Ana SayfaÇeviriPalmiye yağı için talan: Yağmur ormanlarının yıkımında Pepsi, McDonald’s ve Nestlé de suç ortağı

Palmiye yağı için talan: Yağmur ormanlarının yıkımında Pepsi, McDonald’s ve Nestlé de suç ortağı

HABER MERKEZİ – Britanya’nın Guardian gazetesinin haberine göre fillerin, orangutanların ve kaplanların evi Sumatra’da yasadışı yollarla ormansızlaştırılma yapılan alanlara kurulan palmiye yağı plantasyonlarından üretilenler, dünyaca tanınan firmalar tarafından satın alınıyor. Bu firmalar arasında Pepsico, Unilever, Nestle, McDonald’s ve Procter&Gamble gibi günlük hayatın parçası olan markalar var.


Çeviri-Derleme: Tolga Er


Pepsico, Unilever ve Nestlé firmaları fillerin, orangutanların, gergedanların ve kaplanların tek bir ekosistem içerisinde yaşadıkları Endonezya’da yer alan Sumatra’da az kalan yağmur ormanlarının imhasında suç ortağı olmakla suçlanıyor.

Ormansızlaştırılmış alanlarda kurulan plantasyonların ürettiği palmiye yağını alan şirketler arasında McDonald’s, Mars, Kellogg’s ve Procter & Gamble şirketleri (Oral-B, Alo, Ariel, Gillette, Orkid gibi markaların ana kuruşu) de var.

Rainforest Action Network (RAN) tarafından uydu verileri, fotoğraflar ve GPS koordinatlar kullanılarak yapılan çalışmada şöyle deniyor:

Ormansızlaştırma karşıtı politikalar acil bir şekilde uygulanmadığı takdirde, bu markalar, Sumatra fillerinin, orangutanlarının, gergedanlarının ve kaplanlarının beraber yaşadığı son yerin imhasından sorumlu olacaktır.

‘Sorun firmaların beceriksizliği değil, isteksizliği’

Palm yağı üretim zinciri, tomruk firması PT Agra Bumi Niaga’dan başlıyor ve PT Ensem Sawita’nın (ES) bu büyük şirketlere palmiye yağı satmasıyla sona eriyor.

PT ABN konuya ilişkin açıklama yapmak istemezken, PT ES, ABN’in palmiye yağını kullandıklarını itiraf etti ve ‘hatalarından ötürü pişmanlıklarını’ dile getirdi.

Konuya ilişkin RAN’de çalışan Gemma Tillack’ın yaptığı açıklamaya göre ise büyük firmalar gerçeği ortaya çıkarmakla ilgilenmiyor:

Gerçekleri ortaya çıkarmak için sivil toplum kuruluşlarına güvenmek yeterli değil. Eğer kısıtlı bütçesiyle RAN olan biteni anlayabiliyorsa, çok uluslu milyar dolarlar değerindeki şirketler de anlayabilir. Anlamamış olmaları da bu konudaki beceriksizliklerini değil isteksizliklerini yansıtıyor.

Sumatra’nın halen en geniş yağmur ormanı olan Leuser’in kaybolan ekosistemi ise burayı göç koridoru olarak kullanan nesli tükenen filler için yıkıcı bir etkiye sahip. 2012-2015 yılları arasında Leuser’da  35 fil öldürüldü.

Kaplanlar, bulut benekli leoparlar ve mayala ayıları olmak üzere birçok tür de doğal yaşam kayboldukça avcılara karşı daha korunmasız hale geliyor.

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde de bulunan Leuser’de ormansızlaştırma hızı dünyadaki en yüksek seviyede. Plantasyonlalarla da sıkça ilişkilendirilen 2015 yılında 100 bin civarında insan hayatını kaybettiği pus ve yangın felaketi sonucunda bölgedeki yağmur ormanlarının yaklaşık 13 milyon kilometrekaresi kaybolmuştu.

Olayların ardından Açe bölge valisi Zaini Abdullah, geçerli izne sahip olanların bile orman kesimini yapmasını yasaklamıştı. Ancak yapılan araştırmaya göre, ABN yasağa rağmen , Sumatra yağmur ormanında 336 hektarlık alan kesti.

Leuser’in bir diğer bölgesinde dokuz üretici firma daha kesme faaliyetlerine devam ederek 26 bin hektarlık alanındaki doğal hayatı tahrip etti.

Ekosistem yok olma tehdidi altında

Tillack, ağaç kesiminin artarak devam etmesininin nedenini şöyle açıklıyor:

Şirketler, ormanlar için verilen izinlere hükümetler tarafından müdahale edileceğini bildikleri için arazi açmak için acele ettiler.

Tillack ayrıca, Pepsico gibi şirketlerin sorumluluk alması gerektiğini de şu sözlerle dile getiriyor:

Pepsico gibi küresel firmalar artık kağıt üzerindeki sözlerin arkasına sığınıp uluslararası ortaklarını orman suçlarından sorumlu tutamazlar. Şirketlerin, krizin kökündeki sorunları hedefine almayan eylemler gerçekleştirmemesi durumunda Leuser ekosistemi yok olacak.

Pepsico ve Nestlé’den açıklama: İnceleme başlattık

Suçlamaların ardından Pepsico’dan da bir açıklama geldi. ‘Bahsedilen yerlerden doğrudan değil ama dolaylı olarak palmiye yağı’ aldığını belirten şirket, ‘suçlamaların ardından detaylı bir inceleme başlatıldığını’ söyledi.

Unilever de PT ABN’den dolaylı yoldan palmiye yağı aldıklarını, üretim zincirlerinde yer alan Wilmar ve Musim Mas’a ‘tepki ve eylem planı’ yapması için talepte bulunduklarını belirtti.

Wilmar’dan ürünlerini alan Nestlé’den yapılan açıklamada suçlamalar için inceleme başlatıldığı söylendi.

Mars ve Kellogg’s sürdürülebilir palmiye yağı politikalarına vurgu yaparken Protector & Gamble ise üreticilerine kaynak kullanımı hakkındaki sorumluluklarının bildirildiği söylendi.

McDonald’s ise PT ABN ile herhangi bir ilişkisi olduğunu reddetti.

Ancak şirketlere daha önceden ‘palmiye yağı sorunu’ ile ilgili uyarılarda bulunulmuştu.

Konuya ilişkin konuşan Tillack şöyle diyor:

Ticaret yapanlar ve markalar genelde üretim zincirinin karışıklığının arkasına saklanıyor, ancak tüketicilerin kullandıkları palmiye yağının yağmur ormanlarının yok olmasıyla ilgisi olup olmadığını bilmesi gerekiyor.


Kaynak: The Guardian