Ana SayfaGüncelAndrey Bitov imzalı “Harfler Ülkesine Yolculuk” Aras’tan çıktı

Andrey Bitov imzalı “Harfler Ülkesine Yolculuk” Aras’tan çıktı

HABER MERKEZİ – 2018 yılında aramızdan ayrılan Rusça edebiyatın en önemli isimlerinden Andrey Bitov’un “Harfler Ülkesine Yolculuk” adlı eseri Aras Yayıncılık etiketiyle yayımlandı. Sabri Gürses tarafından Türkçeye çevrilen kitabın tanıtım yazısını ve arka kapak metnini paylaşıyoruz.

Postmodern Rusça edebiyatın en önemli isimlerinden Andrey Bitov, Rusçada ilk kez 1969’da Ermenistan Dersleri: Pek de Küçük Olmayan Ülkeye Yolculuk adıyla yayımlanan bu seyahatnamesinde, 1967 Eylülü’nde Sovyet Ermenistanı’nda geçirdiği on günü yenilikçi bir üslupla aktararak edebi bir şaheser yarattı.

Merak uyandırıcı bir şekilde, gazetecilikle bir ilgisi olmamasına rağmen bir gazete tarafından Ermenistan’ın çağdaş şehir planlamacılığı hakkında bir röportaj yapması için Erivan’a gönderilen Bitov, kendine verilen görevi yerine getirmekten çok, yakın dostu yazar Hrant Matevosyan, Matevosyan’ın ailesi ve onların ahbaplarıyla birlikte Ermenistan’ın doğasının, tarihinin, dilinin, yemeklerinin, kültürünün ve en çok da insanlarının tadını çıkardı.

Bitov, tanımadığı bu ülkenin kendisi için bir okul gibi olacağını fark edip, seyahatnamelerde hiç görülmemiş bir üslupla, eserini “ders” başlıkları altında kurguladı.

Kitapta ayrıca, bu büyük çağdaş Rus yazarın verdiği son röportajı, edebiyatına ve kişiliğine dair bir inceleme yazısını ve hem yazara hem de bu esere kapsamlı bir bakış sunan, çevirmen Sabri Gürses imzalı önsözü bulabilirsiniz.

Harfler Ülkesine Yolculuk, Vasili Grossman’dan Taşlar Ülkesine Yolculuk’la (2018) başladığımız ve Osip Mandelştam’dan Renkler Ülkesine Yolculuk’la (2018) devam ettiğimiz, Rus yazarların Sovyet Ermenistanı seyahatnamelerini bir araya getiren üçlemenin de son kitabı.

Arka kapak

Tertemiz bir sabah. Arkadaşım oturuyor. Ben oturuyorum. Bir lavaşın köşesini koparıyoruz, ortaya soğan filizleri, ot kökleri ve peynir koyuyoruz, bir şişenin mantarını açıyoruz, telaşsızca ağzımıza götürüyoruz, tertemiz yiyoruz ve telaşsızca çiğniyoruz. Ekmeğe saygı duyuyoruz, birbirimize saygı duyuyoruz, kendimize saygı duyuyoruz.

“Lavaş ekmektir,” diyor arkadaşım yeni bir parça koparırken. “Lavaş tabaktır,” diyor lavaşa yeşillik koyarken. “Lavaş peçetedir,” diyor ağzını lavaşla silerken… Ve peçeteyi yiyor.

Ermenistan’da kirli tabak, yenmemiş, karıştırılıp bırakılmış yemek görmedim. Ermenistan’da layığıyla yenir. Ve iş bıçaklarda ve çatallarda değil, peçetelerde değildir. Anlaşılan, elle de yenebiliyormuş… Tabağı ekmekle sıyırmak – çünkü yemek lezzetli, hep lezzetli.

Eğer benden kültürün ne olduğunu iki sözcükle tanımlamamı isteseler ben onu saygı yeteneği diye tanımlardım. Başkasına saygı yeteneği, bilmediğin şeye saygı yeteneği, ekmeğe, toprağa, doğaya, tarihe ve kültüre yönelik içten gelen saygı yeteneği, kendine saygı duyma yeteneği, bir meziyete.

Previous post
Mayıs’tan beri elektrik ve suları yok: Kavurucu sıcakta eriyorlar
Next post
Şule Çet davasında cinsel saldırıyı meşrulaştıran doktora meslekten men