Ana SayfaCezaevleriAçlık grevinde olan tutuklu Bulut’un annesi: Zindan içinde zindan yaratılmış

Açlık grevinde olan tutuklu Bulut’un annesi: Zindan içinde zindan yaratılmış

HABER MERKEZİ – Urfa T Tipi 2 No’lu Kapalı Cezaevi’nde hak ihlallerine süresiz dönüşümsüz açlık grevine başlayan tutuklulardan Serhat Bulut’un annesi Aynete Bulut, “Cezaevi idaresi zindan içinde yeni bir zindan yaratmış” dedi. Cezaevi müdürüne taleplerin kabul edilmesi için seslenen Bulut, “Tek talepleri su, insan susuz yaşayamaz” dedi.

Urfa T Tipi 2 No’lu Kapalı Cezaevi’nde artan hak ihlallerine karşı beş tutuklunun 24 Haziran’da başlattığı süresiz dönüşümsüz açlık grevi sürüyor.

Talepler karşılanmadığı için greve bugün itibariyle Hidayet Düger, Hıdır Demirtaş, Erkan Bayram, Mehmet Tahir Özcan ve Reber Varhan adlı tutuklular da dahil oldu.

Açlık grevinde olan 2018 yılında “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla 7 yıl hapis cezası verilen Serhat Bulut’un annesi Aynete Bulut, cezaevinde yaşanan hak ihlallerini ve tutukluların taleplerini anlattı.

‘Zindan içinde zindan yaratılmış’

Mezopotamya Ajansı’na konuşan anne Bulut, oğluyla yaptığı telefon görüşmelerinde cezaevinde baskıların arttığını aktardığını belirterek, “Oğlum sürekli ‘bize baskı yapılıyor, hakaret ediliyor’ diyordu. Cezaevi idaresi zindan içinde yeni bir zindan yaratmış” dedi.

Bulut, kendisinin de grevin başladığı günden beri yemek yiyemediğini söyledi.

“Çünkü bir önceki açlık grevinin etkisi halen üzerimde. Oğlum, 3 ay 10 gün tecride karşı gerçekleştirilen açlık grevinde kaldı. Halen onun etkisindeyim. Yeniden açlık grevine girdiğinde dayanamadım, çok ağır geldi bana. Onlar açlık grevine girdiğini öğrendiğimden beri boğazımdan lokma geçmiyor. Doğal olarak ben de açlık grevine girdim.”

Hasta tutuklular revire çıkarılmıyor

Aynete Bulut, cezaevinde koğuşların çok kalabalık olması, yeterli su verilmemesi, revire çıkarılmama, hasta tutukluların tedavi edilmemesi, hastaneye götürülen tutuklulara ters kelepçe uygulaması gibi birçok hak ihlalin yaşandığını ifade etti.

“Oğlum koğuşlarında bir sara hastası olduğunu ve sürekli baygınlık geçirdiğini söyledi. Ben de onu doktora götürüp götürmediklerini sordum. Oğlum, ‘hastaneye giderken bazen bayılıyor ve gardiyanlar müdahale etmiyor, bu nedenle o da kendisine zarar veriyor’ dedi.
‘Cezaevinde revir var ama bizi çıkarmıyorlar’ dedi. Bu ve benzeri talepler için açlık grevi başlattılar. İstedikleri şey sadece hakları. İnsanın yaşamını devam ettirebilmesi için bazı şeylere ihtiyacı var. Ama orada onu bile sağlamıyorlar.”

Tüm gününü oğlunu ve arkadaşlarını düşünerek geçirdiğini belirten Bulut, “Diğer açlık grevindeki tutukluların aileleriyle iletişim halindeyiz. Onlar da sürekli ağlıyorlar. Bizim için çok ağır. Çocuğunuzun orada aç olduğunu, eridiğini düşünün. Buna dayanmak çok zor” dedi.

‘Tek talepleri su, insan susuz yaşayamaz’

90 bin civarında adli tutuklunun infaz düzenlemesiyle tahliye edilmesine değinen Bulut, “Hırsızlık yapanı, ahlaksızlık yapanı serbest bıraktılar” dedi.

“Onlar çok kötü şeyler yaptılar ama serbest bıraktılar. Bizim çocuklarımız ise hiçbir kötü şey yapmadılar. Fikirlerinden dolayı tutukludurlar. Hukukun herkes için işlemesini istiyorum. Cezaevi müdürüne de seslenmek istiyorum: Talepleri kabul edilmeyecek türden talepler değil. Bizi bırakın, bizi eğlence yerlerine götürün demiyorlar ki. Tek talepleri su, insan susuz yaşayamaz. Öyle abartılı tek bir talepleri bile yok.”

Cezaevi müdürüne çağrı

Cezaevi müdürüne çağrıda bulunan Bulut, “Onları ölüme terk edemeyiz” dedi.

“O müdüre sesleniyorum: Mardin’de de kısa zaman önce açlık grevleri başladı ve talepler kabul edilince son buldu. Demek ki insan yapmak isterse yapar. Çağrım onun da bu talepler karşısında vicdani davranmasıdır. Tutuklularla oturup konuşsun. Yeter artık içimizin yandığı.
Talepler kabul edilmezse tutukluları tutamayız. Biz de sonuna kadar çocuklarımızın yanındayız. Onları ölüme terk edemeyiz. Biz de oraya gideriz, bizi de tutuklasınlar. Ne kötü bir şey yaptılar ne de kötü bir şey istiyorlar. Madem öyle bizde gideriz çocuklarımıza ne yapılıyorsa bize de yapsınlar.”
Previous post
Yerleşik anlatılar “Kulaktan Kulağa” bozuluyor!
Next post
Evrensel'e bir kez daha ilan kesme cezası