Ana SayfaBilim ve Teknoloji‘Azim’ ile atan Ay’a bile gider

‘Azim’ ile atan Ay’a bile gider

HABER MERKEZİ – Güncel bilimsel gelişmelere ve bilim tarihine mercek tuttuğumuz “Karınca’nın Gözünden Bilim”de bu hafta Mehmet Ali Döke, NASA’nın ‘Perseverance’ adlı uzay aracının Mars’a sorunsuz inişi ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’nin Ay’a insan gönderme planlarına dair açıklamasını odağına aldı.


Mehmet Ali Döke*


ODTÜ’de lisans öğrencisiyken katıldığım bir yarışmada yerleşkedeki belli noktaları bulmak için ipuçları alıyor ve bilmeceler çözüyorduk. Elimize geçen bilmecelerden biri şöyleydi:

Türkler aya gitmiş
Nasıl gitmiş
Zıplaya zıplaya

Bu ipucunun işaret ettiği yer Merkez Mühendislik binasından hemen aşağıda, Devrim Stadyumu’na giden yolun başındaki bir heykeldi. Heykelde, genç bir erkek ve kadın hilale benzeyen bir cisim içinden ileri doğru uzanarak ellerini göğe uzatır. Öğrenciler arasında derslerin zorluğu ve hilal şeklinin C harfine benzemesinden kaynaklanan bir şaka ile “yaşasın C aldım” olarak da bilinir.

Geçtiğimiz haftalarda art arda gelen iki olay bana bu heykeli ve bilmeceyi hatırlattı. Olaylardan ilki, Amerika Birleşik Devletleri Uzay Kurumu’nun (NASA) çok başarılı bir şekilde sansasyonelleştirdiği Perseverance (Azim) aracının Mars’a kazasız belasız inişi. İkincisi ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Türkiye’nin Ay’a insan gönderme planlarına dair açıklaması.

NASA’nın ilk Mars çıkartması olmadığı halde önemli bir basın çıkartması haline getirdiği Perseverance gerçekten de, teknolojinin geldiği son noktayı ve insanlığın elindeki en büyük koz olan zekanın nelere kadir olduğunu sergilemektedir. Milyonlarca kilometre uzaktaki bir gezegene ulaşıp, atmosferden aşağı önce bir paraşütle sonra da roketlerin ittiği bir platformdan asılarak inen, yaklaşık bir araba büyüklüğündeki bu araç, üzerinde çok sayıda kamera ve diğer kayıt araçları taşımanın yanında bilimsel deneyleri kendi kendine yürütebilecek cihaz ve beceri ile de donatılmış halde.

Dahası, ilk defa bir iniş için düz ve güvenli bir alan yerine zorlu ve karmaşık bir yapısı olan krater içini seçen NASA, sinyal gönderip almadaki zaman farkının verdiği uzaktan kumanda imkansızlığı nedeniyle, iniş düzeneğini kendi kendine hesap yapıp rota değiştirerek en tehlikeli bölgeleri atlatabilecek, “akıllı” diyebileceğimiz bir yazılımla da donattılar. Gerçekten insanın aklını dumura uğratabilecek bir çalışma ve tabii ki binlerce araştırmacı, mühendis, teknisyen ve daha nice alanlardan insanların katkıları ile bedene gelebilmiş bir başarı.

NASA’nın uzay aracı “Perseverance” (Azim)

Tabii ki bu başarının altında bir takım imkân ve kaynaklar var. Öncelikle yetişmiş insan ve hem bireysel hem de kurumsal deneyim olmazsa olmaz. Soğuk savaş döneminin yarattığı rekabetle uzaya ve Ay’a insanlı seferleri düzenlemiş olan ABD’nin bu erken dönem projelerde çalışmış kurumları ve ekipleri var. Ayrıca üniversitelerinde bugün de havacılık ve uzay programları etkin ve yetişen öğrencilerin daha önceden kurulmuş altyapıya erişimi var. Bunun da ötesinde dünyanın en büyük iki ekonomisinden biri olan ABD’nin hiç çalışmama tehlikesi olsa bile bilimsel projelerin üstüne atıp unutabileceği maddi imkanları var. Yine de yıllardır NASA da dahil pek çok bilimsel kurum ve kuruluşun devletten aldığı maddi destek azalmakta.

Perseverance projesi özelinde bakarsak, böyle bir işe girişmek isteyenin bir kenarda üretim ve gönderi için 2,2 milyar dolar ve ilerideki işletme masrafları için de yarım milyar dolar bulundurmaları gerekiyor. Toplam 2,7 milyar dolar yani. Tabii “Mars uzak, çok yakıyor ondan böyle oluyor” diye düşünebiliriz. Oysa Ay, burnunuzun dibi. Ne kadar pahalı olabilir ki Ay’a insan göndermek? NASA’nın Artemis Projesi adıyla duyurduğu, uzun bir aradan sonra tekrar Ay’a insan yollama ve Ay’da kalıcı bir yaşam alanı kurma projesinin bütçesini incelediğimizde, yalnızca Ay’a insan gönderme kısmının bütçesinin 28 milyar dolar olduğunu görüyoruz. Evet, Mars’a giden Perseverance görevinin on katı.

Peki neden Mars’a gitmek bu kadar “kelepir” de dibimizdeki Ay’a gitmek bu denli “fahiş”? İşin sırrı “insanlı” kısmında. Daha anlamlı bir kıyaslama için mesafe aynı olsun dersek, ileride Mars’a yapılması umulan insanlı seferlerin tahmini maliyeti 500 milyar doları buluyor. İşin içine astronotlar girince, yaşam destek sistemleri, radyasyon kalkanları, yiyecek içecek, oksijen, karbondioksit filtreleri, tuvalet, spor cihazları ve daha aklınıza bile gelmeyecek binlerce parça eşya ve gereksinim de astronotlarla birlikte mekiğe girmek zorunda. Dahası, görevin süresi uzadıkça ihtiyaçların toplamı da büyümekte. Bu nesneleri uzaya göndermek başlı başına bir maliyet ve tasarım ya da üretim sırasında harcanan paralar da öyle ufak tefek değil.

AKP lideri ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, 10 Şubat günü Saray’da düzenlenen etkinliğe katılarak Türkiye’nin “Millî Uzay Programı”nı açıklamıştı. (Fotoğraf: Cumhurbaşkanlığı)

Sevgili reis-i cumhur neye güvenerek bu açıklamaları yapıyor? Gelin Türkiye’de devletin sizlerden topladığı vergiyi çeşitli bütçe kalemlerine nasıl dağıttığına bakalım. Hepimizin parası olan bu havuzun önemli bir kısmı eğitim, askeriye, içişleri, sağlık gibi kalemlere gidiyor. Bu hizmetlerin kalitesi ve amaçlarını bir kenara bırakırsak, en azından aslan payının buralara gitmesi sosyal devlet olduğunu iddia eden ülkemiz için sıra dışı sayılmaz. Peki bilime ayrılan bütçe? Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın toplam bütçesi 12 milyar lira. Bunun 5,3 milyarı TÜBİTAK aracılığıyla araştırma ve geliştirme etkinliklerine aktarılıyor. Türkiye Uzay Ajansı’na doğrudan ayrılmış bütçe ise 38,1 milyon lira (milyar değil, milyon – altı sıfırlı). Kanun Hükmünde Kararname ile yerçekimini yürürlükten kaldırmak gibi bir planımız yoksa, sanırım bu noktada 38 milyon lira (ya da yaklaşık 5 milyon dolar) ile Ay’a insanlı bir ziyaretin mümkün olmadığını hepimiz görebiliriz.

Bir bilim insanı olarak ağzım açık seyrettiğim ve bir kez daha beni insan aklının neler ortaya koyabileceğine dair umutlandıran bir olaydı Perseverance‘ın Mars’a inişi. Ve bu görevle NASA’nın insanlığa kazandıracağı yeni bilgi birikiminin paha biçilemez olduğunu düşünüyorum. Fakat aynı zamanda bir insan, hem de bu teknolojinin üretildiği topraklarda ikamet etmekte olan bir insan, olarak aklıma takılan başka konular da yok değil. Mesela dünyanın en büyük ekonomisine sahip olan ve hiç çekinmeden 2,7 ya da 30 hatta 500 milyar doları uzay araştırmalarına aktarmayı göze alabilen bir ülkede bugün halen açlık ve sefalet içinde yaşayan milyonlarca insan var. Kendi tarım bakanlıklarının verilerine göre ABD’de 35 milyon insan 2019 yılında en azından zaman zaman açlıkla mücadele etmiş. 2018 verilerine göre 14,3 milyon hanenin gıda güvencesi yok. Nüfusun %11 kadarı yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Yarım milyondan fazla insan evsiz. Yapılan hesaplara göre ABD’de kimsenin aç kalmamasını sağlayacak devlet programlarını oluşturmanın bedeli 25 milyar dolar. 175 milyar dolarınız varsa, fakirliği ortadan kaldırabilirsiniz. 330 milyar dolar ayırarak ve gerekli değişiklikleri yaparak 2030 yılına gelindiğinde tüm dünyada tek bir kişinin bile açlık çekmemesini sağlamak mümkün.


Kaynaklar
https://eksisozluk.com/c-aldigina-sevinen-ogrenci-heykeli–200625
https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-55947267
https://mars.nasa.gov/mars2020/
https://www.nasa.gov/sites/default/files/atoms/files/artemis_plan-20200921.pdf
https://ntrs.nasa.gov/api/citations/20200000973/downloads/20200000973.pdf
https://en.wikipedia.org/wiki/Budget_of_NASA
https://www.povertyusa.org/facts
https://www.feedingamerica.org/hunger-in-america
https://reliefweb.int/report/world/multibillion-dollar-question-how-much-will-it-cost-end-hunger-and-undernutrition
https://www.un.org/sustainabledevelopment/wp-content/uploads/2018/09/Goal-1.pdf
https://ceres2030.org/shorthand_story/donors-must-double-aid-to-end-hunger-and-spend-it-wisely/
https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/sanayi-ve-teknoloji-bakanliginin-yatirim-ve-destek-butcesinde-buyuk-artis/2018243

* Puerto Rico Üniversitesi’nde doktora sonrası araştırmacı, entomolog


PAYLAŞ:
    WhatsApp'da Paylaş!   Telegram'da Paylaş!     Yazdır   E-Posta Gönder

Önceki Haber
Yüz yüze eğitime 2 Mart'ta illerin salgın koşullarına göre başlanacak
Sonraki Haber
Açlık grevlerinde üç ay geride kaldı: Talepler karşılanmalı