Ana SayfaManşetErkan Baş: Bunlar yenilecek ve gidecek, bu özgüvenle davranmamız lazım

Erkan Baş: Bunlar yenilecek ve gidecek, bu özgüvenle davranmamız lazım

HABER MERKEZİ – HDP İstanbul Milletvekili adayı Erkan Baş’la partinin seçim çalışmalarını ve gündemin sıcak başlıklarını konuştuk. HDP’nin listesinin sahada karşılığını bulduğunu belirten Baş, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve iktidar yetkililerin son dönemde HDP’yi hedef alan açıklamaları hakkında “Tek amaçları HDP’yi baraj altında bırakmak. A, B, C, D… bir sürü plan sayıyorlar. Halkın karşısında kazanabilecek hiçbir plan yok” dedi. Baş, “Bunlar yenilseler de gitmezler” algısına karşı ise “Hayır. Bunlar yenilecek ve gidecekler. Bizim bu özgüvenle davranmamız lazım” ifadesini kullandı.


Haber: Çağdaş Kaplan


Türkiye İşçi Partisi Kurucular Kurulu Üyesi ve HDP İstanbul 1. Bölge milletvekili adayı Erkan Baş, HDP’nin seçim çalışmalarına ve gündemdeki başlıklara ilişkin sorularımızı yanıtladı.

Siyasi partiler seçim listelerini açıkladığında en çok konuşulan listelerin başında HDP’nin listesi geliyordu. Artık sahada seçim çalışması yürütüyorsunuz bu liste nasıl karşılık buluyor sahada?

HDP’nin aday belirlerken ortaya koyduğu çizgi derinlikli ve son derece önemliydi. HDP belli bir siyasi tabanı, gücü ve ağırlığı olmasına ve Türkiye’de karşılığını bulmuş bir siyasi hareket olmasına rağmen bununla yetinmedi, bu iktidara karşı kavga eden tüm toplumsal kesimlerin HDP listelerinde ve parlamentoda yer almasını önemsedi. Bu önemli bir cürettir ve davettir. Ben bunun tüm Türkiye açısından karşılığını bulduğunu düşünüyorum. Seçim çalışmalarına gittiğimiz birçok yerde de bunu görüyoruz.

Daha önce çeşitli nedenlerle HDP ile mesafesi olan ya da bugüne kadar HDP’ye oy vermemiş pek çok insanın bir HDP’nin bu tercihi nedeniyle bir de oluşan seçim aritmetiği nedeniyle HDP’yi destekleyeceğini söylediğini açıkça görüyoruz. Şaşırtıcı örneklerle de karşılaşıyoruz. Örneğin Pendik Boşnakların yoğun yaşadığı bir mahalle ve daha önce HDP’nin az oy aldığı bir bölge ama şu anda HDP’nin orada güçlü bir faaliyeti var. Oradaki Boşnak gençler, emekçiler hiçbir biçimde bugüne kadar HDP ile ilişkilenmemiş olmalarına rağmen HDP’nin oluşturduğu bu listenin zenginliği ve ortaya çıkarttığı siyasi irade nedeniyle HDP’ye oy vermek gerektiğini düşünüyorlar.

HDP’nin sıkıştırılmak istendiği bir alan vardı. “Sadece Kürtlerin partisi” olduğu yönünde egemenlerin bir propagandası vardı. Şu an itibariyle HDP’nin bunu aştığını görüyoruz. Zaten Kürt illerinden yoğun bir destek var ama bunun ötesinde İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, Hatay’da, Sinop’ta Kürt emekçilerinin ötesine geçen bir ilgiyi de kucaklıyor şuan HDP.

İktidar erken seçim kararını aldıktan sonra çalışmalarına başladığında muhalefete yüklenirken “HDP yokmuş” gibi davranıyordu. Fakat son günlerde doğrudan Demirtaş ve HDP’yi hedef alan açıklamalar arttı. Bunun nedeni nedir sizce?

Başta “görmezsek yoktur” diye hareket edip HDP’nin etkisini kırabileceklerini zannettiler. Ama sonra çıplak bir gerçekle karşılaştılar. Şu anda AKP’nin parlamentoda çoğunluğu sağlamak için yapabileceği bir tek şey var. O da HDP’yi baraj altında bırakmak. Ben HDP’yi daha çok hedef tahtasına oturtacaklarını düşünüyordum ve o süreç başladı. Bütün amaçları hangi yol ve yöntemle yapabiliyorlarsa onu deneyip HDP’yi baraj altı bırakmak.

Yeniden milliyetçiliği, Kürt düşmanlığını yükseltecek yol ve yöntemler arıyorlar. Bunların başarıya ulaşmayacağını biliyoruz ve buna göre de hazırlığımızı yapıyoruz.

Şu saatten sonra herhangi bir güç HDP’yi baraj altına itemez. Ama şunu da açık yüreklilikle ifade etmek lazım; 24 Haziran akşamı sonuçlar açıklanana kadar her bir arkadaşımız HDP’nin oyunun 9.99 olduğunu düşünerek, bu bilinçle çalışmalı. Çünkü biz bir 16 Nisan yaşadık. Aslında ‘Hayır’ın zaferle çıktığı bir seçimin nasıl gasp edildiğini gördük. Bu deneyimin hepimiz açısından iyi değerlendirilmesi gerekiyor.

İktidar baskıyı, şiddeti arttıracak biz de buna karşı kararlığımızı, inadımızı, coşkumuzu büyüteceğiz. Bu hesaplaşmadan zaferle çıkacağız.

Konuyla bağlantılı olarak son günlerde bu kez de Kandil’e operasyon sinyali geldi iktidardan. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu iktidar her sıkıştığında aynı şeyi yapıyor. Nasıl olsa savaşa yolladıkları kendi çocukları değil, savaşa yolladıklarının canının onlar için bir değeri yok. Ama bu vesileyle memlekette milliyetçi bir histeri yaratabilirlerse kendi iktidarlarını sürdürebilmek için bir payanda olarak kullanmak istiyorlar. Artık bu oyunlar halk tarafından da bilince çıkartılabiliyor. Siz seçime günler kala orduyu Kandil’e sürüyorsanız burada bir tek amacınız vardır. Bu da seçim sürecini provoke etmek, seçim sürecinde bu operasyonun yarattığı atmosferden faydalanma çabasıdır.

Afrin’e yönelik de operasyon gerçekleştirildi. Kendileri bunu “zafer” olarak ilan ettiler. 10 gün sonra kendileri bile unuttu. Dikkat edin ne Cumhurbaşkanı ne Başbakan o “zafer”den bahsedemez hale geldi.

Bunların hepsi beyhude çabalar. Tabi ki üzülüyoruz. Bu ülkenin gençlerinin saray iktidarı için savaşa sürüklenmesi, canlarından olmaları kabul edilebilir değil. Esas olarak bu yüzden bu operasyona karşı çıkmak gerekir.

A, B, C, D… bir sürü plan sayıyorlar. Bütün planların halkın örgütlü gücü karşısında başarıya ulaşma şansının olmadığını düşünüyorum. Eğer biz örgütlü davranırsak ne yaparlarsa yapsınlar bizi yenemezler. Halkın karşısında kazanabilecek hiçbir plan yoktur. Tayyip Erdoğan hepimizin tanıdığı bir isim. Bir seçim yenilgisi yaşayınca “halk bize muhalefet görevi verdi” deyip çekilecek bir isim değil.  Ama şunu hissettirmek gerekir: Eğer bu halkın iradesinin karşısında durursanız, bu halk size bunun bedelini daha ağır ödetir. Bunu hissettiği anda da korkup kaçacağını biliyoruz.

Alttan alta fısıltı gazetesiyle bir korku yayılmaya çalışılıyor ‘Bunlar yenilseler de gitmezler’ diye. Hayır. Bunlar yenilecek ve gidecekler. Yenilip gitmediklerinde başlarına daha büyük belalar alacaklarını hissettikleri anda yenildikleri gün giderler. Bizim bu özgüvenle davranmamız lazım.

Türkiye çok önemli bir eşikte. 16 yıldır ellerinde paranın gücü var, ellerinde uluslararası destek var, ellerinde asker-polis-istihbarat var. Bütün bunlara rağmen ülkeyi yönetemiyorlar. Niye yönetemiyorlar? Çünkü 16 yıldır Türkiye’nin en az yüzde 50’si ve gittikçe artan bir oranı, bu baskıya, şiddete, zora karşı dimdik duruyor ve asla teslim olmuyor. Bulduğu her fırsatta da iktidara bir tokat atıyor.

Bugüne kadar çok tokat attık bu iktidara. Gezi’de attık, 7 Haziran’da attık, 16 Nisan’da attık. Şimdi halkların birleşik tokadı geliyor.

Partinizin cumhurbaşkanı adayı Demirtaş’ın kampanyasına da gelelim. Cezaevinde bir aday. Ama görüşleri dışarıdakilerden daha çok gündem oluyor. Nasıl buluyorsunuz adayınız performansını?

Demirtaş dünya siyasi tarihine girecek bir siyasi performans sergiliyor. Demirtaş’a verilecek oy da anasının ak sütü kadar helal. Son derece yaratıcı, esprili.

Demirtaş sadece bu iktidara karşı halkın ona verdiği görevi en iyi şekilde yaptığı için cezaevinde. Bu yüzden seçim pusulasındaki adaylara bakıldığında oyu en çok hak eden Demirtaş’tır.