Ana SayfaGüncel‘Bakıp görememe, görüp idrak edememe’: Rafet Arslan’la ‘Kör Bakış’ üzerine

‘Bakıp görememe, görüp idrak edememe’: Rafet Arslan’la ‘Kör Bakış’ üzerine

Üçüncü kişisel sergisi 'Kör Bakış' ile sanatseverlerle buluşan Rafet Arslan, sanatını ve son sergisini Gazete Karınca için Delal Külek'e anlattı.

Rafet Arslan’ın üçüncü kişisel sergisi “Kör Bakış” sanatseverlerle buluştu.

“Çağdaş Sanat Manifestoları” kitabının yazarı Arslan, 10 yılı aşkın bir süredir arşivcilik ve toplayıcılık faaliyetini sürdürüyor. Çalışmalarını, yaşam-ölüm, aydınlık-karanlık, uygarlık-yıkım gibi temel karşıtlıklar üzerine kuruyor.

Güncel sanat ortamında, resim, heykel, fotoğraf gibi alışıldık disiplinlerin dışına çıkan, üretiminde her türlü basılı materyal ve üretilmiş nesnelerle çalışan Rafet Arslan ile insanın basılı hafızası üzerinden yeni sorularrafet-arslan sorarak ürettiği düşünceleri üzerine bir sohbete daldık.

Çalışmalarınızı kolaj, asamblaj, mekan düzenlemesi, video ve tuval üzerine akrilik boya gibi birçok farklı üretim tekniği ile ortaya çıkarıyorsunuz. Kullandığınız nesneler toplayıcılık faaliyetinizin bir ürünü. Bu nesneleri yeniden üretiyorsunuz. Yönteminizi paylaşır mısınız ?

Çizmek, boyamak istemiyorum. Ben arşivlerimi açıyorum ordan da ne lazımsa alıyorum. Bu görsellerin mantığıma göre indeksleri var. İstediğimi istediğim yere koyuyorum. Benim yöntemim bu; kendime mal etmek, saptırmak, işgal etmek. Gerçekliği doğal haliyle ancak ona daha bütünsel bir bakış atarsak, yamuk açımızla bile daha net görebiliriz diye düşünüyorum. Kolaj bu noktada kullanabileceğim silah.

Cassandra-Complex-Bakmayanlar-Kolaj-80x127
Cassandra-Complex-Bakmayanlar-Kolaj- 80 x 127

Çalışmalarınızla insanlık tarihinden yola çıkıyorsunuz. ‘’Varoluş’’ kavramını irdeliyor ve kırılganlığını yorumluyorsunuz. İnsanın ‘’baktığına’’ körleştiği kanısına nasıl vardınız?

Düşüne düşüne bayağı geriye doğru gittim. Aydınlanma çağı, Fransız Devrimi, 1516, Ütopya romanının yazıldığı tarih, Rönesans ve Reform öncesi karanlık, Ortaçağ denilen dönem. Aradığım sorulara cevap bulamadım. Eski Yunan filozoflarına gittim, aynı soruların her dönem sorulduğunu gördüm. Platon’un mağara metaforu da aslında bir bakıp görememe, görüp idrak edememe metaforuydu. Ya da Jean-Jacques Rousseau’nun aydınlanma filozofu olarak “İnsan evladı özgür doğmuştur, doğar doğmaz kelepçelenmiştir” sözleri bir kör bakış metaforuydu. Böylece daha ilkel diyebileceğimiz insanın kötülükle ilişkilenmesini mülkiyet üzerinden düşündüm, oradan da geldiğim yer cennetten atılma metaforu oldu, yani sıfır noktasına geri döndüm. Bu zamansal aktarımlar üzerinde çalışırken gördüğüm şey insanın kötülüğü üreten doğası, kötülükle beraber yaşayabilmek ve buna duyarsız kalma konusundaki yeteneği. İdealleştirdiğimiz insan bir durumdan ötekine değişebiliyor. Hasta bir çocuğu düşünün; ailesi, doktorlar, eğitmenler yıllarca onu bir adım öteye götürmeye çalışıyor, fakat ertesi gün savaşlarda gözümüzün önünde yüzlerce çocuk ölüyor.

Kozmik An-Dün Bugün Yarın-Kolaj-645 x 50
Kozmik An-Dün Bugün Yarın-Kolaj-645 x 50

Sergide teknolojik aygıtlar ön planda. Modern yaşam ve onun aygıtları ne derece algılarımızla oynuyor sizce?

Benim yaşım şu an 44. Hatırladığım üzere 90’larda televizyonun suyu çıkmıştı. Sonra internet geldi. Cihazlar değişti, küçüldü ve cebimize girdi. Viral gerçeklik kapıya dayanmış durumda. Bizim gerçekliğin manipülasyonunu alıp doya doya yediğimiz alan internet oldu. Tabi teknoloji karşıtı bir söylem geliştirmek istemem. Brecht’in tanımı her zaman işe yarar: “İyi kullanırsan teknik iyidir, kötü kullanırsan teknik kötüdür.”

“İnsan nedir?” sorusunu ortaya atıyorsunuz. İnsan ruhu içerisindeki kötülüğü sorguluyorsunuz. ‘’Kör Bakış’’ın hazırlık sürecinde evrensel kötülüğün doğası üzerine düşünürken sık sık aklınıza gelen öyküler olmuş. Yazar William S. Burroughs’un bir çok romanında ortaya çıkan Dr. Benway karakterini ve öykülerini “seri kolaj öykü” haline getirmişsiniz.

Sergi süreci benim için iki yılı aşkın bir sürenin bütünü. O dönemde bir çok başucu kitabım vardı. Jung’un Kırmızı kitabı Baudrillard’ın bir kaç kitabı, Philip K. Dick romanları ve William Burroughs’un romanları. William Burroughs’un yarattığı Dr. Benway karakteri bugüne kadar kurulmuş en psikopat doktor karakteri. Doğaçlama ameliyat uzmanı da denebilir. Benway’in vahşet, şiddetle kurduğu doğrudan ilişkiyi, bugün yaşadığımız travmatik süreçlere dokunan bir hikayeye çevirebilir miyim diye düşündüm. Seriyi yapmaya başladığım 2015 yılında Türkiye’de olan durumlar, bölgede olan durumlar, dünyada olan durumlar üst üste geldi. Gerçeklikle baş etmemizde bir delilik olasılığı vardı. Dr. Benway’in dünyasına sızarak insanın ölüme ve yıkıma neden bu denli hastalıklı bir tutku ile bağlı olduğu sorusuna cevap aradım.

Sergiye uygun görülen “Kör Bakış” kavramının aynı isimle anılan beynin görsel korteksinin zarar görmesiyle oluşan hastalıkla bir ilgisi var mı?

Serginin adını koyduğum sırada ismin karşılığının bir hastalığın tanımı olduğunu fark ettim. Bu beni rahatsız etmedi, zaten o hastalığın yarattığı belirtiler arasında nesneyle ilgili bilinçli bir görsel deneyim yaşamadan o nesneyi kavramak var. Zaten sergiye “Kör Bakış” ismini seçmemin nedeni benzer tanımlardı. Bakıp görememe, görüp idrak edememe ana sorunsaldı. Yani o hastalık ve o hastalığın yarattığı durum sergiye uygundu.

Sergi 12 Kasım’a kadar

‘Kör Bakış’ sergisi 12 Kasım’a kadar Versus Art Project’te görülebilir.

Kökler, 40 x 45
Kökler, 40 x 45

Ayrıntılı bilgiye buradan bakabilirsiniz.

Previous post
'Musul'da savaş daha da büyüyüp uzayabilir'
Next post
Musul operasyonunu takip eden gazeteci Risan yaşamını yitirdi