Ana SayfaManşetİki sınır arasında: Yunanistan tarafından notlar

İki sınır arasında: Yunanistan tarafından notlar

ATİNA – Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın diplomatik koz olarak kullanarak sınıra taşıdığı, Mitsotakis hükümetinin ise mülteci karşıtı politikalar ve gaz bombaları ile yollarını kestiği mülteciler şimdi iki sınır arasında dayatılan çaresizlikle baş başa. Aslında sınırın Yunanistan tarafında yaşayacakları Türkiye’dekinden pek farklı görünmüyor.


Haber: Çağdaş Kaplan


Suriye’nin İdlib kentinde Türk Silahı Kuvvetleri’nin (TSK) verdiği 33 kaybın ardından Türkiye’nin “Avrupa sınırında mültecilerin geçişini durdurmayacağı” açıklamasıyla birlikte 27 Şubat’tan itibaren hareketlenen mülteciler Yunanistan sınırına yöneldi.

Avrupa’ya gitmek için Edirne’ye doğru yola çıkan binlerce mültecinin Türkiye-Yunanistan sınırındaki tampon bölgede bekleyişi sürüyor. Öte yandan yüzlerce mülteci de Ege kıyılarından botlarla Yunanistan adalarına ulaşmaya çalışıyor.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İdlib’de yaşananlar sonrası diplomatik koz olarak kullanıp, polis ve resmi görevliler tarafından sınıra taşıyarak yalnız bıraktığı, mülteci karşıtı politikaları ile bilinen Kyriakos Mitsotakis hükümetinin ise gaz bombaları ve dikenli tellerle karşıladığı mülteciler sıkıştıkları iki ülke sınırı arasında insanca yaşam talebiyle beklemeye devam ediyor.

Peki, ‘umuda yolculuk’ olarak adlandırılan bu yolculuk denemesi gerçekten hayal edildiği gibi sonlanıyor mu? Mültecilerin ulaşmak için beklediği Yunanistan’da durum ne? Türkiye tarafından Yunanistan’a geçen mültecilerin sayıları ile ilgili açıklamalar gerçeği yansıtıyor mu? Yunanistan’da iktidar ve halkın tutumu ne? Yunanistan’a ulaşan mülteciler neler yaşıyor? Mülteciler için yaşam koşulları ne durumda?

Bu yazıda sınırın diğer yakası olan Yunanistan’dan bu sorulara yanıt vermeye çalışacağız.

Yunanistan hükümetinin tutumu

Krizin başladığı günden bu yana Yunanistan hükümeti mültecileri ülkeye kabul etmeme yönünde sert bir tutum takındı.

28 Şubat’ta sınır kapılarında polisiye ve askeri önlemleri arttıran Yunanistan hükümeti ülkeye geçmek için Edirne’de sınır kapısındaki tampon bölgede toplanan mültecilere müdahaleye başladı ve hala bu tutumu sürdürüyor.

Temmuz ayında iktidara gelen sağcı Neo Dimokratia (Yeni Demokrasi) iktidarı zaten mülteci karşıtı söylemi ve politikalarıyla biliniyordu. Ülke adalarındaki mevcut mülteciler için cezaevleri koşullarında kamplar yapmayı planlayan hükümet geçtiğimiz hafta başında da bunun ilk adımını atmıştı.

Başbakan Kyriakos Mitsotakis, Lesvos (Midilli) ve Chios (Sakız) adalarına kapalı kampların inşaatlarına başlanması için düğmeye bastı ve protestoları bastırması için de her iki adaya 3 bin polis sevk etti.

Türkiye’nin 27 Şubat akşamı yaptığı hamlenin ardından Neo Dimokratia hükümeti popülist mülteci karşıtı söylemini daha da yükseltti. Mitsotakis ilk olarak “Yunanistan’a yasadışı hiçbir giriş olmayacak” dedi ve ardından hükümet kara sınırına asker ve polis yığınağı yaptı. Ayrıca adalara ‘sınırları korumak’ amacıyla 52 güvenlik gemisi sevk edildi.

Yunan Polis Teşkilatı (E.L.L.A.S) yetkilileri de hükümetle aynı tonda açıklamalar yaparak sert önlemlerin devam edeceğini belirtti.

‘Sorumlusu biz değiliz’ diyerek sınırları kapalı tutmaya devam edeceğini belirten Mitsotakis dün akşam ise durumu görüşmek üzere ulusal güvenlik konseyini topladı. Bu toplantının ardından Mitsotakis iltica başvurularını 1 ay süreyle dondurduklarını açıkladı.

NATO ve AB yetkilileri ile de durumu görüşen Yunanistan hükümetinden önümüzdeki günlerde sınırları açmaya dönük bir işaret beklenmiyor. Aksine hükümetin kara ve deniz sınırlarındaki devriye birliklerini arttırmaya dönük hamleleri kapıda. Zira Avrupa Sınır ve Sahil Güvenlik Ajansı (Frontex) alarm seviyesini ‘yüksek’e çıkararak Yunanistan’a güç göndereceğini açıklamıştı.

Muhalefet ne diyor?

Erdoğan’ın mültecileri bir ‘koz’ olarak kullandığını belirten sol ana muhalefet partisi SYRİZA, konuya ilişkin açıklamalarında Mitsotakis hükümetinin politikasını eleştirse de sınırların mültecilere açılıp açılmaması yönünde net bir tavır sergilemiyor.

Parti genel merkezinden yapılan açıklamada Mitsotakis’in hem ülkeyi hem de kendisini çıkmaza sürüklediği belirtilirken, mültecilerle ilgili krizin çözümü için ortak bir masa kurulması gerektiği belirtiliyor.

SYRİZA ayrıca konunun AB’nin de sorunu olduğunu ve AB’nin sorumluluklarını üstlenmesi gerektiğini belirtiyor.

Ülkedeki toplumsal sol muhalefet ise Mitsotakis’in güvenlikçi politikalarına sert tepki gösteriyor. Mültecilerin bir koz olarak kullanılamayacağını belirten sol muhalefet mültecilere kapıların açılması gerektiğini vurguluyor.

Açıklanan sayılar abartılı

Peki ya Türkiye’nin Yunanistan’a geçen mültecilerin sayıları ile ilgili açıklamaları gerçeği yansıtıyor mu?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 29 Şubat’ta yaptığı açıklamada “Bu sabah itibarıyla sınırı geçenler 18 bin oldu. Bugün herhalde 25 bin 30 bini bulur” demişti. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ise dün akşam bu sayıyı 100 bin 577’e yükseltti.

Fakat hem Yunanistan’daki resmi makamların hem de mültecileri adalarda karşılayan sivil toplum kuruluşlarının verdiği bilgilerle Türkiye’den yapılan açıklamalar arasındaki fark çok büyük.

Erdoğan’ın 18 bin mültecinin geçtiğini iddia ettiği 28 Şubat’ta adalarda bulunan gazeteciler ve sivil toplum örgütleri Lesvos ve Chios adalarına toplam 181 mültecinin ulaşabildiğini belirtti. Yine aynı gün resmi makamlar tarafından kara sınırından 60 mültecinin ülkeye geçtiği ve gözaltına alındığı duyuruldu.

Adalardaki gazeteciler ve sivil toplum kuruluşlarının verilerine göre 29 Şubat ve 1 Mart’ta ise Lesvos Adası’na 300, Chios Adası’na 120 ve Samos Adası’na 80 mülteci botlarla ulaştı.

Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Panagiotopoulos ise toplam 9 bin 600 geçisin engellendiğini, kara sınırından ülkeye geçen 133 mültecinin gözaltına alındığını açıkladı.

Hapis cezaları

Yunanistan makamları geçişleri caydırmak amacıyla farklı yollara da başvuruyor.

28 Şubat’ta ülkeye kara sınırından giren 66 mülteciden 17’sine mahkeme tarafından ‘ülkeye yasadışı yollardan giriş yaptıkları’ gerekçesiyle 3 yıl 6 ay hapis cezası verildi.

Normal koşullarda ülkeye yasadışı yollardan giriş yapan tüm kişiler hakkında savcılık ‘ülkeye yasadışı yollardan giriş yaptıkları’ gerekçesiyle suç duyurusunda bulunuyor fakat kişiler sığınma talep ettikleri için haklarındaki bu suçlama düşüyor ve sığınma talebi süreçleri başlıyordu.

Şu an böyle bir uygulamanın devreye konulmasının geçişleri caydırmak amacıyla yapıldığı belirtiliyor.

Basın nasıl görüyor?

Yunanistan’ın yazılı ve görsel basını ilk günden bu yana yaşananları ilk haber olarak veriyor.

Haber başlıklarında ve yorumlarda konu “Erdoğan’ın Avrupa’ya şantajı” olarak veriliyor.

Haberlerde ayrıca mültecilerin Türkiye tarafında sınıra polis ve resmi yetkililer tarafından taşındığına dikkat çekiliyor ve ‘insan kaçakçılığını devlet üstlendi’ yorumları yer alıyor.

Yunanistan’da mültecilerin durumu

Yunanistan’da 2019’da 68 bin olan mülteci sayısı şu an 100 bine yakın.

Mülteci nüfusunun en yoğun bulunduğu ada ise Lesvos (Midilli). Lesvos merkezine 6 km uzaklıkta olan 3 bin kapasiteli Moria Kampı’nda şu an 17 bini aşkın mülteci tutuluyor. Bu kamp sık sık yaşanan bebek, çocuk ölümleri ve insan hakları ihlalleriyle gündemde.

Adalardaki mültecilerin ana karaya çıkması yasak.

Ülkede ne bir önceki sol SYRİZA hükümeti ne de yeni hükümet sorunun çözümüne dönük insani-sosyal politika yöntemi izleyemediği için toplumda fatura mültecilere kesiliyor. Ülkenin tüm ekonomik ve sosyal sorunlarının sorumlusu mülteciler olarak görülüyor.

Yunanistan’a ulaşıp iltica talep eden on binlerce kişiye 4-5 yıl ileride bir tarihe iltica görüşmesi randevusu veriliyor. Bu süreç içerisinde mültecilerin hayata nasıl katılacaklarına dair ise hiçbir çözüm önerisi yok.

Mülteci karşıtlığı

Adalarda bulunan mülteciler kamplarda tutulurken, ana karadaki mültecilerin ise çok azı sosyal haklardan yararlanarak bir eve yerleştiriliyor ya da kira yardımından yararlanabiliyor. Büyük çoğunluk ise ya sokakta ya da bir araya gelerek kendi imkanlarıyla kiraladıkları evlerde kalmak zorunda.

Ana karada iltica görüşmesi gerçekleşene kadar geçen süreçte Yunanistan devletinin mültecilere dönük hiçbir ekonomik yardımı yok. Mülteciler sadece Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (UNHCR) ekonomik desteğine başvurabiliyor. Aylık kişi başı 150 Euro olan bu yardımdan yararlanabilmek için en az 3 ay süren bir bürokrasiyi aşmanız ve koşulları yerine getirmeniz gerekiyor.

Mültecilerin sağlık hizmeti ve kamp süreçlerindeki giderleri ise yine Yunanistan’a AB tarafından verilen fonlar sayesinde karşılanıyor.

Ama Yunanistan toplumunun büyük çoğunluğu basın ve iktidarın yönlendirmesiyle tıpkı Türkiye’de olduğu gibi “100 bin mülteciyi biz neden besliyoruz?” diyor ve mülteci karşıtı söylemi yeniden üretiyor.

Mülteci karşıtı politikaların sahibi Neo Dimokratia hükümetinin göreve geldiği günden bu yana yürüttüğü politikalar da toplumda mülteci karşıtlığını daha fazla yükseltiyor.

Göçmen kaçakçılığı

Yunanistan’da durum böyle olunca sığınmacılar sosyal haklardan yararlanabilecekleri batı Avrupa ülkelerine geçip iltica talep etmenin yollarını arıyor. Tabi bu yolculuk da sanıldığı kadar kolay değil.

Sığınmacıların ülke dışına seyahat etmeleri yasak. Geriye bir tek illegal yollarla başka bir ülkeye geçmek kalıyor.

Ülkede bu yüzden büyük bir insan kaçakçılığı ‘sektörü’ oluşmuş durumda. Sahte pasaport ya da kimliklerle havayolu veya deniz yolunu kullanarak başka bir Avrupa ülkesine geçmeye çalışan sığınmacılar kaçakçılara bunun için 4 bin ile 7 bin Euro arasında değişen paralar ödemek zorunda.

Hem yeni hem de eski hükümetin mülteci politikaları aslında bu ‘sektörü’ üstü kapalı olarak destekliyor. Çünkü uyguladıkları politikalar (sosyal hakların yetersizliği, iltica işlemleri bürokrasinin yıllar alması vb.) mültecileri ülkede tutmak istememenin net bir göstergesi.

Kaynayan kazan Moria

Ülkenin şu an en kritik noktalarından birisi 3 bin kapasitesine rağmen 17 bini aşkın mültecinin tutulduğu Moria Kampı’nın bulunduğu Lesvos Adası.

Burada insanlık dışı koşullarda mülteciler adeta toplu olarak cezalandırılıyor. Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü kamptaki insanların ruhsal ve fiziksel sağlığının ciddi risk altında olduğunu belirtiyor. Mülteciler durumu protesto ettiklerinde ise polis saldırılarıyla karşılaşıyorlar.

Mitsotakis hükümeti şimdi adada cezaevi koşullarında kapalı kamp yapmak için harekete geçti. Geçtiğimiz hafta başında kamp inşaatının yapımı için çalışmalar başladı. Fakat ada halkı “Daha fazla mülteci istemiyoruz” diyor. İnsan hakları aktivistleri ise yapılması planlanan kampların insan haklarına aykırı uygulamaları beraberinde getireceğini belirterek protesto eylemleri düzenledi. Eylemlere polis sert müdahalede bulundu.

Öte yandan ada halkında da iktidarın politikalarıyla bağlantılı olarak yükselişe geçen mülteci karşıtlığı hakim.

Bunu 28 Şubat itibariyle adaya deniz yoluyla ulaşan mültecilere karşı yapılan nefret gösterilerinde görmek mümkün.

Dün adaya ulaşan mültecilere karşı sabah saatlerinden itibaren ırkçı gruplar tarafından protestolar düzenleniyor.

Dün sabah saatlerinde adaya ulaşan mülteciler polis denetiminde Moria Kampı’na götürüldükleri sırada bazı grupların ‘Sizi diri diri yakacağız’ şeklinde nefret söylemine maruz kaldı.

Yine öğleden sonra adaya ulaşan botun içindeki mülteciler de ırkçı gruplar tarafından geri çevrilmeye çalışıldı. Bu gruplar mültecilerin karaya çıkışını “Bizi hep karşınızda bulacaksınız. Geldiğiniz yere geri gideceksiniz. Sizi buraya almayacağız” şeklinde sözlerle engellemeye çalıştı.

Irkçı gruplar ayrıca mültecilerin karaya çıkışını takip eden gazetecileri ve sivil toplum kuruluşlarından gönüllülerini de darp etti.

Bir yandan bunlar yaşanırken mültecilere destek veren gruplar da mültecilere kapıların açılması ve insanca yaşam koşulları için mücadeleyi sürdürüyor.

Anti-faşist gruplar düzenledikleri gösteride hem ırkçılığa tepki gösteriyor hem de mülteciler için gönüllü olarak yardım etmeye çalışıyor.

Previous post
OECD 'Corona' nedeniyle küresel büyüme tahminini düşürdü
Next post
Yüze yakın isimden Hasankeyf için çağrı