Ana SayfaKitapKitap seçkisi: “Psikanaliz ve Bilinçdışı”, “Küçülme” ve “İkili Devlet”

Kitap seçkisi: “Psikanaliz ve Bilinçdışı”, “Küçülme” ve “İkili Devlet”

HABER MERKEZİ – Covid-19 salgını sürerken, yeniden açılmayla birlikte yeni kitaplar raflardaki yerini almaya başladı. Bu vesileyle Otonom, Metis ve İletişim yayınevlerinden son dönemde çıkan “Psikanaliz ve Bilinçdışı”, “Küçülme” ve “İkili Devlet” kitaplarının tanıtımlarını paylaşıyoruz.

Psikanaliz ve Bilinçdışı

Yazar: D. H. Lawrence / Çeviren: Nergis Tanç

Öznel duygu ve sezgileri romanlarına aktarmadaki ustalığıyla tanınır Lawrence. Karakterleri düşünce ve fikirlerle değil bilinçdışı akışlar içinde sürekli dönüşüm geçirir. Yaşamın tüm canlılığı, zihinden değil bu yaratıcı akışların parıltılı izlerinden sürülür. İdeal ve fikirler adına değil, cinsellik akışları ve bilinçdışının derinlikleri adına konuşur o.

Bu doğrultuda kaleme aldığı bu küçük kitap, psikanalize getirilen ilk eleştiridir. Freud’un “bilinçdışı” ve “ensest-güdü” mefhumlarına bir meydan okuma, bir alternatif çabasıdır.

Lawrence’da bilinçdışı, yaşamdan kovulmuş bir gölge değil, her tekil varlığın analiz edilemez ve tanımlanamaz eşsiz doğasıdır. Tüm çabamız, kendi doğamızı tutkuyla gerçekleştirmek içindir.

Bu kitap da, bu çabayı sürdürebileceğimiz bir yol açmaya çalışır sadece. Böyle bir yoldan ilerleyen Deleuze ve Guattari de, onun psikanalize tepkisini asla unutmamamızı telkin ederler.

Zira psikanalizin, arzu üretimi olan cinselliği tamamen boğup onu, Doğa ve Üretimin muhteşem fabrikası yerine bir tiyatro haline, küçük kirli aile sırrı haline getirdiğini ilk sezen kişidir Lawrence.

Küçülme: Yeni Bir Çağ İçin Kavram Dağarcığı

Hazırlayanlar: Giacomo D’Alisa, Federico Demaria, Giorgos Kallis / Çeviri: Ayşe Ceren Sarı, Berk Öktem, Burag Gürden, Yaprak Kurtsal

Toplumların esenliği ve gelişmişliği çoğu iktisatçı ve siyasetçi tarafından “büyüme” kavramıyla açıklanıyor. Farklı siyasi ve iktisadi görüşlerin “büyüme” konusunda anlaştığını görüyoruz. Günümüzdeki hızlı yoksullaşma, artan eşitsizlikler ve toplumsal-ekolojik felaketler de egemen söyleme göre büyüme eksikliğinin ya da azgelişmişliğin sonuçlarıdır: “Büyümeyen, yerinde sayan, ölür”.

Küçülme ise bu sorunların nedeninin tam da büyüme olduğunu, büyümenin aşırı masraflı, ekolojik açıdan sürdürülemez ve özünde adaletsiz bir hal aldığını, “büyüme”yi temel alan mitik inançların terk edilmesi gerektiğini savunuyor.

Bunun için büyüme tahayyülünü ayakta tutan ve ekonomiyi bilim olmaktan çıkaran terimlerle düşünmekten vazgeçmek gerekiyor. Kullanımdaki iktisadi dil, ifade edilmesi gerekeni ifade etmekte yetersiz kaldığı içindir ki yeni bir söz dağarcığına ihtiyacımız var. Bir grup aktivist ve entelektüelin ilk olarak Fransa’da başlattığı ve ardından tüm dünyaya yayılan küçülme hareketi, toplumsal bir hedef olarak ekonomik büyümenin terk edilmesi çağrısında bulunuyor.

“Küçülme” kavramı, daha az doğal kaynak tüketen ve tamamen farklı ilkeler çerçevesinde örgütlenen toplumlara giden yolu temsil ediyor. Sadelik, şenliklilik, otonomi, bakım, müşterekler gibi kelimeler de küçülme toplumlarının neye benzeyebileceği konusuna ışık tutuyor.

Bu derlemenin, sadece başka bir dünyanın mümkün olduğunu düşünmekle kalmayıp aynı zamanda onu şimdi inşa etmek adına mücadele eden herkes için değerli bir bilgi ve ilham kaynağı olacağını umuyoruz.

İkili Devlet: Diktatörlük Teorisine Bir Katkı

Yazar: Ernst Fraenkel / Çeviren: Tanıl Bora

Bir yandan, kendi koyduğu yasa ve kurallara uyan, -en azından “kitabına uyduran”- norm devleti. Diğer yandan, siyasi icaplara göre verdiği keyfî kararlarla yöneten ve herhangi bir normla kendini bağlı saymayan önlem devleti.

İkili devlet, bu iki sistemin yan yana var olduğu bir rejim. Kısmen, belirli bir alanın norm veya önlem devletinin hükmü altında olduğu bir tür işbölümünden söz edilebilir. Fakat çok zaman birbirlerinin ayağına dolanıyorlar, rekabet ediyorlar; yani ne zaman devletin hangi yüzünün kendini göstereceği de belli değil. Toplamda kuşkusuz belirsizliği artıran, yurttaşın geriye kalan güvencelerini de zayıflatan bir “düzen” – hele, asıl kudretin eninde sonunda önlem devletinde olduğu düşünüldüğünde…

Ernst Fraenkel, nasyonal sosyalist devletin hukuki karakterini özetle böyle bir çerçeve içinde analiz ediyor. Analizin arka planında, Carl Schmitt’in siyaset ve hukuk felsefesinin köklü bir eleştirisi var. Fraenkel, bu bağlamda doğal hukuk kavramına eğiliyor; Anglosakson ve Alman hukuk geleneklerinin devlet ve özgürlük anlayışı bakımından tarihî bir mukayesesini de yapıyor.

Totaliterlik, otoriterlik ve faşizm araştırmalarında klasik değeri kazanmış bir eser.

Previous post
Korona günlerinde aşk üstüne bir deneme
Next post
Filmmor Kadın Filmleri Festivali başlıyor, hangi filmler gösterilecek?