Ana SayfaManşetGeleneğe alevli adımlarla meydan okuyan anarşist bir kadın: Lucía Sánchez Saornil

Geleneğe alevli adımlarla meydan okuyan anarşist bir kadın: Lucía Sánchez Saornil

HABER MERKEZİ – Şiir, anarşizm, kadın hakları; homofobiye karşı mücadele ile geçen dopdolu bir hayat. Tarihten Kadın Portreleri’nde bu hafta İspanya’da faşizme karşı direnişin önemli isimlerinden Lucía Sánchez Saornil var.

Lucía Sánchez Saornil 13 Aralık 1895’te İspanya’nın Madrid kentinde dünyaya gelir.

Maddi açıdan zorlu koşullarda büyüyen Lucia, Sanat Okulu’nda eğitim görürken bir yandan da santral memuru olarak çalışır.

Hayatını şiir, anarşizm mücadelesi ve kadın hakları etrafında kuracak olan Lucia ilk şiirini bu yıllarda yazar.

İlk şiirleri 1918 yılında ‘Los Quijotes’ isimli avangard şiir dergisinde yayımlanır. Bu dönemde kaleme aldığı şiirler deneyseldir. Ayrıca lezbiyen olan Lucia, bir erkek mahlası kullanarak bu konuda yazılar da kaleme alır.

20 yaşında anarşizmle tanışan Lucia, 1931 yılında ülkenin önde gelen anarşist partilerinden biri olan Ulusal İşçi Konfederasyonu’nda (CNT) örgütlenir. Konfederasyon’da sekreterlik görevi yürütmeye başlayan Lucia, CNT’nin düzenlediği grevde de aktif olarak çalışır.

Sınıflar ve cinsiyetler arasındaki eşitsizliği ortadan kaldırmayı kendine misyon edinen Lucia, kadınların mücadele içinde daha görünür olması, kadının adının yok sayılmaması için mücadele verir.

Lucia’nın birlikte mücadele yürüttüğü erkekler, kadın sorunlarının devrim sonrasında diğer sorunlar gibi çözüleceğini savunur. Lucia ise bu sorunun devrim sonrasına bırakılamayacağını ve mücadelenin hemen şimdi yükseltilmesi gerektiğini vurgular.

Cinsiyetçiliğe karşı mücadelenin evde başlaması gerektiğine dikkat çeken Lucia haliyle bazı erkek yoldaşları (!) tarafından pek sevilmez. Lucia bu dönemde erkeklerle verdikleri mücadeleyi 1935 yılının Eylül’ünde şu sözlerle anlatır:

“Savaşta kadınların işbirliğini içtenlikle isteyen yoldaşların sayısı pek çoktur. Ancak bu dilek değişmiş bir kadın anlayışıyla bağlantılı değildir. Bu yoldaşlar kadınların işbirliğini zafere daha kolay ulaşmak için bir yapıtaşı, adeta stratejik bir etken olarak istemektedirler. Ancak bu nedenle bir an için bile olsa kadının özerkliğini düşünmemekte ve kendilerini dünyanın merkezi olarak görmeyi bırakmamaktadırlar.”

Lucia bu bağlamda yoğunlaşma çalışmaları sonucu yoldaşları Mercedes Comaposada ve Amparo Poch ile birlikte 1936’da Mujeres Libres’i (Özgür Kadınlar) kurar. Lucia ayrıca aynı isimle kurdukları dergide de editörlük görevini üstlenir.

Örgüt ve dergi tabir-i caizse kadınların arasında dalga dalga yayılır.

‘Özgür Kadınlar’ örgütü, temel anarşist ilkelere, kadının patriyarkal toplumun prangalarından özgürleşmesine ve güçlü bir ‘kendin yap’ inancına dayanır. Bu dayanaklarla yola çıkan örgüt, çok geçmeden, İspanya iç savaşı sırasında kendiliğinden gelişen anarşizmi hayata geçirmek için çabalayan yirmi bin kadın üyeye ulaşır.

Örgüt iki ana kavram üzerinde özellikle durur: Kendini gerçekleştime ve örgütlenme. Bu ikisinin birbirini tamamlayacağını savunur. Bu nedenle mücadeleyi çok yönlü olarak ele alır. Kadınların kürtaj hakkından işyerlerindeki ücret eşitliğine dek.

1936-1939 yılları arasında arasında İspanya’da faşist Franco’ya karşı yürütülen mücadelede aktif olarak yer alan Lucia, bu dönemde Uluslararası Antifaşist Dayanışma Genel Konseyi’nin sekreteri olur. Bu konsey yiyecek, içecek sağlamaktan sağlık ihtiyaçlarını gidermeye değin pek çok alanda çalışma yürütür.

Lucia diğer yandan ‘Toprak ve Özgürlük’, ‘Beyaz Dergi’ ve ‘İşçilerin Dayanışması’ gibi yayınlarda da yazarlık yapar.

Lucía Sánchez Saornil, Emma Goldman ve Christine Kon-Rabe

Lucia sadece kadın erkek eşitliği noktasında değil homofobiye karşı da etkin bir mücadele yürütür. 1938 yılında Valencia’ya taşınan Lucia burada hayatının sonuna dek beraber olacağı sevgilisi America Barroso ile tanışır. İki kadın İspanya’daki faşist yönetim nedeniyle 1939’da Fransa’da sürgünde yaşarlar.

Ancak Fransa’da da bu kez lezbiyen oldukları için Naziler tarafından toplama kampına götürülme tehdidiyle karşı karşıya kalırlar. Ve böylece yeniden İspanya’ya geri dönerler.

Burada da çalışmalarını gizlice yürüten Lucia, 2 Haziran 1970’de yakalandığı kanser hastalığı nedeniyle aramızdan ayrılır.

America, Lucia’nın mezar taşına şu sözleri yazdırır: “Peki ama… Umudun öldüğü doğru mu?”

Ve ardında bir ömre sığdırılmış koca bir mücadele bıraktı.

Mujeres Libres

Önce İberik yarımadasının kadınları ayaklandı
ışıklara gebe ufuklara doğru
ayaklarını sağlam basarak alev alev yollarda
masmavi gökyüzüne karşı

Yaşamın vaadini doğrulayarak
Geleneğe meydan okuyoruz
sıcak kiline biçim veriyoruz
acıdan doğmuş yeni bir dünyanın

Bırakın da geçmiş kaybolsun hiçlik içinde!
Düne niye aldıracağız ki!
Kadın sözcüğünü yeniden yazmak istiyoruz

Dünyanın kadınları ayaklandı önce
ışıklara gebe ufuklara doğru
alev alev yollarda
ileri, ileri… ışıklara doğru


Bu portrede, Queen Of The Neighborhood Kolektifi’nin hazırladığı ve Zeynep Bursa’nın Türkçeleştirdiği “Devrimci Kadınlar” kitabından ve Ateş Hırsızı Dergisi Seçkisi: Türkiye’de Anarşist Düşünce Tarihi’nden yararlanılmıştır.
Previous post
Seçimin ardından: 6 gün geçti, oylar hala sayılıyor, tartışmalar sürüyor
Next post
Atatürk Havalimanı taşındı, THY yolculara ‘tavsiyede’ bulundu: Üç saat erkenden gelin