Ana SayfaYazarlarElend AydınNormalleşme mi?

Normalleşme mi?


Elend Aydın


Normalleşme söylem ve hülyaları dolaşıyor ortalıkta. Normal, hani o toz pembe, mesut ve bahtiyar zamanlar vardı ya, yüz yıl önce ya da dün… Rutinin de rutini o monoton, nasıl da normal hayat olarak allanıp pullandı, kıymete bindi, değil mi? Oysa hatırlarsak; normalin, o normalin de pek ahım şahım bir yanı yoktu. Sıkılıyor, bunalıyor, krizli, kayyımlı, saltanatlı zamanın tüm bedelini maddi manevi anlamda ödüyorduk. Bu nedenle kötünün kötüsü devreye girince oluşan illüzyona fazla kaptırmayalım kendimizi tüm dünyalılar, zombi filmlerini gerçek hayat filmince yaşayanlar olarak.

Üstelik normalleşme başlayınca da sıkılacağız demir kafesli zamanın kanlı bir kalemle yazdığı günleri geceleri yaşarken… Yani normal zombi filminde (insanın özgür, dolayısıyla mutlu olmadığı tüm reel ve sürreel filmler bir çeşit zombi filmidir bence) kaldığımız yerlerden devam edecek hafakanlar, şikayetler, tekrarlar!

Ama aslında tam burada durup şöyle de yazmak geliyor içimden: “Hayır, devam etmeyecek, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!” (Ne cancanlı bir cümle ama “eskisi” neresi, nasıl bir şeydir, bilen yok, dolayısıyla “yenisi” illüzyonik bir atın sırtında ilerliyor.)

Aslında doğru olabilir bu; çünkü Corona günleri bir kültürel, sosyal, psikolojik ve politik bilinç maneviyat hızlandırıcısı olarak da yaşandı, yaşanabilirdi, yaşanacak. (Hangisini realitemize uydurursak birey, toplum, dünya ve ülke olarak, bize kalmış bir şey bu, değil mi?) Evet, bireysel ve toplumsal ilişki düzlemlerinden tutalım, yaşam kalitesi ve muhayyilesine kadar, bir bilinç yükselişi/yükseltilişi, duygu ve ilişki berraklaşması da yaşandı.

(Tam burada hortlayan ev içi şiddet, kadına karşı şiddeti hatırlamamak olmaz! Süpürgeyle kovulası erkeklik, bu sınırı da berbat geçti, geçmedi yani! Hem devletler ve sistemsel anlamda hem de mikro devlet olarak erkeklik düşüş ve yitiş yaşadı. Bir erk-eklik yitimi ve düşüşünün devamı her anlamda gelmeli tabii ki) Bu nedenle; “Normali ilan ediyoruz, her şey tekrar toz pembe!” denildiğinde aldanmak, bilinç ve duygu ışımasını söndürmek olmaz. “Ne normalleşmesi, kimin, neyin normalleşmesi? Normalleşme nedir?” diye büyük harfli şerhler koymak lazım, değil mi?

Ayrıca normallik kime yarıyordu, anormalleşmeden kim yararlandı (genele yasak olan sokaklar neden üniformalıların göbek atma ve efelenmelerine tahsis edildi? Nusaybinli Bahoz, neden üniformalıları asla sevmeyecek? vs… vs…), gelecek normalleşmeden kim nasıl rant devşirmeye çalışacak, sorularını yabana atmamak ve eskisi gibi olmayan bilinç ve duygu gücüyle, “Normalleşme mi, nasıl ve niçinine ben karar veririm” demek lazım.

Mutlu ve özgür normal zamanlara…

Previous post
Collider’a göre zamanda yolculuğu anlatan en iyi 15 film
Next post
Bekçilerin yetkilerini genişleten yasa Meclis'ten geçti