Ana SayfaManşetFilistin’in ilk kadın militanlarından, bir devrin öncüsü: Shadia Abu Ghazaleh

Filistin’in ilk kadın militanlarından, bir devrin öncüsü: Shadia Abu Ghazaleh

HABER MERKEZİ – Filistin özgürlük mücadelesini kendi yaşamının önüne koymuş bir kadın Shadia. Tarihten Kadın Portreleri’nde bu hafta Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nin ilk kadın militanlarından, bir eylem hazırlığındayken yaşamını yitiren Shadia Abu Ghazaleh var.

Shadia Abu Ghazaleh, 8 Ocak 1949’da Filistin’in Nablus kentinde dünyaya gelir.

Kız kardeşi Hiam ile birlikte küçük yaştan itibaren bilim ve kültür temelli bir eğitim alır. Annesini beş yaşındayken kaybeden Shadia, babası Al-Hanoun ve kardeşleri ile birlikte büyür.

Shadia’nın doğduğu dönem, Filistinliler’in İsrail devletinin 1948 yılında bağımsızlığını ilan etmesi ve ertesinde evlerini terk etmeye zorlandıkları 15 Mayıs Nakba (Felaket) Günü’nün etkileri hissedilmektedir. Shadia da bu ortamda politikaya ilgi duymaya başlar.

Böylesi bir atmosferde büyüyen Shadia, Fatimid Kız Okulu’ndan mezun olduktan sonra Mısır’ın başkenti Kahire’deki Ein Shams Üniversitesi’nde sosyoloji eğitimi alır. Ancak 1967’de Batı Şeria’nın işgali sırasında ailesinin ısrarlarına rağmen okulu bırakarak Filistin’e döner. Shadia’ya kendisini dönmemesi için ikna etmeye çalışan ailesine, ülkesi saldırı altındayken üniversite diplomasının bir anlamı olmadığını söyler.

Filistin’de de eğitimine psikoloji ve sosyal bilimler alanında devam eder. İlkin George Habash’ın kurduğu Arap Milliyetçi hareketine katılır.

Shadia bir yandan üniversiteye devam ederken diğer yandan da işgale karşı devrimci mücadele saflarında yerini alır.

Özgürlüğün kadın ve erkeklerin ortak mücadeleleri üzerinden yükseleceğine inanan Shadia, pek çok insana da bunu anlatmak için çabalar.

Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’ne katılan Shadia, İsrail işgaline karşı silahlı direnişin ilk kadın militanlarından biri olur. Teori ve pratiğin ayrılmaz bir bütün olduğuna inanan Shadia, mücadelesini bu ilke üzerinden inşa eder.

Bireycilikten ziyade kolektif ve örgütlü çalışmaya inanan Shadia, kültür, politika ve stratejinin silahlı mücadeleyi yönlendirmedeki rolünün önemine vurgu yapar.

Düşünce hareketinin silahlı eylemlere rehberlik etmesini savunur. Öyle ki, “Devrimci teori olmadan devrimci bir hareket olamaz” der.

Çok sayıda militanın örgütlenmesini sağlayan Shadia, silahlı gruplara komutanlık da eder. Hem gerilla savaşı hem de teorik eğitim konusunda eğitmenlik yapar.

Tel Aviv’deki İsraillli “Egged” şirketine ait bir otobüsün bombalanması eylemine katılan Shadia, eylemin ardından yoldaşları ile birlikte güvenli bir şekilde üslerine dönmeyi başarır. Bu eylem sadece ülkesinde değil dünyada da büyük yankı uyandırır.

Bir hapishane ziyaretinde gördüğü mahkumların kendisini oldukça etkilediğini belirten Shadia, bu tanıklığın içindeki ateşi yangına çevirdiğini söyler.

Şehir eylemlerinin yanı sıra kadınların askeri birliğinin gizli örgütlenmesi için de emek verir.

İsrail güçlerine karşı bir eylem hazırlığındayken hazırladığı bombanın elinde patlaması sonucu 28 Kasım 1968’de yaşamını yitirir.

Hepimiz Şadiayız”

Yazar Mona Ahmed Ghandour, Shadia’nın cenazesini şöyle tarif eder: “Nablus halkı tabutun arkasına geçti ve işgal güçleri ‘Hepimiz Şadiayız’ diyen kalabalığa karşı koyamadı.”

Ölümünün ardından Shadia’nın adı bir liseye verildi. Bu okulun kız öğrencileri ise onun kendileri için bir rol model olduğunu ve izinden gittiklerini söylüyor.


Bu portrede PFLP ve womenfpal adreslerinden yararlanılmıştır.