Ana SayfaGüncel‘Pek az şeye sahibim ama en azından hepsi bana ait’: Heraklitos’un Gizemleri

‘Pek az şeye sahibim ama en azından hepsi bana ait’: Heraklitos’un Gizemleri

HABER MERKEZİ – Metis’in “Küçük Filozoflar” serisinin son kitabı olan “Heraklitos’un Gizemleri”, Heraklitos’un felsefesini ve öyküsünü her cümlenin içinde, oldukça sade ve anlaşılır bir dille çocuklara sunuyor.


ŞİLAN BİNGÖL


Eğer boyun eğersek, her şeye sahip olacağız ama kendimiz olamayacağız, karşı çıkarsak her şeyi kaybedeceğiz ama kendimiz olacağız.

22 kitaptan oluşan Küçük Filozoflar setinin son kitabı “Heraklitos’un Gizemleri”, Metis Yayınları’ndan çıktı.

Küçük Filozoflar seti, çocuklar için hazırlanan, çeşitli hikâyeler eşliğinde felsefeye giriş niteliğindeki kitaplardan oluşuyor. Hannah Arendt’ten Marx’a, Sokrates’ten Descaretes’e, Heiddeger’den Kierkegaard’a, Kant’tan Einstein’a kadar 22 filozofun felsefeleri ve kavramları, hikâyeler ile çocuklara sunuluyor.

Serinin son kitabi ise Batı felsefe tarihinde ilk kez bir düşünce sistemi kurmayı basarmış olan Heraklitos’un felsefesi ve öyküsünden oluşuyor.

Yan Marchand tarafından yazılan Heraklitos’un öyküsünün çizimleri Donatien Mary’e ait. Nerdeyse her sayfada bulunan renkli çizimler bizi adeta Efes’e, sonunda kendimizi Heraklitos’un yanında bulacağımız bir yolculuğa çıkarıyor. Kitabın Fransızca aslından çevirisi ise Nesrin Demiryontan’a ait.

Heraklitos kimdir?

Heraklitos M.Ö. 500’lü yıllarda, Efes’te ünlü ve kutsal görevleri olan bir ailenin çocuğu olarak doğmuş ancak ayrıcalıklarından feragat etmiştir. Hocası olmamış, kendi kendisini yetiştirmiştir. Yaşadığı toplumun değerleriyle çatıştığı için dağlarda inzivaya çekilmiş, Ege’nin meşhur otlarıyla beslenerek yaşamını sürdürmüştür. Fakat bir süre sonra hastalanarak kente dönmüş, hayata orada veda etmiştir.

Efes’te yasamış olan Sokrates öncesi Yunan filozofu Heraklitos’un Batı felsefesinin temeli için oldukça önemli bir kişi olduğu söylenebilir. Çünkü Heraklitos, Sokrates öncesi ve sonrasındaki şüpheci filozoflarla sofistlerin yolunu açan düşünürdür. Heraklitos’un etkisi felsefe tarihi boyunca devam ederek Hegel ve Nietzsche’ye kadar ulaşmıştır. Karşıtların birliği ve savaşı, akış öğretisi, ana maddenin ateş olduğu, görelik kuramı, bilgi kuramı ele aldığı konulardan bazılarıdır. Neredeyse her alanda felsefeye katkısı olduğu söylenebilir. Öyle ki Nietzsche onun için “Dünyanın her zaman doğruya yani Heraklitos’a muhtaç olduğunu” söyler.

İşte Heraklitos’un Gizemleri kitabı da onun tüm bu kavram ve düşüncelerini nerdeyse her cümlenin içinde, oldukça sade ve anlaşılır bir dille çocuklara sunmakta.

Heraklitos’un öyküsü

Kitap, Heraklitos’un felsefesini bir öykü içerisinde bize sunuyor: Efes’te yaşayan Hertaklitos, babası, kentin en zengin yurttaşı Melankontas ve onun güzeller güzeli kızı Nepias…

Tanrı ve tanrıçalar arasında geçen bir yolculuk Heraklitos’un Gizemleri. Işık Tanrısı Mazda, Bereket Tanrıçası Artemis, Doğa Tanrıçası Demeter ve diğerleri. Özellikle doğa Tanrıçası Demeter’in adını sıkça duymamız bir rastlantı değil. Nitekim doğa ve evren, doğanın döngüsü, değişimi ve uyumu Heraklitos’un felsefesinin temelini oluşturur diyebiliriz.

Heraklitos, Nepias’ı görür görmez güzelliğinden etkilenir ve bu durum babasının dikkatini çeker. Ona göre ikisi arasında gerçekleşecek olan bir evlilik, her iki tarafın da faydasına olacaktır. Bir tarafta zengin ve güçlü Melankontas; diğer tarafta kuşaklardır büyük bir kudret sahibi olan kendisi ve ailesi. Her iki aile için de bundan daha iyi bir evlilik olamaz. Fakat bunun için Heraklitos’un Tanrıların dostu olduğunu göstermesi gerekmektedir. Heraklitos’un bu itibarı karşılığında, Melankontas da en değerli serveti, kızı Nepias’la Heraklitos’un evliliğini gönül rahatlığıyla onaylayacaktır.

Böylece Heraklitos, tanrılar ve tanrıçalarla tanışmak ve ölümsüzlüğü tatmak için kutsal şehir Eleusis’e gider. Büyük gizemler, tanrılar ve tanrıçalar, ölümsüzlük, Nepias… Hepsi burada saklıdır.

Eleusis’te geçirdiği tuhaf zamanların ardından, kabul töreni biter bitmez oradan ayrılarak bir gemiyle Efes’e doğru yola koyulur Heraklitos. Efes’e vardığında, yurttaşlar büyük bir kalabalık halinde karşılarlar ölümsüz Heraklitos’u. Hemen o akşam ise bunun şerefine bir şölen verilir ve konuklar arasında Melankontas ile Nepias da vardır. Fakat Heraklitos’un neredeyse tüm kitap boyunca karşılaştığımız sorgulamaları bu şölen esnasında da devam eder. Özellikle tanrılara ve iktidara yönelik düşünceleri ve sözleri herkesin dikkatini çeker ve o gecenin ardından bambaşka bir yaşam sürerek yoluna devam eder Heraklitos.

Sizin tanrılarınız serap. Hiçbiri doğada yok. Hepsi boş laftan ibaret. (s44)

…Sanki sefalet ve savaş yeryüzünden silinecekmiş gibi insanlara zenginlik ve barış vadetmemi istiyorsun. İktidar ele etmek için olabildiğince çok kişiyi memnun etmemi istiyorsun. Yani sana göre karşıma bir eşek çıkarsa, ona saman vadetmeliyim, bir sığırla karşılaşırsam, ona ottan söz etmeliyim, bir domuz görürsem, onun çamursuz kalmayacağına yemin etmeliyim. (s54)

Heraklitos o gecenin ardından, ertesi gün tapınakta gerçekleşecek olan evliliklerinin verimli geçmesi için Artemis ve Demeter’e adakta bulunacakları randevuya hiç gitmez. Sonrasında ne mi olur?

Mor kıyafetlerle bürünecek, kent tarafından beslenip bakılacakken, dinsiz olduğum için mahkum edildim, Melankontas tarafından yüzüstü bırakıldım, babam tarafından evlatlıktan reddedildim, yurttaşlarım tarafından taciz edildim. Dağlara çıktım. Üstümde başımda yoktu, yemedim içmedim. Gözüme uyku girmedi. Ama bu kaderi tanrılara filan değil, sadece kendime borçluyum. Evet, pek az şeye sahibim, ama en azından hepsi bana ait. (s58)

Heraklitos felsefesi ve Heraklitos’un Gizemleri’ndeki göndermeler

Heraklitos, Batı felsefesi için dinamik bir felsefi sistem ortaya koyması bakımından oldukça önemlidir. Ortaya koyduğu kuramların etkileri günümüze kadar tartışılarak devam etmiştir. Onun en önemli varlık kuramlarından biri ana maddenin ateş olduğudur. O, nesnelerin kendisinden gelip, kendisine gittikleri ilk maddenin ateş olduğunu söyler.

Heraklitos’un Gizemleri’nde ise Heraklitos’un bu kuramına ait göndermeler, çocukların kolayca içselleştirebileceği, oldukça sade bir dille cümle aralarında karşımıza çıkar.

…O hiç sönmeyen bir ateş gibidir, dünyanın alevleri arasında gizlenen bir ateş”. (s61)

Heraklitos felsefesinin diğer önemli bir varlık kuramı ise karşıtların birliği ve savaşı üzerinedir. Ona göre eğer karşıtlıklar arasında bir savaş olmasaydı, hiçbir şey olmazdı. Peki, bu kuram kitapta karşımıza nasıl çıkar? Neredeyse her cümlede, Heraklitos’un karşıtların birliği ve savaşı kuramına şahit oluruz, fakat yine oldukça sade bir dille.

Doğada karşıtların bir arada bulunmadığı bir yer olamaz. Sadece güneşin, hazzın, olumsuzluğun, barışın ve bolluğun hüküm sürdüğü bir yer… bunun hiçbir anlamı yok. Hiç üşümüş olmasan sıcaktan bunaldığını nasıl fark edebilirsin, savaşın sıkıntılarını hiç yaşamamış olsan barışın farkını nasıl anlayabilirsin, hastalık olmadan sağlık, hareket olmadan dinginlik nerede görülmüş?. (s47)

Görüldüğü gibi Heraklitos’un felsefe dünyasında oldukça önemli bir yere sahip olan karşıtların birliği kuramı, olabilecek en anlaşılır ve sade haliyle çocuklarla buluşuyor.

Heraklitos’un akış öğretisi ise belki de onun en çok tanınan ve kitapta da en çok göndermeye sahip kuramı. Ona göre her şey akar ve sürekli değişir. Nitekim ünlü “Aynı ırmakta iki defa yıkanılmaz” lafı Heraklitos’a aittir ve bu cümle onun akış öğretisini özetleyen cümlesidir.

Bu nehir… Bu yaşlı nehir… Akıyor… Her şey akıyor. Kimse aynı suda iki kez yıkanamaz. Yani hem aynı nehirde yıkanıyorsun hem de yıkanmıyorsun.

Çünkü su akıyor. Her şey akıyor.

Hem nehir, hem kıyıları.

Ve denizler,

Dağlar vadilere dönüşüyor.

Su ateşe, ateş de suya dönüşüyor… (s24)

Heraklitos’un doğa ve evren üzerine düşünceleri, kitapta yine aynı şekilde cümle aralarında karşımıza çıkar, örneğin doğanın sürekli dönüştüğü düşüncesi…

Doğa karşıtlar arasında hiç durmayan bir hareket ama biz doğayı çıkarlarımız doğrultusunda döndürsün diye Demeter’e yakarıyoruz. (s26)

Kitapta geçen bu cümlede Heraklitos’un karşıtların birliği ve savaşı ile akış öğretisi kuramlarını bir arada görebiliriz fakat olabilecek en sade haliyle. İnsanların doğa üzerindeki tahakküm vurgusu ise diğer önemli bir gönderme.

Heraklitos’un görelik kuramına göre ise her şey görelidir. Fakat bu görelik, evrensel bir göreliğe işaret eder. Onun bu kuramı ise iyinin, kötünün; doğrunun, yanlışın; adaletin, adaletsizliğin… aslında göreli kavramlar olduğu düşüncesini doğurur.

Maymunlar maymun yüzünün güzel olduğunu düşünüyorlar herhalde ama biz insanlara göre en güzel maymun yüzü bile çirkindir. Heykellerimiz için de aynı şey geçerli, onları güzel buluyoruz çünkü bize benziyorlar. Ama tanrılar onları çok çirkin buluyor olmalı. (s21)

Heraklitos felsefesi oldukça önemli birçok kuramı içerisinde barındırır. Onun ortaya attığı bu görüşler yüzyıllardır filozoflar tarafından tartışılmakta. Peki, böylesi önemli kuramlar çocuklar için nasıl en anlaşılır şekilde ifade edilebilir? Heraklitos’un Gizemleri’nde bunun ne kadar başarılı bir şekilde gerçekleştiğine tanıklık ediyoruz. Kitaptaki nerdeyse bütün diyalog ve monolaglarda Heraklitos’un akış öğretisi, karşıtların birliği ve savaşı, şeyler arasındaki ilişkilere tanıklık ederiz. Fakat bu o kadar eğlenceli ve başarılı bir şekilde yapılır ki, çocukların soru sormayı, sorgulamayı ve cevap aramayı öğrenmeleri üzerinde oldukça önemli etkiler bırakacağı söylenebilir.

Çocuklar için Küçük Filozoflar seti bu yüzden oldukça önemli bir çalışma. Soru sormanın ve sorgulamanın Althusserci anlamda devletin ideolojik aygıtları ve benzeri tertibatlarla neredeyse bebeklikten başlayarak belli güç ilişkileri çerçevesinde yönlendirildiğini düşünecek olursak, erken yaştan itibaren bazı filozoflar eşliğinde belli bir düzeyde sorgulamayı yaşatabilecek olması Heraklitos’un Gizemleri’ni ve diğer tüm Küçük Filozoflar kitaplarını oldukça özgün ve önemli kılmaktadır.