Ana SayfaDünyaDünya İklim Değişikliği Konferansı Almanya’da başladı

Dünya İklim Değişikliği Konferansı Almanya’da başladı

HABER MERKEZİ – Gündeminde Paris İklim Anlaşması’nın somut olarak hayata geçirilmesi olan Dünya İklim Değişikliği Konferansı bugün Almanya’nın Bonn kentinde başladı. Peki konferansta hangi konular öne çıkacak, hedefler neler ve konferans nasıl bir önem taşıyor?

Birleşmiş Milletler Dünya İklim Değişikliği Konferansı (COP23), bugün Almanya’nın eski başkenti Bonn’da başladı.

Konferansın ana gündem maddesi, sanayileşme öncesi döneme göre dünyanın ısınmasını iki dereceyle sınırlandırmayı hedefleyen 2015 Paris İklim Anlaşması hükümlerinin somut olarak hayata geçirilmesi.

Peki, 17 Kasım’a kadar sürecek bu konferans neden önemli, konferansta öne çıkan yeni konular neler ve konferans sonunda elde edilebilecek başarı ne olabilir?


Uzmanlara göre Türkiye’yi bekleyen ‘felaketler’: ‘İklim değişikliği tablosu korkulandan daha korkunç’


Konferansın önemi

Bu yıl, Hindistan ve Nijerya’daki taşkınlardan Karayipleri etkisi altına alan kasırgalara ve ABD ile Avrupa’da çıkan yangınlara kadar birçok ülkede iklim değişikliğinin etkileri gözlemlendi.

Ve uzmanlara göre küresel karbon salınımında azalma sağlanamaması durumunda milyarlarca insan ve doğa, ağır ve geri döndürülemez bir şekilde bu değişiklikten etkilenecek.

Bonn kentinde 23’üncüsü düzenlenecek konferansın önemi de işte bu noktada ortaya çıkıyor. İlkeleri Paris anlaşması uyarınca belirlenen atılacak adımların somut olarak yürürlüğe girmesinde yarın başlayacak konferans önemli rol oynuyor.

Fiji Başbakanı konferansa başkanlık edecek

Konferans Almanya’da düzenlenmesine rağmen, konferansın başkanlığını küresel ısınmadan en çok etkilenen ada ülkelerden biri olan Fiji’nin Başbakanı Frank Bainimarama yapıyor.

Böylelikle deniz seviyesinin yükselmesinden ve fırtınalardan en çok etkilenen ülkelerden biri, konferansın tarihinde ilk kez başkanlık ediyor.

“En savunmasız olan bizlerin dinlenmesi gerekir” diyen Fiji Başbakanı Bainimarama, iklim değişikliğinin etkilerinin tüm dünyayı ilgilendirdiğini şöyle anlatıyor:

Tüm dünya -bütün vatandaşlar- için konuşmamız gerekir; çünkü kimse, nerede ve kim olurlarsa olsun iklim değişikliğinin etkisinden kaçamayacak.

ABD’nin Paris anlaşmasından çekilmesi konferansı nasıl etkiler?

Dünyanın en büyük ikinci kirleticisi ve en zengin ülke konumundaki ABD’nin anlaşmadan çekilmesi her ne kadar önemli olsa da, bu kararın ardından anlaşma için daha çok destek toplanmış olabileceği görülüyor.

BM’den Christiana Figueres’in de dediği gibi ABD’nin anlaşmadan çekilme kararı gerçekten de iklim değişikliğine karşı atılacak adımlarda birliğe neden olmuş olabilir.

Öte yandan ABD’nin ülke olarak anlaşmadan çekilmesine rağmen, çoğu ABD eyaleti, şehri ve ülkedeki işletmeler Paris anlaşması uyarınca hareket edeceklerini duyurdu.

Hatta New York’un eski belediye başkanı Michael Bloomberg, ABD hükümetinin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi uyarınca ödemesi gereken tutarı vermemesi durumunda, kendisinin 15 milyon doları ödeyeceğini belirtmişti.

ABD’nin dışında Paris İklim Anlaşmasına katılmayan bir diğer ülke ise 6 yıldır iç savaşın yaşandığı Suriye.

İlk başta anlaşmayı yeterli görmediğinden dolayı anlaşmaya katılmadığını açıklayan Nikaragua Cumhurbaşkanı Daniel Ortega ise dsonradan “Daha gelişmiş ülkelerden bilim adamları, NASA’da çalışan bilim insanları, Avrupalı ​​bilim adamları, herkes, gezegenin yok olmasına yol açan süreci durdurmamız gerektiğini kabul ediyor” diyerek anlaşmaya katıldıklarını duyurmuştu.

Yoksul ülkeler için oluşturulacak fonlar

Zengin ülkeler, yoksul ülkelerin iklim değişikliğine uyum sağlayabilmesi ve karbon salınımını kısıtlayabilmesi için 2020 yılına kadar 100 milyar dolar ödeyeceklerini duyurmuştu.

Ancak tartışılan konulardan bir tanesi bu ‘fon’un nasıl olması gerektiği ve tutarın yeterli olup olmayacağı.

Anlaşmaya katılmayan ABD’nin bu tutara en çok katkı yapan ülke olması bekleniyordu.

Ancak Haziran’da düzenlenen G20 zirvesi öncesinde yapılan hazırlık toplantılarında yayınlanan bir rapor, ülkelerin bu fona ne kadar katkı sunacağına dair şüphe yaratıyor.

Hazırlanan raporda, ‘G20 mensubu ülkelerin yenilenebilir enerji için fosil yakıtlara sağladığının sadece dörtte biri kamu fonu sağladığı’ ifade edilmişti.


Almanya’daki zirve öncesi iklim değişikliği raporu: G20 ülkeleri iki yüzlü


Türkiye, Paris anlaşmasına resmen taraf değil

Konferansta Türkiye’yi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı ve İklim Değişikliği Başmüzakerecisi Mehmet Emin Birpınar başkanlığındaki heyet temsil edecek.

Küresel sera gazı salınımlarındaki payı yüzde 1’in biraz altında olan Türkiye, 2015 yılında Paris İklim Değişikliği Anlaşması’nı imzalayan ülkelerden biri.

Ancak anlaşma halen TBMM’de onaylanmadığı için Türkiye henüz resmi olarak anlaşmanın tarafı değil.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen Temmuz ayında Hamburg’da düzenlenen G20 zirvesindeki temaslarının ardından, Türkiye’nin anlaşmayı TBMM’den geçirmeyebileceğini açıklamıştı.

Erdoğan, Türkiye gelişmekte olan ülkeler sınıfında olduğu için finansal destek alacağına dair dönemin Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande’dan söz aldığını belirterek, şöyle konuşmuştu:

Bizler de dedik ki ‘Eğer bu gerçekleştirilirse parlamentodan geçer, aksi takdirde bu, parlamentodan geçmez.’ Nitekim şu anda henüz parlamentodan geçmemiştir, dolayısıyla Amerika’nın attığı bu adımdan sonra bizim de durduğumuz konum şu anda parlamentodan geçmemesi istikametindedir.

Bonn’da elde edilecek başarı ne olabilir?

“Nature” isimli önde gelen bilim dergisinde çıkan bir yazıda Paris anlaşması zafer olarak görülüyor.

Yazıda, konferansta “yolunda gitmeyen bir şey olmaması” başarı olarak nitelendirilirken, Bonn konferansının -ABD olmadan- ülkelerin beraber hareket etme ve Paris ruhunu koruma konusunda birlik olma planının test olacağı belirtiliyor.

Almanya’da “İklimi koruyun, kömürü durdurun” protestosu

Öte yandan Dünya İklim Konferansı’na iki gün kala Bonn’da çevre örgütlerinin geniş katılımıyla “İklimi koruyun, kömürü durdurun” protestosu düzenlendi.

Bonn kentinde 100’den fazla çevre koruma ve vatandaşlık hakları örgütünün destek verdiği eyleme organizatörlerin verdiği rakamlara göre 25 bin kişi katıldı. Yaklaşık 1000 bisikletli de Köln’den gelerek eyleme destek verdi.

Katolik yardım kuruluşu Misereor’dan enerji uzmanı Kathrin Schröder “Federal Hükümet’ten linyit kömürü işletmeleri ve termik santrallerden kesin bir çıkış yolu talep ediyoruz” dedi.

Schröder ancak bu şekilde hükümetin önüne koyduğu iklim koruma hedeflerine ulaşabileceğini ifade etti. Alman enerji uzmanı, atmosfere karbondioksit salımlarının asıl sorumlusu olan zengin ülkelerin, iklim değişikliğinin sonuçlarıyla baş etme konusunda zayıf ülkeleri daha güçlü bir biçimde desteklemesi gerektiğini söyledi.


Karınca Dış Haberler