Ana SayfaKadınÖzgürlük için korkmadan dünyayı şarkılarıyla adımlayan bir kadın: Nina Simone

Özgürlük için korkmadan dünyayı şarkılarıyla adımlayan bir kadın: Nina Simone

HABER MERKEZİ – Dünyayı anlamak, haksız olana karşı çıkmak için durmadan kapılar açtı Nina Simone. Şarkı söyledi, yazdı, piyano çaldı. Haksızlık gördüğünde susmadığı için yasaklar koydular önüne, o yine de durmadı. Işıltının değil inandıklarının yolundan gitmeyi seçen Nina özgürlüğü tek bir kelimeyle özetledi insanlığa: Korkmayın!

Nina Simone 21 Şubat 1933 yılında ABD’nin Kuzey Karolina eyaletindeki Tyron kasabasında dünyaya geldi.

Müzik seslerinin yükseldiği bir evde büyüyen Nina, asıl adıyla Eunice Kathleen Waymon, 4 yaşından itibaren müziğe ilgi duymaya başladı.

Nina ilkin kardeşleri ile birlikte kilise korosunda şarkı söylemeye başladı. Bunu hemen ardından piyano çalmaya başlaması izledi. Nina kasaba kütüphanesinde ilk piyano resitalini verdiğinde yalnızca 10 yaşındaydı.

Nina 12 yaşındayken, bir kilise gösterisinde oynamayı reddetti çünkü ailesi siyah olduğu için salonun arkasında oturmak zorunda kalmıştı.

Çocuk yaşında müzikle tanışan Nina ayrıca ırkçılık ve kadın olmanın zorluğuyla da mücadele etmeye başladı.

Sesindeki ve parmaklarındaki büyüleyici müzik yeteneği keşfedilen Nina, Muriel Mazzanovich adlı İngiliz bir kadından klasik müzik eğitimi aldı.

Nina, New York’ta ki Juilliard Müzik Okulu’nda başladığı müzik eğitimine Philadelphia Curtis Enstitüsü’nde devam etmek istedi. Lakin bu isteği ve başarısı ırkçı yaklaşıma takıldı. Hayatın tuhaf bir oyunu ki ölümünden iki gün önce bu okul Nina’ya bir onur ödülü verdi.

Nina ayrıca yaşamı boyunca Massachusetts Üniversitesi’nden Amherst ve Malcolm X College’dan da iki tane daha onur derecesi aldı.

Baskı ve ırkçı yaklaşımlar Nina’yı ne yıldırdı ne de durdurdu. Acı ve öfkeyi umutsuzluğa teslim etmedi. Ne haykırmayı ne de hafızlara kazınacak şarkı sözleri yazmayı bıraktı.

Nina maddi sıkıntılar nedeniyle önce öğrencilere müzik dersi vermeye ardından da barlarda sahne almaya başladı.

Ve Nina’nın sesinden ezgiler dünyaya yayılmaya başlar

1958 yılında yaptığı ilk müzikal çalışmaya kadar gerçek adını kullanan sanatçı daha sonra, erkek arkadaşının kendine taktığı isimden yola çıkarak İspanyolca’da “kız” anlamına gelen “Nina” ve sesine hayran olduğu Fransız sanatçı Simone Signoret’ten etkilenerek sahne adını “Nina Simone” yaptı.

Nina şarkı söyledi, şarkı sözü yazdı, piyano çaldı, insan hakları ve ırkçılıkla mücadele için durmaksızın mücadele etti. Eylemci bir sanatçıydı o.

24 yaşına geldiğinde müzik şirketlerinin dikkatini çekmeye başlayan Nina, birbiri ardına oldukça beğenilen şarkılar kaydetmeye başladı.

Nina ilk albüm çalışmasını 1959 yılında yapmaya başladı. “I Love You Porgy” şarkısı ile geniş çevrelerde tanınmaya başladı.

Caz ve soul müziğin önde gelen isimlerinden biri olan Nina’nın ezgileri önce ülkenin sonra dünyanın kentlerini gezinmeye başladı.

Katliamlar ve ırkçılıkla mücadele

Mississippi doğumlu bir hak savunucusu olan Medger Evers 1963 yılında evinde uğradığı suikast sonucu öldürüldü.

Mississippi’nin Birmingham kentinde bir baptist kilisesinde, ırkçı örgüt Ku Klux Klan tarafından 15 Eylül 1963’te bir bomba patlatıldı. Patlamada dört siyah kız çocuğu hayatını, 12 yaşındaki bir kız çocuğu ise bir gözünü kaybetti.

Bu arka arkaya gerçekleşen iki katliam Nina’yı derinden sarstı ve öfkesi ile acısını müzikle anlattı dünyaya.

Nina, kilise katliamına ithafen yazdığı ‘Mississippi Goddam’ şarkısında şöyle diyordu:

“Bütün ülke yalanlarla dolu. Hepiniz sinekler gibi ölecek ve öleceksiniz. Sizlere artık güvenmiyorum. Bana diyip duruyorsunuz ki ‘Yavaş ol.’”

Bu şarkı Nina’nın içinden taşan öfkenin sözlere dönüşmüş haliydi. Sisteme ve ırkçılığa duyduğu öfke onu mücadeleye daha da bağladı.

Irkçılığa karşı mücadele eden Sivil Haklar Hareketi’nde mücadele etmeye başladı.

‘Kadınlar dünyayı anlamak için kapılar açar…’

Politik şarkıları radyolarda çalınmadı, mekanlar sahne alması için onu davet etmeyi bıraktı. Sözsüz yasaklar sistemin devamlılığını destekliyordu.

Nina kariyerini korumak ve yükseltmek için haksızlığa karşı susmayı reddetti.

“Kadınların dünyayı daha iyi anlamak için kapıları açmada büyük rol oynadığını düşünüyorum” diyen Nina’nın unutulmazlarından biri de 4 kadının hikayesini anlatan ‘Four Woman’ şarkısı.

Bu şarkı, kadınların birbirinden ne kadar farklı olurlarsa olsunlar yaşadıklarına odaklanıyor. İlki yaşlıca olan güçlü Sarah teyze, ikincisi ‘beyaz adamın’ tecavüzü sonrası siyah anneden doğan iki dünya arasındaki Siffronia, üçüncüsüsü “hayat”ın kadını, dördüncüsü de köle olarak doğmuş bir kadın.

Şöyle anlatıyordu Nina 4 kadının hayatının güçlüğünü:

cildim siyah
kollarım uzun
saçım yün gibi
sırtım güçlü
acıyı kaldıracak kadar güçlü
tekrar tekrar zorlanmıştı
bana ne derler
benim adım sarah teyze
benim adım sarah teyze

cildim sarı
saçım uzun
iki dünya arasına aitim
babam zengin ve beyazdı
bir gece geç vakit annemin üzerine geldi
bana ne derler
benim adım siffronia
benim adım siffronia

cildim yanık
saçım normal
güzel kalçalarım seni çeker
ve dudaklarım şarap gibi
ben kimin küçük kızıyım?
senin tabi ki eğer alacak paran varsa
bana ne derler
benim adım tatlı şey
benim adım tatlı şey

cildim kahverengi
ve tavırlarım sert
ilk gördüğüm anneyi öldüreceğim
çünkü hayatım çok sert geçti
bugünlerde berbat bir şekilde yaralıyım
çünkü annem babam köleydi
bana ne derler
benim
adım
fıstık

‘Bizi teker teker öldürüyorlar’

Simone’un ikinci evliliğini yaptığı Andrew Stroud’dan Lisa adını verdiği bir kızı oldu. Eşinden şiddet gören Nina bu evliliği 1970 yılında sonlandırdı.

Nina stüdyo albümleri, canlı sürümleri ve derlemeleri de dahil olmak üzere onlarca yıllık kariyerinde 40’ın üzerinde albüm çıkardı ve 15 Grammy adaylığı kazandı.

Oyun yazarı Lorraine Hansberry ile çok yakın arkadaş olan Nina, Hansberry’nin ölümünden sonra, “Onurlu Olmak, Üstün Zekalı ve Siyah” şarkısını yazdı.

1968’de Sivil Haklar Hareketi’nin öncüsü Martin Luther King’in öldürülmesinden sonra ‘Neden (Aşkın Kralı Öldü)’ şarkısına hayat verdi.

Nina, Luther King’in ölümünden 2 gün sonra verdiği Long Island konserinde sahnede gözyaşları içerisinde son dönemde öldürülen mücadele arkadaşlarını saydı ve “Bizi teker teker öldürüyorlar” dedi.

1968 yılında Nina’ya özgürlüğün onun için ne anlama geldiği sorulduğunda, önce “sadece bir his” diye yanıt vermişti. Sonrasında ise anlatmıştı kısa ve net cümlelerle:

“Sana özgürlüğün benim için ne olduğunu söyleyeyim: Korku olmaması. Gerçekten söylüyorum, korku olmaması!”

1978 yılında Vietnam Savaşı’nı protesto etmek amacıyla vergilerini ödemeyince tutuklandı ama kısa bir süre sonra serbest kaldı.

Nina hayatı boyunca ırkçı sebeplerden ötürü pek çok ülkeyi ‘ev’ yaptı kendisine. New York, Liberya, Barbados, İngiltere, Belçika, Fransa, İsviçre ve Hollanda Nina tarafından ev olarak adlandırılan yerlerdi.

Hayatını kaybettiğinde ise Güney Fransa’daki evindeydi ve külleri birkaç Afrika ülkesine dağıtıldı.