Ana SayfaGüncelTALPA: Pilotun tek sorumlu olarak gösterilmesi gerçekleri engeller

TALPA: Pilotun tek sorumlu olarak gösterilmesi gerçekleri engeller

HABER MERKEZİ – Sabiha Gökçen Havalimanı’na inişinden sonra duramayarak pistten çıkan Pegasus uçağının kaptan pilotunun tutuklanmasına ilişkin bir açıklama yapan TALPA, kazanın nedeninin henüz tüm açıklığıyla ortaya çıkmadığı ve ön raporun dahi yazım aşamasında olduğuna dikkat çekti. Soruşturmanın erken evrelerinde pilotun, kazanın en önemli etkeni olabileceğine dair izlenim yaratan tutumun yanlışlığına vurgu yapılan açıklamada, bu durumun “kaza ile ilgili gerçek veri ve bilgilerin bir kısmının dile getirilmesini engelleyebileceği” belirtildi.

Türkiye Havayolları Pilotları Derneği (TALPA), Sabiha Gökçen Havalimanı’na inişinden sonra duramayarak pistten çıkan Pegasus uçağının kaptan pilotunun tutuklanmasına dair bir açıklama yaptı.

Pilotun tutuklanmasına karar verilmesinin “derin bir üzüntü ile öğrenildiğinin” ifade edildiği açıklamada, kazanın nedenlerinin henüz tüm açıklığıyla ortaya çıkmadığı ve ön raporun dahi yazım aşamasında olduğu belirtildi.

“Böyle bir zamanda, tüm dikkatlerin pilota yönelmesine sebep olabilecek eylem ve söylemlerden kaçınılması gerektiği kanaatindeyiz” denildi.

Dernek, uçak kazalarından sonra yapılan teknik soruşturmaların en önemli amacının kazadan dersler çıkartarak, yeni kazaların önlenmesi olduğunu vurguladı.

Soruşturma sonucunda kazanın sebeplerinin aydınlatılması ve sorumlular var ise bunların tespiti ile haklarında yasal işlem yapılması gerekliliğinin tartışılmaz olduğunun belirtildiği açıklamada, şu hususlara da dikkat çekildi:

“Ancak; soruşturmanın erken evrelerinde pilotun, kazanın en önemli etkeni olabileceğine dair izlenim yaratan tutum, uçak kazalarının genellikle onlarca farklı eşzamanlı sebebe dayalı olabileceğini gözden kaçıracağı gibi, tutuklanma ve/veya cezalandırılma tedirginliği altındaki kişilerin beyanlarının samimiyetini de etkileyerek, kaza ile ilgili gerçek veri ve bilgilerin bir kısmının dile getirilmesini engelleyebilecektir, ki bu da Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) ve Avrupa Birliği’nin 376/2014 Sayılı Tüzük’ünde yer alan emniyet prensipleri ile uyumlu değildir.
“Tüm bunlara ek olarak; bu aşamada pilotun tek ve yegâne sorumlu kişi olarak algılanması, halen liyakâtle görevlerini sürdürmekte olan binlerce pilotun karar alma süreçlerinde yaptırım korkusu yaşamasına neden olacak ve gerektiğinde anlık şekilde bağımsız karar alma/inisiyatif kullanma yeteneklerini zedeleyerek kokpitte tedirginlik yaratabilecektir.
“Unutmamak gerekir ki, sivil hava araçlarında pilotun mevcudiyeti daha uzun bir süre boyunca kaçınılmazdır. Yüzlerce kişinin canı ve malının sorumluluğuyla birlikte, hızla gelişmekte olan Türk Sivil Havacılığı’nın bayrağını tüm dünyaya taşıyan pilotların omuzlarındaki ağır yükün, ceza ya da sair yaptırım korkuları ile ağırlaştırılmaması uçuş güvenliği bakımından kritik önemdedir.
“Bu nedenle, üzücü kazanın sebepleri henüz net olarak belirlenmemişken, pilotlara yönelik olumsuz izlenim oluşturabilecek ve pilotların görevlerini ifa esnasındaki karar alma özgürlüklerini kısıtlayabilecek söylem, eylem ve işlemlerden olabildiğince kaçınılmasının uygun olacağı yönündeki kanaatimizi kamuoyunun değerli bilgisine sunarız.”

Ne oldu?

Pegasus Hava Yolları’na ait İzmir-İstanbul seferini yapan PC2193 sefer sayılı yolcu uçağı, 5 Şubat Çarşamba günü saat 18.19’da Sabiha Gökçen Havalimanı’na iniş sırasında pistten çıkması sonucu burun ve kuyruk bölümleri parçalanmıştı.

Zehra Bilgi Koçar, Alev Gençoğlu ve Songül Bozkurt isimli yolcular hayatını kaybederken, 180 kişi de yaralanmıştı.

Boeing 737 tipi yolcu uçağında ikisi bebek 177 yolcu, dört mürettebat ve iki pilot bulunuyordu.

Kazanın ardından Pegasus Havayolları uçağının kara kutularının Almanya’nın Braunschweig şehrindeki Alman Havacılık Kaza Soruşturma Bürosu (BFU) tesislerinde Amerikalı yetkililerin nezaretinde deşifre edildiği basına yansımıştı.

İddiaya göre kara kutulardan, olumsuz meteorolojik şartlardan kule ve hatta pist bakım hatalarına kadar bir dizi ihmal çıkmıştı.

Yine açıklamaların aksine kazada pilot hatasının düşük seviyelerde olduğu belirtilmiş, “sert iniş” tanımlaması ise raporda reddedilmişti.

Basına yansıyan kara kutu deşifresinde, “Pistin uzunluğu 3 bin metre. Uçak, sanılanın aksine pistin ortalarına veya sonuna doğru sert olarak değil, normal bir mesafe olan pistin 705’inci metresine indi” deniliyordu.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bu iddiaları yalanlayan yazılı bir açıklama yapmıştı.

Açıklamada, sadece kara kutularla ilgili incelemelerin 15 Şubat’ta sonuçlandığı belirtilmiş; kaza ile ilgili ön rapor ve daha sonra nihai rapor ortaya çıktığında bakanlığın kamuoyunu bilgilendireceği belirtilmişti.

Ancak henüz ön rapor ve nihai rapor hazır değilken Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında kaptan pilotun tutuklanmasına karar verildi.

Anadolu 5. Sulh Ceza Hakimliği, kendisinden önce 2 uçağın hava muhalefeti nedeniyle pisti pas geçtiği bildirildiği halde, şüphelinin uçağı indirmede ısrarcı olması, kırıma uğrayan uçağın birinci pilotu olması, hava muhalefeti nedeniyle iniş sırasında hızın gerçekte 84 knot olduğunu görmesi ve zamanında frenleme yapması gerektiği halde 6 saniye gecikmeli fren yaparak kusurlu davrandığı gerekçeleriyle kaptan pilotun tutuklanmasına karar verdi.

Kaptan pilot M.A., “taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçlamasıyla tutuklanarak, Maltepe Cezaevi’ne götürüldü.


Uçuruma yuvarlanan uçak değil, sistemin ta kendisi – Bahadır Altan

Previous post
Ankara Üniversitesi'nde Las Tesis dansı yapan kadınlara bir soruşturma da rektörlükten
Next post
Onlar müşteri değil öğrenci