Ana SayfaYazarlarBüşra ŞahinNihan Kaya’dan kırılmışlığın eseri

Nihan Kaya’dan kırılmışlığın eseri

HABER MERKEZİ – Büşra Şahin, Nihan Kaya’nın on dört öyküden oluşan son kitabı ‘Kırgınlık’ı Gazete Karınca okurları için yazdı. İthaki Yayınları etiketiyle basılan eserde, geride kalanların, yaşanmışlığın -veya yaşanmamışlığın- hüznünü bulmak mümkün.


Büşra Şahin


Kırgınlık hissi naiftir, içinde sert bir şiddet barındırmaz. Tek yönlü değildir; insan başka bir insana, kendine, hayata veya geçmişe kırılabilir. Doğaldır. Kırılmışlık hissinin içe kapanık olması doğaldır. Yanında öfkeyi de getirebilir sessizliği de. İsyan da doğurabilir kabullenmişlik de. Anlık sürebilir ama ömür boyu da geçmeyebilir. Bu kadar çok yönlü bir duygunun aslında hep ortak olması, ortak bir zemin yaratması durumu Nihan Kaya’nın öykü kitabı ‘Kırgınlık’ta net bir şekilde okura sunuluyor.

Çatı Katı, Kar ve İnci, Yazma Cesareti, Ama Sizden Değilim, Fildişi Kuyu: Edebiyat-Psikoloji-Kadın, Disparöni, Buğu, Gizli Özne gibi çok sayıda roman, öykü ve incelemeye imza atmış Nihan Kaya’nın son öykü kitabı Kırgınlık İthaki Yayınları tarafından okuyucuya sunuldu. Kitap, kısalı uzunlu on dört öyküden oluşuyor.

Öykülerin genel havasında bir ağırlık, iç sıkıntısı ve beraberinde gelen kırılmışlık hâkim. Bunalmış karakterler, eskimiş yaşantılar, yorgun mekânlar var bu öykülerde. Hepsi de bir kırılmışlığın eseri olarak ortaya çıkıyor. Yer yer karamsar özellikler taşıyan bu eserde geride kalanların, yaşanmışlığın -veya yaşanmamışlığın- hüznünü bulmak mümkün. Hiç kimseye ulaşamayan yalnız bir tren bekçisi, çocuğunu kaybetmiş annelerin izini süren bir amir, annesi gibi güçlü kalamamış kar tanesi kadın… Hepsi bir kırgınlığın izlerini taşıyor. Bu açıdan bakarsak kitabın bir bütünlüğünün olduğunu söylemek mümkün. Hem anlatım hem de tema olarak birbirinden çok uç noktalarda öyküler değil bunlar. Tek bir dünyanın farklı dilimleri gibi sanki.

İçerisinde öyle öyküler var ki, ayrıntıcı okuru, yarattığı mekân ve karakterler bağlamında bir sorgulamaya itiyor: Kurmaca ile gerçek arasındaki ilişki nedir? Anlatının hislerine bu kadar yakınlık duyarken bir yandan da aynı anlatının dünyasına uzak hissetmek nasıl mümkün olur? Bu sorular Kaya’nın, olayı işleyişindeki başarısından kaynaklanıyor diyebiliriz. Yarattığı gerçek-dışı uzamlara tamamen gerçek ve tanıdık karakterler yerleştirmiş Kaya. Bildiğimiz somutluğun dışına çıkabilen, hiç kimsenin yaşamadığı yerde mahsur kalan, dünyada değil kendi evreninde yaşayan karakterlerin ortamını uzak bulabiliriz belki ama hislerini çok yakından hissediyoruz. Yukarıdaki soruların cevabı farklı okurlarda farklı biçimler bulacaktır. Belki de bizi etkileyen şey anlatılan dünyanın gerçeklikle ne kadar uyumlu olduğu değil, anlatılan duyguların gerçeklikteki hislerle ne kadar uyumlu olduğudur. Eğer durum buysa Kırgınlık gerçekten başarılı bir öykü kitabı olarak incelenebilir: Okurun içindeki kırgınlıkları da (yaşanamamışlardan, eksiklerden, geride bırakılanlardan duyulan kırgınlık hissi) uyandırabilen bir eser çünkü.

Kitapta dikkati en çok çeken öyküler Paf ve Kuğu’dur sanıyorum. Paf isimli öyküde, ölümsüz ve ölümsüzlüğü derecesinde kırgın bir ejderha ile mektuplaşan Nihan K. isimli yazara rastlıyoruz. Kurmacanın dünyasına ait olan bu yazarın yazma deneyimlerini okurken üstkurmacanın tadına varmak mümkün. Kuğu öyküsünde ise yine bir yazarın metin yazma sürecindeyiz. Fakat buradaki yazar karakteri sadece kurmacanın karakteri gibi görünmüyor. Nihan Kaya, yine kurmaca bir metin temelinde kendi manifestosunu yazmışı andırıyor. Öyküleri nasıl yazdığının, yazarken neler düşündüğünün, hangi yolu izlediğinin ipuçlarını veriyor ve okura şunu söylüyor sanki: Gözlerini aç, farklı bakmayı öğren, burada aradığın her şeyi bulacaksın, bu sana bağlı. Kuğu öyküsüne kadar okuduğumuz tüm öykülerin bahsi geçiyor burada; hepsinin aynı olduğunu, mekânlar/şahıslar/zamanlar değişse bile hikâyenin aynı olduğunu söylüyor Kaya. Hikâyeler aynı ve hepsinin kendine ait bir gerçekliği var. Yaşadığımız gerçeklikle uyuşmak zorunda değil. Kurmacaya bu şekilde bakan kişilere seslenmeden geçmiyor:

Kendi gerçekliğinizi tek gerçeklik sanmanız var ya; işte bu sizin sorununuz. Ancak ördek kafalı bir ördek, bir kuğuyu çirkin bulabilir.

Hayatı temsil eden yol metaforunda rastladığı kırgınlıkları, duru ve güçlü bir dille aktarıyor Nihan Kaya. Hepsinin kendine ait gerçekliklerinde yaşadıkları ortak duyguları anlatıyor. Romanlardan, yazarlardan ve yazma sürecinden bahsedilen öyküler, üstkurmaca seven okurlar için ayrıca değerli görünüyor. Paf ve özellikle Kuğu hikâyelerinde biraz aşırıya kaçmış görünse de keyifli bir okuma ve üzerine düşünme vaat eden metinler olarak değerlendirilebilir. Sözü yine Nihan Kaya’ya bırakalım:

Ben sizin hiç doğmamış, adı konmamış kızınızım. Ben sizin atamadığınız adımlarınızım. Çekingenliğiniz, ürkekliğiniz, kararsızlığınız, kendinizden emin olmadığınız aralıklardaki tevazunuzum. Aralıksız nezaketiniz, kendinizle kendiniz arasına giren mesafeyim. Tuşu bilerek yanlış basmak istediğinizde, içinizde size “Dur!” diyen sesinizim.