Ana SayfaGüncelÇorlu tren katliamı davasında mahkemeden yeni bilirkişi kararı

Çorlu tren katliamı davasında mahkemeden yeni bilirkişi kararı

HABER MERKEZİ – 25 kişinin yaşamını yitirdiği Çorlu’daki tren katliamına ilişkin açılan davanın dün başlayan ikinci duruşması ailelerin dinlenmesiyle devam etti. Duruşmada katliam gününü anlatan aileler yaşananın “kaza değil cinayet” olduğunu vurguladı, yeni bilirkişi talebinde bulundu ve asıl sorumluların TCDD’nin üst yönetimi olduğuna işaret etti. Ara kararını açıklayan mahkeme, yeni bilirkişi talebinin kabulüne karar vererek, duruşmayı 10 Aralık’a erteledi.

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesi yakınlarında, 8 Temmuz 2018 tarihinde Kapıkule-İstanbul seferini yapan yolcu treninin 5 vagonunun raylardan çıkıp devrilmesi sonucu meydana gelen kazada 25 kişi yaşamını yitirmiş, yüzlerce kişi de yaralanmıştı.

Katliamın ardından açılan davanın ikinci duruşmasının ikinci oturumu bugün Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Çorlu Halk Eğitim Merkezi Salonu’nda yapıldı.

Davada, dört Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) çalışanı “Taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçlamasıyla 2’şer yıldan 15’er yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyor.

Kimlik tespitinin ardından başlayan duruşmada ilk olarak müşteki Funda Dikmen söz aldı.

Dikmen, “Ben sormak istiyorum, bu devlette çalışanlar geldikleri yeri hak etmişler mi, selamla sabahla mı gelmişler geldikleri yere. Ben Türkiye Cumhuriyeti’nden şikayetçiyim” dedi.

Funda Dikmen’in ardından söz alan müşteki Cabbar Laçin de TCDD’den kendisine “Gelin tazminatınızı alın” yönünde bir yazı gönderildiğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:

“Ben dilenirim yine o parayı almam. Önce bir ‘geçmiş olsun’ deyin bize. Aç kalsam bile ekmeğe muhtaç kalsam bile almam o parayı. Bu kaza değil cinayet. Devletin bütün görevlileri en alttan en üste kadar suçludur. En büyük suçlular üstteki insanlardır.”

Katliamda yaşamını yitiren Sena Köse’nin annesi Aysun Köse ise “trenin kar amacıyla hızlandırıldığına” vurgu yaptı, “Şov için bunun yapıldığına inanıyorum” diye belirtti.

Yaşamını yitirenlerden Melek Tuna’nın eşi Ekrem Tuna da katliamda sorumluluğu bulunan üst düzey yetkililerin yargılanmasını talep etti.

“Hızlı tren gelecek diye ağaçları kestiler. Sekiz yıl sürdü. 25 kişinin hayatını kaybetmesi 100-150 kişinin yaralanması için mi sekiz yıl sürdü? Benim bu garibanlarla işim yok. Ben o üsttekileri istiyorum. Gerçek suçlular ceza alsın. İsa Apaydın, Mustafa Karaşahin hepsinden şikayetçiyim.”

5 yaşındayken yaşamını yitiren Ömer Alperen Can’ın annesi Melike Can da “Sağlık Bakanının olay yerine geleceğini duyan görevliler yanıma geldiler ve üstümü temizlememi istediler. Bana ameliyat giysisi giydirdiler. Ben o saate kadar çamur içindeydim” diye kaydetti.

Katliamdan yaralı kurtulan Emre Kocaağa ise “Beni hiç aramadılar. Nerdesiniz, nasılsınız demediler. Karşımıza dört kişiyi getirdiler ancak ben asıl üsttekileri istiyorum. Asıl suçluların ceza çekmesini istiyorum” dedi.

Katliamda hayatını kaybeden Emel Duman’ın eşi Erkan Duman da kendi imkanlarıyla bölgeye ulaşmamış olsa oğlunun hayatını kaybetmiş olacağını söyledi.

“Makinistler ambulansa haber vereceğine amirine haber veriyor. Olay yerine 25 dakika sonra 17.40 gibi vardım. Polis ve jandarma yoktu. Oğlumu buldum, annen nerde diye sordum ‘annem öldü’ dediler. Oğlumu sağlık çalışanlarına teslim etmek istedim. Önce almak istediler, zorlayınca aldılar. Efe 5-10 dakika geç kalsaydı o da bugün ölmüş olacaktı.”

Yine katliamda kızı Bihter Bilgin’i kaybeden Zeliha Bilgin ise Sakarya’nın Pamukova ilçesinde 41 kişinin hayatını kaybettiği hızlandırılmış tren kazasını hatırlatarak, “Pamukova katliamında gerçek adalet yerini bulsaydı, Çorlu katliamı, Ankara’daki katliam olmayacaktı. TCDD Genel Müdürü’nü istiyorum” diye konuştu.

Ardından söz alan Hüseyin Şahin ise, “Ben olay yerine vardığımda AFAD ekipleri vardı ama onlar vatandaşları izliyorlardı. Ben hanımın yanına geldiğimde tren altındaki oğlumun bedeni hali sıcaktı. AFAD eğer oraya aletleriyle gelmiş olsaydı, oğlum (Serhat Şahin) bugün yaşıyor olacaktı” dedi.

Melek Tuna’nın kızı Nükhet Karasu da, “Duruşmaya annemin kanlı ve çamurlu çantasıyla geldim. İçindeki toprağı bile halen temizlemedim. Sanıklar menfezi hatırlamadıklarını söylüyorlar ya biz de o kanlı menfezi hiç unutmadık. Evimize gelen TCDD avukatı bize hakaret etti. Ondan da tüm sorumlulardan şikayetçiyim. Adalet rayların altında kalmasın” ifadelerini kaydetti.

“Ailelerin anlatımı yeni deliller ortaya çıkarmıştır”

Ailelerin beyanlarından sonra söz alan TCDD Taşımacılık A.Ş. Genel Müdürlüğü vekili davaya katılma talebinde bulundu.

Bu talebin kabul edilemez olduğunu dile getiren ailelerin avukatlarından Can Atalay ise sanık anlatımlarının suçluların kim olduğuna dair yeni deliller ortaya koyduğunu, bu nedenle mahkeme heyetinin suç duyurusunda bulunması gerektiğini söyledi.

“Keşif acilen yapılmalıdır, ertelenemez. Yargılamaya bundan sonra böyle devam edilemez. Anayasaya aykırıdır. Siz bu raporla müşteki ifadesi almaya devam ederseniz, bu silahların eşitlik ilkesine aykırı olacaktır. Başsavcının istemiyle bilirkişi atanıyor ama bunun nasıl yapıldığına, bu kararın nasıl alındığında dair bir belge yok. Bu bilirkişilerin isimlerini başsavcılığa kim verdi? Bu bilirkişileri TCDD talep etti, o atanmasını istedi, çünkü suçu örtbas etmek istedi.”

Yeni bilirkişi belirlenecek

Duruşmada daha sonra iddia makamı mütalaasını sundu.

Savcılık mağdur ve müştekilerin katılma kabulünü, Tekirdağ Barosu ve TCDD Taşımacılık A.Ş. Genel Müdürlüğü’nün katılma talebinin reddini, bilirkişi raporu için teknik üniversitelerden isim istenmesini, rapordan sonra suç duyurusu istemenin görüşülmesini, tarafların bildirdikleri Mümin Karasu, Tevfik Baran ve Levent Kaytan gibi tanıkların dinlenmesini, delillerin toplanmasını, sanık Turgut Kurt’un yeniden ‘adli kontrol’ altına alınmasını, diğer sanıklar Çetin Yıldırım, Özkan Polat hakkındaki ‘adli kontrol’ün devamını, sanık Celaleddin Çabuk hakkındaki ‘adli kontrol’ün kaldırılmasını talep etti.

Mütalanın ardından duruşmaya ara verildi.

1 buçuk saatlik aranın ardından ara kararını açıklayan mahkeme yeniden bilirkişi raporu hazırlanmasına hükmetti. Buna göre bilirkişi isim listesi İstanbul Teknik Üniversitesi, Sakarya Üniversitesi, Eskişehir Anadolu Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi’nden istenecek.

Alınan diğer ara kararlar şöyle: 

  • Mağdur ve müştekilerin davaya katılma talebinin kabulü
  • Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığına müzakere yazılarak soruşturma hakkında bilgi istenmesi
  • Bilirkişiler hakkında suç duyurusu yapılıp yapılmadığı hakkında bilgi istenmesi
  • TCDD’ye yazı yazılarak organizasyon şemasının istenmesi,
  • Yine TCDD’ye yazı yazılarak son 50 yıllık bakım onarım işlemlerinin istenmesi
  • Bilirkişi keşfi yapılması
  • Suç duyurusu talebinin deliller toplandıktan ve keşif raporunun ayrıntılı incelenmesinden sonra görüşülmesi
  • Sanık Celaleddin Çabuk hakkındaki ‘adli kontrol’ün kaldırılması,
  •  TCDD Taşımacılık A.Ş’nin davaya katılma talebinin reddi

Davanın bir sonraki duruşması 10 Aralık tarihinde yapılacak.

Aileler: Umut verici

Duruşmanın ardından aileler ve avukatlar açıklama yaptı.

Yapılan açıklamada, “Alabileceğimiz ve duyabileceğimiz en olumlu kararları duyduk. En azından talepleriniz doğrultusunda çıkan kararlar bir nebze olsun bazı şeylerin istediğimiz yönde gittiğinin ilk ışığını gösterdi bize. Daha sonra tabii ki devamı çok önemli olacak. O nedenle ilk duruşma için bizim adımıza umut veren bir karar çıktı” denildi.

Ailelerin talepleri ve bilirkişi raporu

Duruşmayı takip eden Artı Gerçek muhabiri Rıfat Doğan, Twitter üzerinden yaptığı paylaşımda “Çorlu davasında şu ana kadar konuşan mağdur aileler ve katliamdan yaralı olarak kurtulan müştekiler asıl sorumluların TCDD üst yönetimi olduğunu ve onların burada yargılanması gerektiğine dikkat çekti” ifadelerini kullandı.

Doğan ayrıca iddianamenin dayandırıldığı bilirkişi raporuyla ilgili ailelerin verdiği tepkinin nedenini de şöyle özetledi:

“Hazırlanan iddianame ne yazık ki TCDD ile Ulaştırma Bakanlığı ile ticari ilişkileri olan iki bilirkişi, Mustafa Karaşahin ve Bekir Sıddık Binboğa tarafından hazırlanan bilirkişi raporuna dayanarak hazırlandı. (Dava) Sadece alt düzeyde, dört alt düzey çalışanının yargılandığı bir davaya dönüştürüldü.”

Karınca, Mezopotamya Ajansı, Artı Gerçek