Ana SayfaGüncelFigen Yüksekdağ’ın tutukluluğuna devam kararı

Figen Yüksekdağ’ın tutukluluğuna devam kararı

HABER MERKEZİ – HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, tutuklu yargılandığı davanın duruşmasında yasaklı dönemde Cizre’de öldürülenlerin cenazelerine katıldığı için hakkında dava açıldığını söyledi ve ekledi: “Bizim tek suçumuz Cizre’de olanları engelleyememek. Cemile’yi, Taybet Ana’yı kurtaramamış olmak.”

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın tutuklu yargılandığı ve hakkında hazırlanan 7 ayrı fezlekenin birleştirilmesiyle oluşturulan davanın 12. duruşması, Ankara 16’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı.

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) bünyesindeki faaliyetleri, katıldığı eylem ve yaptığı konuşmalar nedeniyle hakkında hazırlanan 92 sayfalık iddianamede “örgüt yöneticisi olmak”la suçlanan ve hakkında 83 yıla kadar hapis cezası istenen Yüksekdağ, duruşmaya tutuklu bulunduğu Kandıra F Tipi Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı.

HDP milletvekilleri Mahmut Toğrul, Muazzez Orhan, Şevin Coşkun duruşmayı izleyenler arasındaydı.

Duruşmaya ayrıca Almanya Sol Parti milletvekili Hakan Taş ile Britanya İşçi Partisi Milletvekili Julie Ward’da izleyici olarak katılmak istedi. Ancak Ward akreditesi olmadığı gerekçesiyle Cezaevi Kampüsü’ne sokulmadı.

‘Toplumda cenaze ayrımı yapılıyor’

Savunmasına sokağa çıkma yasakları sırasında Cizre’de öldürülen Mehmet Tunç ve kardeşinin cenaze törenine katıldığı için suçlandığını hatırlatarak başlayan Yüksekdağ, “Bir cenazeye katılma hakkımızı kullanamıyor, katıldığımız da haklarımızda soruşturmalar başlıyor. Kendisine insan diyen herkesin cenazelere katılma hakkı vardır” dedi.

“Bir toplumda cenaze ayrımı yapılıyor, birinin camiye girmesi caiz, diğerinin değilse bu sahtekarlıktır. Bir siyasetçinin bir cenaze törenine katılması nasıl bir sorun teşkil ediyor. Devlet sen ne hakla bunu bir siyasi eylem olarak görüyorsun.”

Cenazelere katıldığı için hakkında 10 fezleke düzenlendiğini belirten Yüksekdağ, “Dava açılmış ama ortada delile dair bir emare yok” diye konuştu.

“Bu dosyanın hiçbir haklılığı, meşruluğu yoktur. Bu dosya hükümsüzdür. Sonra demişler ki katıldığı kişiler terörist ancak arşiv taraması yapmışlar hiçbir şey bulamamışlar. Bir vahşet yaşanmış bunlar iddianame de yok. Tüm bunlar mahkemeye sunularak, ‘terörist’ cenazesine katılmam gerekçesiyle dava açıldı. İddianame de ise bana iki cümle var. O da siyasetçi olarak sarf ettiğim sözler.”

‘Cizre’deki sesleri Türkiye duymadı’

Ülkenin bir kısmında yaşananlardan diğer kısmının haberinin olmadığına değinen Yüksekdağ, Mehmet Tunç’un son sözlerini hatırlatarak şunları söyledi:

“İnsanlar Cizre bodrumlarında yeni bir katliam silsilesiyle karşı karşıyayken, insanların vicdanlarına hitap ettiler. Mehmet Tunç, bir kahramandı. En zor koşullarda yaşam inancını kaybetmemek kahramanlıktır. Bu kadar yaptığı şeyde bütün Türkiye toplumuna önemli bir mesaj verdi; ‘Biz diz çökmedik, çökmüyoruz’ dedi. İnsan karanlığa hapsedilmişken, elinden kimse tutmuyorken bu inanç yaşatır. O sesleri Türkiye duymadı.”

O dönemde yaptıkları tüm söylemlerle ölümlerin önüne geçmeye çalıştıklarını vurgulayan Yüksekdağ, “Cizre’den yurttaşlar telefon açıyor ‘bu noktadayım’ diyor biz kolluk güçlerine bildiriyoruz kolluk güçleri kurtarmak yerine orayı bombalıyorlar. Tüm bunlar bir de siyasi kazanım olarak gösterildi” dedi.

Yüksekdağ, İçişleri Bakanı’nın kendilerine ‘oradaki kolluklar lafımızı dinlemiyor’ dediğini aktardı ve ekledi:

“Bizim tek suçumuz Cizre’de olanları engelleyemedik. Cemile’yi, Taybet Ana’yı kurtaramamış olmak. Unutulmayacak! Oradaki kan kokusu, insan kokusu unutulmayacak. Tüm demokrasi şehitleri ölümsüzleşmiştir, onların anılarını yaşatacağız.”

‘Politikalarımız iddianame eliyle cezalandırıyor’

Politikalarının cezalandırılmasının iddianame eliyle yapıldığını belirten Yüksekdağ, bunun ‘akıl dışı’ olduğunu söyledi.

“İddianamede yaptığım tek konuşma gerekçe gösterildi. Hem de ‘ülkenin birliğini ve bütünlüğünü bozma’ suçundan. Türkiye ve dünya tarihine bakın tek bir kişi yaptığı konuşmalardan kaynaklı böyle büyük bir suçtan yargılanmış mı? Ben bir siyasetçi olarak bilmiyorum.”

Bir park açılışında yaptığı kısa bir konuşmanın dahi suç olarak gösterildiğini kaydeden Yüksekdağ, “Bu iddianameyi hazırlayan savcılar dosyalar arasında bağlantı kurmaya bile gerek duymamış. ‘Yazalım onlar düzenler’ demişler” dedi.

‘Adalet yerini bulmazsa taş üstünde taş kalmaz’

Hükümet tarafından açıklanan “yargı reformu”na ilişkin de konuşan Yüksekdağ, “Yargı reformundan bahsediyorlar. Ne kadar reform yapsalar, yargı paketi getirseler de olmaz” dedi.

“Can çekişen adalet yeniden kazanılmaz. Bu iddianameleri hazırlayan savcılar iktidarın etkisinde kaldı. Eğer adalet yerini bulmazsa taş üstünde taş kalmaz. Kaybedilen adalet yeniden bulunmaz. Muhtemelen bu iddianameyi hazırlayan savcılar da bugün FETÖ’den tutuklu.”

Yüksekdağ, 8 Mart’ta kadınlarla buluştuğu etkinliğin dahi ‘cebir, tehdit’ olarak ele alındığını söyledi ve mücadelesine devam edeceğini vurguladı.

Avukat Alcan mahkemeye bazı talepler sundu

Duruşma, Yüksekdağ’ın avukatlarının savunmasıyla devam ediyor.

Suçlama konusu edilen sokağa çıkma yasakları dönemi yaşananlara değinen avukat İlknur Alican, mahkeme heyetinden bazı taleplerde bulundu.

“Sokağa çıkma yasağının tanığıyız. Bizlerin raporları var. Bu raporları dosyanıza sunacağız. Görüntüleri dosyaya sunmak istiyoruz. Savunmalar bittikten sonra bu görüntülerin izlenmesini istiyoruz. Halktan tanıklarımız var gelecek celsede dinletmek istiyoruz. Sur’da, Cizre’de operasyonlarda olan askerlerin hangisi darbede yer aldıklarını sunacağız.”

Tutukluluk haline devam

Avukatların savunmasının ardından söz alan iddia makamı avukatların taleplerini celse arasında kapsamlı bir şekilde dilekçe ile sunulması halinde değerlendirilmesini istedi.

Yüksekdağ’ın yargılamasının devam ettiği ve savunmanın bitmek üzere olduğunu söyleyen iddia makamı, atılı suçun vasfı, mahiyeti ve istenen cezanın üst sınırı ele alındığı ayrıca 2271 sayılı kanunun CMK 100’üncü maddenin 3. fıkrasında yer alan “katalog” suçlar kapsamında yer aldığı ve tutuklanma tedbirinin uzun tutukluluk süresinin isnat edilen suça oranlı olmasından kaynaklı tutukluluk halinin devamını talep etti.

Mahkeme heyeti de avukatların taleplerini celse arasında kapsamlı bir dilekçe ile sunduktan sonra değerlendirileceğine karar vererek, iddia makamının talepleri doğrultusunda Yüksekdağ’ın tutukluluk halinin devamına karar verdi.

Bir sonraki duruşma ise 26 Temmuz tarihine ertelendi.