Ana SayfaEkonomiAltınörs: Türkiye finansman krizi yaşıyor, işsizlik en yüksek seviyede

Altınörs: Türkiye finansman krizi yaşıyor, işsizlik en yüksek seviyede

HABER MERKEZİ – Döviz kurlarındaki hareketliliğin temel sebebinin ‘finansman krizi’ olduğunu söyleyen iktisatçı ve HDP MYK üyesi Alp Altınörs, bunda yabancı sermayenin Türkiye’den çekilmesinin de etkili olduğunu belirtiyor. Tüm dünyada kapitalizmin krizde olduğunu vurgulayan Altınörs, “Kriz yapısal bir sorun. Bunların bir kısmı AKP tarafından yaratıldı bir kısmı ise kapitalizmin getirdiği sorunlar” diyor.


Haber: Pelin Özkaptan


Son günlerde Türk Lirası, Ağustos 2018’deki tarihi kur krizinden iki yıl sonra yine dolar karşısında hızla değer kaybediyor.

Altın fiyatları kendi rekorunu kırarken, derinleştiği belirtilen ekonomik kriz işsizlik ve alım gücündeki düşüşle kendisini gösteriyor.

İktisatçı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi Alp Altınörs, Gazete Karınca’ya yaptığı değerlendirmede kurlardaki hareketliliğin temel sebebinin finansman krizi olduğunu söylüyor.

“Türkiye gibi dış ülkelere mali açıdan bağımlı olan ekonomilerde, her yıl ciddi bir döviz girişi yaşanması gerekir” diyen Altınörs, bunun normalde Türkiye’de ortalama 50 milyon civarında seyrettiğini belirtiyor.

Ancak döviz girişi olmadığı zaman ekonomide çarklar duruyor, döviz girişi yavaşladığında çarklar da yavaşlıyor. Çünkü Türkiye mali açıdan ABD ve Avrupa’ya göbekten bağlı bir ülke. Neredeyse ekonomik mali bir sömürge diyebiliriz. Böyle ülkelerde ekonominin uluslar arası sermaye hareketlerine yakından bağlıdır.

Küresel anlamda yaşanan kapitalizmin bunalımının Türkiye’deki yansımalarını da yaşıyoruz. Corona virüsü pandemisiyle birlikte dünyada kapitalizmin sorgulandığı bir dönem başladı. Çünkü bu salgın hastalıkları yayan ve onların engellenmesi için alınması gereken sosyal tedbirleri tasfiye etmiş olan bir neoliberal kapitalizm gerçeği var.

Yabancı sermaye Türkiye’den çekiliyor

Altınörs, bu sene salgın sebebiyle, Türkiye’nin 1 Haziran’da ‘normalleşme’ sürecini başlatmasına rağmen turizmden pek gelir elde edememesinin de, krizi derinleştiren bir faktör olduğunu kaydediyor.

Yabancı sermayenin Türkiye’den 2013 yılından bu yana kademeli şekilde çekildiğine işaret eden Altınörs, bunun da TL’deki erimeye yansıdığını söylüyor.

İktisatçı Altınörs, döviz kurlarındaki yükselişin yurttaşların hayatına nasıl etki ettiğini ise şu örneklerle açıklıyor:

Dünyada petrol fiyatları dolar üzerinden. Dolayısıyla dolar, TL karşısında değerlendiğinde Türkiye daha pahalı petrol alacak. Petrol ve doğalgaz fiyatları arttığı anda tabi bu ulaşıma da yansıyacak. Hani yandaş medyada diyorlar ya ‘Size ne dolardan, size ne altından. Siz TL ile alışveriş yapıyorsunuz?’ diye. Ama TL cinsinden fiyatların artışı sorun zaten burada.

Burada gerçekten büyük bir vurgun görüyoruz. Berat Albayrak’ın ekonomi yönetimi doları 6.85’te tutmak için milyarlarca dolar sattı. 6.85’ten dolar alan her kim ise şuanda kara geçti. Eğer bu durumu içeriden birileri haber verildiyse de ortada bir haksız zenginleşme olabilir.

‘Hükümet negatif reel faiz politikası izliyor’

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Merkez Bankası adına yaptığı ‘faizler yükseltilmeyecek’ açıklamasını da değerlendiren Alp Altınörs, “Faizi arttırsalar TL belli bir dengeye oturabilir ancak Erdoğan onu da yapmayacaklarını açıkladı” diyor.

Faiz de kapitalist sistemin araçlarından bir tanesi ve ekonomiyi dengelemek için kullanılabilir. Hükümet bunu reddederek, negatif reel faiz politikası izliyor. Bilinçli olarak faizi enflasyondan düşük tutuyor. Burada da müteahhitleri kayırma politikasını görüyoruz. Konut kredileri veriliyor, böylelikle evler satılabiliyor. Çünkü artık nakit parayla ev almak gibi bir durum yok.

‘Buzdolabı’ meselesi

Altınörs, Erdoğan’ın ülkedeki buzdolabı satışlarındaki artışı örnek göstererek ‘kriz yok’ değerlendirmesinde bulunmasına ise, “Buzdolabı artışı nüfus artışıyla alakalı. Buradan nasıl övünülecek bir şey çıkarılıyor ben anlamıyorum” yanıtını veriyor.

HDP’li Altınörs, “Şunu vurgulamak gerek; kriz beceriksiz politikacılar yüzünden çıkmıyor, politikacılar var olan krizi daha da derinleştiriyor. Kriz yapısal bir sorun. Bunların bir kısmı AKP tarafından yaratıldı bir kısmı ise kapitalizmin getirdiği sorunlar” diye de ekliyor.

‘Çalışma kampları’ ve sermaye

Ayrıca Altınörs, pandemi ile birlikte sermayenin durumu lehine çevirecek yöntemler hayata geçirmeye çalıştığını da kaydediyor.

Çanakkale’deki Dardanel Ton Fabrikası’ndaki 40 işçide Corona virüsü tespit edilmesi üzerine işçilerin, 14 gün boyunca karantina adı altında evlerine gönderilmeyerek çalıştırıldığını hatırlatan Altınörs, bunun valilik kararıyla yapıldığını ifade ediyor.

MÜSAİD’ın da Tekirdağ’da yapmak istediği ‘çalışma kampları’ şeklinde bir projesi var. Bu hayata geçerse sermaye, işçi sınıfının sadece çalışma saatlerine değil, çalışma dışındaki saatlerine de el koyacak. Böylece kendilerini pandemilere karşı güvenceye alıyorlar. Çünkü aslında kapitalizmde pandemi çağı açıldı. Corona da bitse de bu devam edecek.

‘En büyük işsizlik dalgasıyla karşı karşıyayız’

İşçilere yönelik baskının yanı sıra işsizliğe de dikkat çeken Altınörs, “Türkiye tarihinin en büyük işsizlik dalgasıyla karşı karşıyayız. DİSK-AR’ın hesaplamasına göre işsizlik, Nisan itibariyle yüzde 52 oranında bir işsizleşme var. Fazlası vardır, azı yoktur. TÜİK ise aynı dönemde işsizlik oranının düştüğünü açıkladı. Bu maskeleniyor” ifadelerini kullanıyor.

‘Kapitalizm tüm dünyada krizde’

Altınörs son olarak sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada kapitalizmin krizde olduğunu vurgulayarak, bu dönemde sosyalizmin yeniden gündeme geldiğine işaret ediyor.

Ama hiçbir kriz kendiliğinden kapitalizmi çökertmez. Kapitalizm bunu savaşlarla aşmaya çalışıyor. Türkiye zaten savaş politiklarını iyice arttırmış durumda. Biz kapitalizmi sorgulamadığımız sürece savaş politikaları her yere ve her şey.

Previous post
Muharrem İnce, 'Bin Günde Memleket Hareketi' başlattı
Next post
Fransa, Doğu Akdeniz’deki askeri varlığını artırıyor