Ana SayfaGüncel‘Adalet katledildi’ diyen Demirtaş’ın tutukluluğuna devam kararı

‘Adalet katledildi’ diyen Demirtaş’ın tutukluluğuna devam kararı

HABER MERKEZİ – HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş tutuklu yargılandığı davanın duruşmasında yaptığı savunmada, savcıların ‘salla gitsin, ya tutarsa’ yöntemi izlediğini belirtti ve “Anayasa askıya alınmış durumda” dedi. Mahkeme heyetine ‘Adalet, tahliye kararı vermeniz halinde bile katledilmiştir’ diye seslenen Demirtaş’ın tutukluluğunun devamına karar verildi. Duruşma Eylül ayına ertelendi.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın tutuklu yargılandığı davanın duruşmasının ikinci oturumu, Sincan Cezaevi Kampüsü’nde bulunan Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi Salonu’nda yapıldı.

Demirtaş, 4 Kasım 2016’dan beri tutuklu bulunduğu Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya katıldı.

Dün başlayan duruşmanın bugünkü oturumu Demirtaş’ın savunmasıyla başladı.

Hakkında hazırlanan 25 no’lu fezlekeye dair beyanlarda bulunan Demirtaş, isnat edilen suçun tarihinin 28 Eylül 2013 olduğunu belirterek, “Fezlekenin düzenlenme tarihi ise 24 Şubat 2016. Fezlekenin hazırlanması için iki buçuk yıl beklenmesi bile, siyasi saiklerle olduğunun göstergesidir” dedi.

“Bu fezleke de dahil olmak üzere hiçbir fezlekede, suçun somutlaştırılması yapılmamış. Örneğin ‘terör örgütü propagandası’nı hangi cümlelerle yaptığım belirtilmemiş. Salla gitsin, ya tutarsa yöntemi izlemiş savcılar.
“Dolayısıyla fezlekeden okuyacağım ama tahmin yürüteceğiz. Galiba mahkemenin de yaptığı budur. Hangi sözlerim hangi suçlamayla illişkilendirmiş diye tahmin yürüteceğiz.”

‘Bence PKK propagandasını savcı yapmış’

Demirtaş, bir fezlekedeki konuşmasını okumasını ardından “Savcı Kürt ve Kürdistan kelimelerinin tamamını, ilk harfleri küçük olarak yazmış. Savcının son derece ön yargılı ve politik bir tutum içinde olduğu çok iyi anlaşılıyor” dedi ve şöyle devam etti:

“Konuşmamın bir yerinde diyorum ya, ‘Kürt ya da Kürdistan dediğimizde birilerinin tüyleri diken diken oluyor’ işte bu savcı da tüyleri diken diken olanlardan. Küçümsemek istemiş.
“Daha önceki bazı fezlekelerde de vardı, belirtmiştim. Genelde çok takılmam usuli şeylere ama burada özle, esasla ilgili bir şey var, [‘kürt’ ve ‘kürdistan’ şeklinde yazarak] hakaret etmek istiyor.
“Ben o savcıya da, mahkeme heyetine de, bütün yargı mensuplarına da şunu söylemek istiyorum. Ben bir Kürt’üm. Siz bana Kürt değilsin demediğiniz sürece de Kürtlüğümü hatırlamıyorum işin doğrusu. İnsanlığımı hatırlıyorum daha çok.
“Ama siz bana böyle yaptığınız müddetçe, sadece baş harfini değil, bütün harfleri büyük olarak okuyorum ki, ben Kürt’üm ve benim vatanım Kürdistan’dır. Kürdistan’ın da sadece baş harfini değil, bütün harflerini büyük olarak tutanağa geçirtiyorum.
“Dolayısıyla Kürdistan demenin, devleti eleştirmenin, Hükümetin politikalarını eleştirmenin, çözüm önerileri sunmanın kendisi terör örgütü propagandasıysa bence PKK propagandasını savcı yapmış. Çünkü konuşmamda şiddet adına hiçbir şey yok.
“Konuşmamın neresinde terör örgütünün propagandasını yapmışım, belirtmesi lazım. Yok. Tahmin yürüteceğiz. Kürt ve Kürdistan dediğim için herhalde. Konuşmamın neresinde suçu ve suçluyu övmüş olabilirim? Seyit Rıza, Şeyh Said, Mazlum Doğan, İbrahim Kaypakkaya, Deniz Gezmiş dediğim için.
“Şeyh Said ve Seyit Rıza, Cumhuriyetin ilk yıllarında, kanuna aykırı bir şekilde, evrensel hukuk ilkelerine aykırı bir şekilde, ahlaka ve vicdana aykırı bir şekilde idam edildiler.
“Deniz Gezmiş ve arkadaşları, Menderes ve arkadaşlarının idam edilmelerinin intikamını almak üzere, hukuka aykırı bir şekilde idam edildiler. İbrahim Kaypakkaya Diyarbakır Cezaevi’nde, daha 24 yaşındayken ağır işkencelerle katledildi.
“Mazlum Doğan, 12 Eylül Diyarbakır işkencehanesinde ağır işkenceler maruz kaldı ve yaşamına son verdi. Bunların her biri, siyasi kimliğinden bağımsız bir şekilde, hepsi de hukuksuzluğun ve zulmün mağdurudurlar.
“Ben bu kişilerin hangi suçunu, hangi faaliyetini övmüşüm? Evet, Mazlum Doğan’ın işkenceye karşı direnişini övmüşüm. O zaman savcı işkenceyi savunmuş oluyor?
“Savcı, Kenan Evren darbe yönetiminin ve o dönem Diyarbakır Cezaevi komutanı Esat Oktay Yıldıran’ın savunusu yapmış oluyor. Ben Mazlum Doğan’ın işkenceye karşı duruşunu savunuyorsam ve savcı da bunu suç olarak görüyorsa savcı darbecilerin fiilini savunmuş oluyor.”

‘Anayasa askıya alınmış durumda’

“Ben bu ülkede halen Kürt ve Kürdistan demenin terör propagandası sayılmasını hakaret olarak görüyorum” diyen Demirtaş, Kürt milliyetçisi olmadığını vurgulayarak “Ama benim Kürtlüğümle alay edildiğinde, kusura bakmayın tepemin tası atıyor” dedi.

“Mahkeme bana 100 yıl ceza versin, umurumda değil. Ama Kürdistan ve Kürt kelimelerini kullanarak tek bir cümle [hüküm] kurarsanız mahkemeniz hakkında suç duyurusunda bulunurum. Ben sizin etnik kimliğinize, inancınıza hakaret ediyor muyum? Edemem. Saygısızlık olur.”

Demokratik özerkliği savunmanın suç olarak gösterilmesine tepki gösteren Demirtaş, “Şu anda Türkiye’yi yönetenler zaten en büyük suçu işliyorlar. Anayasa askıya alınmış durumda” dedi ve ekledi:

“On binlerce insan yasa dışı bir şekilde, yürütmenin talimatıyla işten atılıyor, yargı üstünde baskı kurularak haklarını iadesi engelleniyor. Binlerce akademisyen, savaş istemiyorum dediği için akademiden atılıyor ve yargı onlara patır patır ceza yağdırıyor.
“Daha binlerce örnek sayabilirim. ‘Bunların yaptığı suç değil, Selahattin Demirtaş 2013 yılında Karakoçan’da Kürt demiş, Kürdistan demiş, bu suçtur. Bunu yakalayacağız, hücreye atacağız.’ Bu mudur? Bu mudur adalet anlayışı?”

Öğle arasının ardından devam eden duruşmada 27 no’lu fezlekeye ilişkin savunmasını yaptı. Bunun ardından ise avukat savunmalarına geçildi.

‘Adalet, tahliye kararı vermeniz halinde bile katledilmiştir’

Avukatların savunmasının ardından Demirtaş, üç yıldır yargılandığını hatırlatarak, savcılığın mütalaasına tepki gösterdi:

“Benimle ilgili mütalaa kuracaksanız hukukun ve bu davanın ciddiyete yakışır mütalaa kuracaksınız. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı dosyayı alacak önüne, satır satır inceleyecek, varsa hukuki bir mütalaası savcıya verecek ki biz de cevap verelim.
“Bir eş genel başkanı üç yıl içeride tutacaksın, “katalog suç, alt sınır, üst sınır, tutukluğunun devamına”… Sen çocuk mahkemesinde bunu yapamazsın ya! Alay mı ediyorsunuz?”

Tahliye talep etmeyeceğini vurgulayan Demirtaş, “Siz tecavüzcüleri serbest bırakın. Selahattin Demirtaş ile ilgili mütalaa verirken sakın ola ki tahliye talep etmeyin. Gidin bu taciz, tecavüz, mafya, katil, ne kadar it sürüsü varsa onların tahliyesini talep edin” dedi ve şöyle devam etti:

“Dosyamın son gününe kadar, tutuklu da olsam tutuksuz da olsam geleceğim, sanık kürsüsünde, temsil ettiğim iradenin onurunu koruyacağım. Gerisi sizin bileceğiniz iştir.
“Adalet şu saatten itibaren, tahliye kararı vermeniz halinde bile katledilmiştir. Bunu bilin. Dışarıda tecavüzcüler, talancılar, soyguncular yargılanıp dolaşırken, ben hücrede kendimi daha onurlu, daha haysiyetli hissediyorum. Söyleyeceklerim budur.”

Demirtaş’ın tutukluluğuna devam

Aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, Demirtaş’ın tutukluluğunun devamına karar verdi.

Mahkeme, bir sonraki duruşma tarihini 2-3 Eylül 2019 olarak belirledi.

 

Dava hakkında

Selahattin Demirtaş, “Örgüt kurma ve yönetme”, “Örgüt propagandası” ve “Suç ve suçluyu övme” iddialarıyla hakkında 142 yıla varan hapis cezası istemiyle yargılanıyor.

Demirtaş’ın Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davası, daha önce kendisi hakkında hazırlanan ve dokunulmazlığının kaldırılması için TBMM’ye gönderilen 31 fezlekenin toplamından oluşuyor.

Diyarbakır’da açılan dava, “güvenlik” gerekçesiyle Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’ne alınmıştı.


Demirtaş: Türkiye yeni anayasaya ve barışa odaklanmalı

Previous post
Dink cinayeti davasında karar: Ogün Samast’a 2,5 yıl hapis cezası
Next post
ÖSYM’yi protesto eden liseli öğrenciler gözaltına alındı