Ana SayfaKültür-SanatHazzın arafı; ölüm ve orgazm: ‘Temel İçgüdü’

Hazzın arafı; ölüm ve orgazm: ‘Temel İçgüdü’


Şilan Avcı

“Sinemanın Kadınları” dizisi


Sevişme sahnesiyle başlar film. Beyaz, ipek bir eşarpla kolları bağlanan adam, buz kıracağıyla üzerindeki kadın tarafından paramparça edilerek öldürülür. Beyazın saflığı, ipeğin hassaslığı ve kadının orgazmıyla cilveleşen ölüm, geride hazzını bırakarak giden adamla kavuşur. Paramparça edilmiş bir beden, hazzın doruklarında bir bedenle aynı duygunun ortak paydasını bölüşür. İnsan ve hayvana has cinsellik dürtüsü yaşanırken işlenen bu ihtiraslı cinayet, akla daha filmin ilk sahnesinden zor bir soruyu düşürür. “Kadın adamı neden öldürdü?”

Ölümün gerçekleştiği anın hazla örtüşmesi, öldürülene bir acıma duygusundan ziyade, öldürülme sebebine olan meraka yöneltir bizi. Acıma duygusunu, belki de hazza hassas olan bütün bir “ahlak” anlayışının alt bilinciyle aklımızdan savuşturur. Ölürken spermini fışkırtan adam, son anda dahi yeni bir döllenmeyle varlığını bulurken, “erkeği öldüren” kadın ise doğurganlığıyla döllenmenin ana fikrini reddeder. Bu ihtiraslı ve konulu cinayet, hazzın arafında ölüm ve orgazmı buluşturur.

Bu kitap satar…

İnsanın en ilkel hallerinden birinde gelen ölüm, modern dünya sistemiyle birkaç saat sonra araştırılmaya başlanır. Erkek dedektifler ve erkek polislerin “belli ki” bir kadın katilin peşinden sürüklendiği, dişiliğin ürkütücü çekiciliğini vurgulayan, akılda kalıcı bir gerilim filmidir Temel İçgüdü. Başından beri bütün okların kendisini gösterdiği Catherine Trammel, peşine düşen dedektif Nick’le uzun bir kedi fare oyunu oynar.

Yüz on milyon dolarlık mal varlığıyla oldukça lüks bir hayat süren Catherine, edebiyat ve psikoloji eğitimi almış, ikna kabiliyeti yüksek bir kadındır. Azılı bir katil için garip bir profil çizen Catherine, daha ilk görüşte Nick’i etkilemeyi başarır. Farklı bir isimle kitaplarını bastıran Catherine, ölümlü sonlarla dikkatleri üzerine çeker; çünkü gerçek hayatta da tıpkı kitaplarındaki gibi ölümler yaşanmaya başlamıştır.

Her cinayetten sonra, yeni bir kitap sonu yaşattığı üzerine takibe alınan, kıvrak bir zeka ve alaycı bir üsluba sahip olan bu kadın, cüretkar tavırları ve çekiciliğiyle cinayet soruşturmasını Nick’le arasında süren bir ihtiras ve zeka oyununa çevirir. Çünkü Nick, yeni kitabındaki “av dedektiftir.”

Hukuk ve estetiğin sınırlarından taşan, “destursuz” ilkellik

Aykırı kadın profiliyle herkesten ayrılan Catherine, masumiyet ve katilliğin arasında durup sık sık poz verir.

Sorgunun ilk günü, içine etek giymeyen Catherine, bacak bacak üstüne her atışında, karşısında duran beş erkek polis memuruna zor anlar yaşatır. Kadınlık ve erkeklik dürtülerinin ilkelliği temelindeki bütün bilgilerle donanmış olan Catherine, oyuna hep silahlarını kuşanmış halde girer; bedeni ve alaycı diliyle.

Sorguya çekildiği sırada, “ilkellikle” bir saniye için sergilediği cinsel organının, erkekler üzerindeki “ilkel” etkisini izleyip keyiflenir. Modern dünyanın hukuk ve estetiğinin sınırlarıyla belirlenen bir “destur”la alay eden bu kadın, gerçekten azılı bir katil midir?

En zor cevap, en basit yerde saklanırken

Sorgu memurlarından birinin öldürülen adamla sevgili olup olmadığını sorması üzerine, “sevgili değildik, onunla sadece yatıyordum” cevabını verir Catherine. Bunun üzerine aklına ilk geleni sorar, ilkelliği ve modern rolü arasında tökezleyen memur: “Profesyonel misin?”

Sadece sevişmek için birlikte olduğunu söyleyen kadını, farkında olmadan yaftalayan bu tavrıyla kendini bilinçsizce ortaya koyar. Catherine ise kızgınlığına eş kıldığı alaycılığıyla; “hayır amatörüm” cevabını verir. Erkek egemen dilin ve tavrın en iyi kendini belli ettiği sahnelerden biridir bu.

Kız arkadaşı tarafından öldürülen emekli bir rock yıldızıyla ilgili kitap yazmış olan Catherine, bu eski rock yıldızını kitabında bahsedildiği gibi öldürecek kadar aptal, ya da tam da bunu yapacak kadar kurnaz mıdır?  Hiç akla gelmeyen, aslında en basit yerde mi saklar kendini?

Beyaz ışığın patladığı külot ve Sharon’ın patlattığı geçersiz tokat

Filmin baş rol oyuncusu Sharon Stone, film Cannes film festivaline gitmeden önce, farkettiği gerçeği yıllar sonra paylaşır ve yönetmenin kendisine ihanet ettiğini açıklar. “Sorgulama sahnesinin erotik olacağını bilmiyordum” diyen oyuncu, “Verhoeven benden kamerada gözüktüğü için beyaz külotumu çıkarmamı istedi ve bana bir yerimin gözükmeyeceğine dair söz verdi. Haftalar sonra çekimler bitti ve Cannes’a gitmeden önce filmi izledik. Sahneyi gördüğümde büyük şok yaşadım. Ayağa kalktım ve ona tokat attım”

Modern dünyanın estetik algısı ve insana ait “ahlak” anlayışıyla şekillenen hukuk prosedürlerine aykırı bu tavır, aradan yirmi beş yıl geçmesine rağmen, sadece bir saniye gözüken kadın cinsel organının yarattığı sansasyonla hala Temel İçgüdü filmini büyük bir merakla izletmeyi başarır. Kadının bir katili oynasa da cinsel obje olarak erkek seyirciyi tavladığı film, yine bir erkek yönetmenin parmağıyla hayatın gerçeğini gözümüze sokar.

Paul Verhoeven’ın yönetmenliğini yaptığı 1992 ABD yapımı filmin baş rollerinde Sharon Stone ve Michael Dougles vardır.