Ana SayfaGüncelMahmut Alınak 10’uncu kez tutuklandı

Mahmut Alınak 10’uncu kez tutuklandı

HABER MERKEZİ – Kars’ta dört gün önce “örgüt üyeliği” iddiasıyla gözaltına alınan Kürt siyasetçi ve yazar Mahmut Alınak, Türk Ceza Kanunu’nun 302. Maddesi’nden tutuklandı. 10. kez cezaevine giren ve müebbet hapisle yargılanacak olan Alınak’a, tutuklama kararının ardından polisler tarafından zorla kelepçe takılmak istedi.

Kürt siyasetçi, avukat ve yazar Mahmut Alınak, 13 Şubat’ta Kars’taki evine yapılan baskınla gözaltına alınmıştı.

Kendisiyle görüşen avukatı aracılığıyla mesaj gönderen Alınak, “Onur kavgası çocukluğumdan beri hep benim bir parçam oldu. Ben onur kavgasındayım. Benim gibi aydınların tutuklanması gerekiyor. Beni merak etmeyin” demişti.

“Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla gözaltına alınan Alınak’ın dosyasına gizlilik kararı konulmuştu.

Mahmut Alınak’a emniyette “Mehmet Tunç ve Bêkes” kitabının gelirini Mehmet Tunç’un ailesine bağışlaması, akrabaları ile yapılan sohbetler, hükümete yönelik eleştirel yazıları, husumetli iki ailenin barışına aracılık teklifi ve Diyarbakır’da çöp taşıyıcıları ile birlikte çöp toplayarak kamuoyu nezdinde duyarlılık oluşturma yönündeki girişimleri suç unsuru olarak gösterilmişti.

302’nci maddeden tutuklama

Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Alınak, savcılık ifadesinin ardından “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi.

Hakimliğe kadar “örgüt üyeliği” iddiasıyla suçlanan Mahmut Alınak’ın suç isnadı Türk Ceza Kanu’nun 302. Maddesi’ne dönüştürüldü.

Savunmasında bu duruma değinen Alınak, “Ben özgürlüğümü ortaya koyuyor ve tutuklanmamı talep ediyorum” dedi.

Alınak’ın savunması şöyle:

“Polis ve savcılık sorgusundan da anlaşılacağı gibi PKK/KCK üyeliği suçlamasıyla soruşturma başlatıldı ancak savcılık ifadesinden sonra ne olduysa suçlama ülkenin birliğini ve bütünlüğünü bozma suçuna dönüştürüldü. Bana isnat edilen suçlar; birincisi, içler acısı feci bir hayat geçiren kağıt toplayıcıları ile birlikte çöplükten çekçeklerle kağıt toplama girişiminde bulunmak. İkincisi bir kavga meselesinde barış için aracılık yapmak isteyen iki kişi ile konuşmam. Üçüncüsü ise Emekçilerin Devrim Hareketi (EDH) Sözcüsü olarak iki kişinin bize katılmaları konusunda telefon görüşmesi yapmak. Dördüncü suç ise yasaklanan Mehmet Tunç ve Bêkes adlı kitabımın gelirinin Tunç ailesine bağışlanmasını konusunda Mehmet Tunç’un ailesiyle görüşmek.
“Bu saçma delillerle bir polis ordusuyla evim basıldı, bilgisayar ve cep telefonuma el konuldu, bu yetmedi gözaltına alındın ve 5 gün boyunca soğuktan korunmak için 7 giysi giyip battaniyeye sarıldığım bir kafeste tutuldum. Devlet yöneticileri padişah sefası sürsün diye sarayda sefa yapıp yandaşlarının parasını oluk oluk akıtırken, insanları tıktığı kafeslere bir kalorifer peteği koymuyor. Belli ki yazdığım makaleler ve düşünceler AKP’yi ve onun halk ve özgürlüklere karşı bir giyotin baltası olarak kullandığı yargısını çok rahatsız etti. Bu askeri faşizmi teşhir ettiğim için benden intikam alınmak istenmektedir. Bu operasyonunun Ankara’daki mimarları beni korkutacaklarını düşünüyorlarsa bu boş bir hayaldir. Bu pespaye delillerle bir insanı suçlamak devletin aczini ve perişanlığını göstermektedir. Bu operasyon da bunu göstermektedir. Hitler faşizminden destek alan bir faşizm ile karşı karşıyayız.
“En ufak bir demokratik kıpırdama, temel hak ve özgürlük bile devlet zoruyla bastırılmaktadır. Binlerce insan ve siyasetçi düşünceleri nedeniyle cezaevlerinde çürütülmektedir. O cezaevleri ki; ortaçağ sisteminin uygulandığı mekanlardır. Tutuklanan insanlar çırılçıplak soyundurularak aranıyor, bu vahşi uygulamaya itiraz edenler baş göz kırılarak sakat bırakılıyor. Ziyarete giden kadınlar pedlerine varıncaya kadar aranıyor, çocuklar aklın ve vicdanın isyan edeceği bir tarzda ince bir aramaya tabi tutuluyor. Aydınların hapishanede değil de dışarıda olmaları demokrasi varmış gibi bir görüntü yaşatsa da bu illüzyon ve aldatmacadır. Aydınların özgürlüklerini ortaya koymaları bu kara maskeli faşizmin teşhis olmasında önemlidir. Ben de kendimi bu görev ve yükümlük altında hissediyorum. Bu karanlık devirdi dışarıda olmam yakışık değildir. Ben de özgürlüğümü ortaya koyuyor ve tutuklanmamı talep ediyorum.”

Hakimlikteki savunmasının ardından Alınak, Türk Ceza Kanu’nun 302. Maddesi olan “Devletin topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymak, devletin birliğini bozmak, devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmak, devletin bağımsızlığını zayıflatmak” suçlamasından tutuklandı.

Alınak, müebbet hapisle yargılanacak.

Zorla kelepçe takılmak istendi

Bu arada tutuklama kararının ardından Alınak’a polisler tarafından zorla kelepçe takılmak istendi.

Oğlu Bişar Alınak’ın fotoğraf çekmek istemesi üzerine polis ile Alınak arasında tartışma çıktı. Polisin kelepçe takması üzerinde Mahmut Alınak’ “Sizin devletiniz ve hukukunuz bu kadar” diye tepki gösterdi.

Polisin “Hadi yürü yürü” demesi üzerine Alınak, “Sen yürü. Biz sizden korkmuyoruz” diyerek tepki gösterdi.

Ardından Alınak, Kars Kapalı Cezaevi’ne götürüldü.

Alınak’ın oğlu da olan avukat Bişar Abdi Alınak, “Müvekkilim Mahmut Alınak, 10’uncu kez cezaevine konulmak istenmektedir. İstiklal mahkemelerini kıskandıran günümüz yargısı, hiçbir dönem bu denli pervazsızlaşmamıştır. Hukuk ve hak mücadelemiz sonuna kadar sürecektir” demişti.

Mahmut Alınak hakkında

Kars’ın Digor ilçesinde 1952 yılında doğdu.

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu.

Avukat olan Alınak, 1987 genel seçimlerinde SHP’nin Kars adayı olarak Meclis’e girme hakkı kazandı.

Dört yıl sonraki erken genel seçimlerinde ise HEP-SHP ittifakının Şırnak adayı olarak milletvekili seçildi.

Daha sonra Demokratik Toplum Partisi (DTP) Kars İl Başkanlığı görevini de yürüttü.

1994’te milletvekili iken dokunulmazlığı kaldırılan ve Orhan Doğan, Hatip Dicle, Ahmet Türk, Sırrı Sakık, Leyla Zana ile birlikte tutuklanan Alınak, cezaevinde ilk iki kitabını yazdı.

1997’de kaleme aldığı Şiro’nun Ateşi adlı kitap, DGM tarafından yasaklandı.

Son olarak ise 2017’de CHA Yayınevi’nden çıkan “Mehmet Tunç ve Bêkes” adlı kitabı yasaklanarak, toplatıldı.

Birçok kez cezaevine giren Alınak, 2011 yılının Aralık ayında KCK operasyonları kapsamında tutuklandı, 18 Temmuz 2012’de tahliye edildi.

İşkence konusunda kullandığı ifadeler gerekçe gösterilerek 14 ay 17 gün hapis cezasına çarptırılan Alınak, Kars Açık Cezaevi’nden denetimli serbestlikle bırakıldı, daha sonra uygulanan tedbirleri reddettiği gerekçesiyle tekrar 16 Eylül 2014’te cezaevine konuldu.

Alınak, 5 Aralık 2014’te tutuklu bulunduğu Kandıra F Tipi Cezaevi’nden serbest bırakıldı.

Eserleri: HEP, DEP ve Devlet – Parlamento’dan 9. Koğuşa-2 (1996), Şiro’nun Ateşi (1997, 2011), Nazo (1998), Tarihin Çarmıhında Güneş Ülkesi (2011), Köpekler Manifestosu (2012), Ateşte Yıkanmak (2013), 1918 – Aşk Hicran ve İsyan (2016), Mehmet Tunç ve Bêkes (2017), Keşke (2018).


Karınca, Mezopotamya Ajansı

Alınak’a yöneltilen suçlamalar: Çöp toplamak ve husumetli aileleri barıştırmak

Gözaltındaki Alınak’tan mesaj: Onur kavgasındayım

Kürt siyasetçi ve yazar Mahmut Alınak gözaltına alındı

Previous post
Diyarbakır'da HDP kongresine katılım çağrısına polis engeli
Next post
HDP’nin 23 Şubat'ta yapacağı kongre için bildiri dağıtımına valilik yasağı