Ana SayfaEkolojiHasankeyf ve Dicle Vadisi için son çağrı: Hala projeyi durdurabiliriz

Hasankeyf ve Dicle Vadisi için son çağrı: Hala projeyi durdurabiliriz

HABER MERKEZİ – Hasankeyf Koordinasyonu’ndan Ilısu Barajı suları altında bırakılmak üzere olan tarihi yerleşim yeri ve Dicle Vadisi’yle ilgili ‘son çağrı’ geldi. “Hala bu projeyi durdurma imkanı olduğunu biliyoruz” denilerek tüm kesimlerden seslerini yükseltmesi istendi.

Hasankeyf Koordinasyonu, Ilısu Barajı’nda su tutulması nedeniyle yok olmaya yüz tutan 12 bin yıllık tarihe sahip Hasankeyf ve Dicle Vadisi için son uyarılarını yapmak üzere, İstanbul’da basın toplantısı düzenledi.

“Hasankeyf ve Dicle Vadisi İçin Son Çağrı!” başlığıyla yapılan açıklamaya HDP milletvekilleri Hüda Kaya ve Züleyha Gülüm, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, SYKP Eş Genel Başkanı Cavit Uğur, Doğu ve Güneydoğu Dernekler Federasyonu Başkanı ve Hasankeyf Koordinasyon Üyesi Abdulhekim Daş, İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Nazmi Algan ve birçok kişi katıldı.

Açıklamayı yapan Hasankeyf Koordinasyonu Üyesi Beyza Üstün, Ilısu Barajı’nda tüm eleştirilere ve toplumsal tepkilere rağmen su tutma işleminin devam ettiğini söyledi.

12 bin yıllık geçmişe sahip Hasankeyf’in su altında bırakılarak, yok edilmek üzere olduğunu anımsatan Üstün, her geçen saniyede bir canlının, tarihin sular altında kaldığının altını çizdi.

Üstün, “Özellikle son 10 yılda Dicle Vadisi boyunca yakma, yıkma, yok etme politikaları uygulandı. Tarihi alanlar dinamitlendi, yüzlerce, binlerce yıldır orada yaşayan tarihi eserler yerlerinden koparılarak başka bir alana taşındı” dedi.

“Zorunlu kamulaştırmalarla insanların evlerine, tarım arazilerine, yaşam alanlarına el konuldu, göçe zorlandılar. Kamuoyu bütün bunları yakından takip etmişse de, ne yazık ki gereken büyüklükte tepki gösterilmediği için proje gerçekleştirilmektedir” diyen Üstün, 400 kilometrelik alanda ekolojik yıkımın boyutu ve kapsamının hâlâ bilinemediğini söyledi.

Beyza Üstün, “Her gün ortalama 15 santimetre suyun yükseldiği ve yüzde 20-25 doluluk oranına ulaşan baraj, vadi boyunca tufana dönüşmüş durumda. Tepkiler sonucunda, soyu tükenme riski altında olan canlılarla ilgili yeni yuvalanma alanları yapılacağı belirtilse de, alan boyunca kuşlar için yapılmış iki üç kule dışında bir çalışma görülmüyor” bilgisini paylaştı.

Şu ana kadar 22 köyün bütünüyle sular altında kaldığına dikkat çeken Üstün, şöyle devam etti:

“30 köyde de evlerin bir bölümü, tarım arazilerinin büyük bir bölümü sular altında. Nehir boyunda bulunan bu köylerden yüzlerce insan göç etmek zorunda bırakıldı.
“Baraj göletinden hala etkilenmemiş ya da çok kısmi olarak etkilenmiş olan 147 köy var. Bu köylerdeki insanlar yapay göletin sularının onlara ne zaman ulaşacağını bilmedikleri için büyük bir belirsizlik yaşıyor.
“Zorunlu kamulaştırma sonucunda göçe zorlanan 80 bin insanın çok büyük bir bölümü hala göç etmediği için ortaya çıkacak sosyal ve ekonomik tahribat daha gerçekleşmiş değil. Yeni evler yapılacağı söylenen birçok köyde inşaat çalışmaları başlamadan gölet suları köylere yetişmiş durumda. Boğulmak ile evsiz kalmak arasında sıkışan köylüler çözüm üretilmesini bekliyor.”

Yetkililerin duyarsız olduğunu belirten Üstün, “Hasankeyfliler hep su içinde yaşarken, artık içecek su bulmakta zorlanıyorlar” dedi.

Üstün, “Mezarların taşınması ile ilgili yapılan başvurulardan sadece küçük bir kısmı kabul edildi ve sembolik taşımalar gerçekleşti” diye de ekledi.

“Hala projeyi durdurabiliriz”

Son olarak kent barolarının sorumluluklarını yerine getirmediği eleştirisinde bulunan Üstün, “Hala bu projeyi durdurma imkanı olduğunu biliyoruz” diyerek başta barolar ve avukatlar olmak üzere tüm kesimlere çağrı yaptı:

“Lütfen varoluşunuzun gereğini yerine getirmek için gerekli adımları atın. Daha önce bu alanın yok edilmesine karşı yükseltmiş olduğunuz sesinizi daha da yükseltin.
“Sessiz kalan sanatçıların da artık ses çıkarması gerekiyor. Bu artık bir tercih değil. Sular yükseliyor ve baraj göleti önüne çıkan her şeyi yok ediyor. Bu baraj bütün ömrü boyunca yok edecek bir baraj.
“Bu yüzden bütün yetkililere çağrıda bulunuyoruz. Bu hatadan dönme imkanı hala var. Bu yıkım projesi bir an önce durdurulmalı, baraj kapakları kontrollü olarak açılmalı ve gölet ortadan kaldırılmalıdır.”

“Biz gerekeni yaptık mı?”

Ardından söz alan milletvekillerinden CHP’li Sezgin Tanrıkulu, gelinen aşamada söylenecek bir şeyin kalmadığını belirterek, “Hasankeyf tarihi mirasıyla ve doğasıyla maalesef yüzde 25’i sular altında kaldı. 12 bin yıllık bir tarihi miras 50 yıllık bir proje için yok edilmeye çalışılıyor. Türkiye halkları nedense buraya yeterince ses veremedi. Ben de son kez buradan sesleniyorum; kurtarabileceğimiz şeyleri kurtaralım” dedi.

HDP Milletvekilli Hüda Kaya ise karşılarında özgürlüklere karşı esaret, yaşama karşı ölümü direten ve değerli olan her şeyi değersizleştiren bir zihniyetin olduğunu ifade ederek, “Biz bu zihniyete karşı biz gerekeni yaptık mı?” diye sordu.

Kaya, “Hasankeyf insanlık değerlerinin tamamıdır. O nedenle Hasankeyf inançlar ve partiler üstü bir meseledir. Herkesi gerekli duyarlılığı göstermesi gerekir” şeklinde konuştu.


Mezopotamya Ajansı’ndan derledik.
Previous post
Palu ailesi davasında karar çıktı
Next post
"FETÖ'nün siyasi ayağı" polemiği: Erdoğan'dan Kılıçdaroğlu'na tazminat davası