Ana SayfaÇalışma YaşamıSoma Davası için nöbet: ‘301 can için adalet’

Soma Davası için nöbet: ‘301 can için adalet’

HABER MERKEZİ – Soma Davası’nda karar duruşmasının ertelenmesi üzerine nöbet eylemine başlayan aileler, avukat ve destekçileri kamuoyunu tatmin edecek bir karar beklemese de umutlarını koruyor.

Manisa’nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014’te 301 madencinin yaşamını yitirdiği iş cinayetine ilişkin 5’i tutuklu 51 kişinin yargılandığı davanın karar duruşması, mahkeme heyetindeki üyelerden birinin “rahatsızlık mazereti” bildirmesi nedeniyle 11 Temmuz’a ertelenmişti.

Bunun üzerine aileler, avukatlar ve destekçileri Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nin önünde nöbet eylemi başlattı.

Bekleyişlerini sürüdürenlerin tamamının talebi ise “301 Can İçin Adalet”.

Mezopotamya Haber Ajansı’ndan Ahmet Kanbal ve Ruken Demir’in haberine göre mahkemeden kimsenin beklentisi olmasa da umutlar yitirilmiyor.

Çıkacak kararın hiçbir şekilde kendilerini ve kamuoyunu tatmin etmeyeceğinin bilincinde olduklarını belirten madenci annesi Elmas Kaya, “Ben burada kararın ne olacağını biliyorum” diye konuşuyor.

Madende yaşamını yitiren Hakkı Doğan Sal’ın eşi Gülizar Sal da “Yaramızın kabuk bağlayacağını mı sanıyorlar” diyor ve şöyle devam ediyor:

“Bu davanın buraya kadar gelmesi dahi anlamsızdı. Bizden ne bekliyorlar, ne yapmamızı bekliyorlar bilmiyorum. Bu kadar insan öldü bunların cezasını kesmek zor mu? Adalet yoksa bir ülkede zor oluyor. Bir şey beklemiyoruz ama umudumuzu da yitirmek istemiyoruz. İnan umutsuzluk çok zor. Umudumuzu kaybedersek biz de ölürüz. Umutla geliyoruz her duruşmada buraya, sonra umudumuzu yanımıza alıp gidiyoruz evimize.”

Eşi Erdoğan Köse’yi kaybeden Gülfidan Köse ise “Sonuna kadar gideceğiz. Bir kişi de kalsak biz buraya geleceğiz. Buradan iyi bir karar çıkmasa Anayasa Mahkemesi, Avrupa Mahkemesi. Sonuna kadar gideceğiz. Bu davayı kapatmak yok. Yaşadığım sürece peşindeyim. Bizim canımız yandı, başkalarının canı yanmasın” diyor.

Öt yandan avukat Can Atalay, Türkiye işçi sınıfı tarihi için önemli bir dava olduğu için direndiklerini söylüyor ve “Türkiye halklarının tarihine yazılacak bir dosya. Bütün eksikliğine rağmen yazılacak” diyerek ekliyor:

“Umut olmadan yaşanmıyor. Bu insanlar direnmeyi tercih ettiler. Eğer bir umut türeyecekse Şirvan’da ekmeğini kazanırken öldürülen işçi ile Soma’da ekmeğini kazanırken öldürülen işçinin mücadelesi arasında somut bir bağ kurabilir bunun hattını oluşturabilirsek; umut oradan neşet edecektir.”