı –. Monitörün ortasındaki minik topu, gördüğüm beyaz şeklin üzerine denk getiriyorum. Ve tetiği çekiyorum. Yanındakine geçiyorum. Ve tetiği çekiyorum. Ve tetiği çekiyorum. Dürbünü hareket ettirerek bir sonrakini arıyorum: Buluyorum ve tetiği çekiyorum.

Ellerimizdeki şeker dolu Noel çoraplarıyla yaz vakti de olsa üşüyor, kulaklarımızda yankılanan kurşun seslerine hürmeten Kobanê bahçesinde bir gül olmak istiyor muyuz? Paramparça bir cenaze haline getirilmiş olan Kobanê’yi daha ilk sokakta hisseden Marcello’nun çok derinden hissettiği bir şey daha var:

Heval, ne muhteşem bir sözcük! Onu ilk kez aylar önce Suruç’ta duymuştum, duyar duymaz da hoşuma gitmişti. Sonra anlamını araştırdım ve o zaman, bu sözcüğü daha da sevdim. Heval, kendi toprağını savunmak için savaşan kişi demek. Bir heval, elindeki silahla arkanı kollar. Bir heval sana saygı duyar ve senin ihtiyaçların onun için kendisininkilerden önce gelir. Kelime tam olarak “yoldaş” ve aynı zamanda “arkadaş” anlamında da kullanılıyor. Demokratik ve eşitlikçi bir sözcük: eğer erkeksen “heval” (not: aslında hevalê) oluyorsun kadınsan “hevala”. Heval, seninle aynı kaderi paylaşan kişi ve sende kendisini bulan kişi. Heval, uğruna savaşmak için iyi bir sebep. Birinin bana bu şekilde hitap etmesinden gurur duyarım.

Böyle diyor tüm zamanların hevali Marcello. Dilim varamasa da veda zamanı: Heval Marcello’ya “Arrivederci!”* diyorum.


Kitabın Künyesi

“Heval Marcello | Kobane’de Bir İtalyan Savaşçı”

Karim Franceschi

Çev: Banu Pinter

Ceylan Yayınları / 2017


* Hoşçakal! (İtalyanca)