Ana SayfaKültür-SanatKarınca’nın Filmekimi seçkisi: Hayal gücünüzü kışkırtacak 20 film

Karınca’nın Filmekimi seçkisi: Hayal gücünüzü kışkırtacak 20 film


Hazırlayan: Kenan Tekeş


William Saroyan’ın “Pazar Zeplini” hikâyesinde çocukların sinema tutkusu anlatılır. Hikâye, sinema tutkusunu anlatabilecek en güzel anlatımlardan biridir belki de. Sorar kilisenin papazı çocuklara, “Sinemaya niçin gitmemeliyiz?” diye.

Çocuklar sinemayı çok seviyordur, ancak papaz efendinin de “gönlünü hoş” etmeleri gerekiyordur. Bunun için de ‘yalan’ söylerler: “Sinemaya gitmemeliyiz; çünkü insan sinemaya gidince yaşadığı kasabayı sevmez oluyor, alıp başını gitmek istiyor buralardan…”

O çocukların sinemada ne izlediğini bilmiyoruz, ama izledikleri belli ki hayal güçlerini kullanmalarını sağlıyordu, papaz efendi de bundan hoşlanmıyordu.

Hayaller onlara hayat veriyordu. Görme biçimlerinin ötesine geçiyorlardı.

Çünkü iyi bir film sizi rehin almaz, Abbas Kiyarüstemi’nin sözleriyle; “İyi bir film sizi kendi rotanızda tutar. İçinizdekileri uyandırıp bitmesinden çok sonra bile sizi hırpalayarak kışkırtır… İzlerken uyuyakalabilirim ancak haftalar sonra uyanırım, içim içime sığmaz, hayal gücüm durdurulamaz şekildedir…”

Céline Sciamma’dan Bong Joon-ho’ya, Dardenne kardeşlerden Ken Loach’a, Diao Yinan’dan Jessica Hausner’e 63 filmin yönetmeni hayal gücünüzü kışkırtmaya geliyor.

4-13 Ekim tarihleri arasında İstanbul, 11-15 Ekim’de Ankara, 18-22 Ekim’de İzmir’de düzenlenecek olan Filmekimi’nin İstanbul biletleri bugün (28 Eylül) saat 10.30’dan itibaren satışta.

Bu zamanları hiç kaçırılmamalı; izleyebildiğiniz kadar film izleyin. Seyriniz iyi olsun, güzel olsun diyerek 63 filmden hazırladığımız seçki şöyle:

Monos

Berlin Film Festivali’nin Panorama bölümünde de gösterilen Alejandro Landes’in Monos’u, William Golding’in Sineklerin Tanrısı adlı kitabının Kolombiya usulü olarak nitelendiriliyor.

Golding’in 1954 yılında kaleme aldığı Sineklerin Tanrısı’nda yaşları 6 ila 12 arasında değişen çocuklar, gelecekteki bir atom savaşı sırasında, güvenilir bir yere götürülmek üzere bindikleri uçak saldırıya uğradığı için bir mercan adasına düşerler. Ve bu mercan adasında eşitliğe, sevgiye ve iyiliğe inanan Ralp ve arkadaşları ile kendisinden başka herkesi hor gören, zorbalığa, baskıya ve kötülüğe inanan Jack ve arkadaşlarının birbirlerine nasıl kıydıklarını anlatır.

Landes’in filmi ise, Kolombiya’da bir dağın tepesinde Amerikalı bir kadını rehin tutan, kendilerine savaşçı lakapları takmış silahlı sekiz çocuk askerin bir baskına uğramasıyla birbirlerine olan güven bağlılıklarının sarsılmasıyla sığındıkları cangılın derinliklerinde yaşadıklarına odaklanıyor.

Filmin oyuncu kadrosunda Julianne Nicholson, Moisés Arias, Sofía buenaventura ve Julián Giraldo var.

Parazit

Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazanan Bong Joon-ho’nun Parazit (Gisaengchung/Parasite) filmi birbirinden derin sınıfsal farklarla ayrılan iki ailenin öyküsünü anlatıyor.

Yoksul Kim ailesinin gerçek kimliklerini gizleyerek zengin Park ailesinin hizmetine girmesiyle, sınıf atlama çabası ve servet kibrinin yol açtığı trajikomik olaylar ele alınıyor.

Film, senaryosu ve sinema diliyle bir başyapıt olarak nitelendiriliyor.

Joon-ho’nun filmi, aynı zamanda ülkesi Güney Kore’nin Oscar adayı.

Cinayet Günlüğü (Salinui Chueok, 2003), Yaratık (Gwoemul, 2006) ve Anne (Madeo, 2009) gibi filmler de Bong Joon-ho’nun imzasını taşıyor.

Bacurau

Cannes Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü alan Kleber Mendonça Filho ve Juliano Dornelles’in Bacurau filmi, yönetmenlerin ülkelerindeki gelir eşitsizliğinden esinlendi.

Film, belgesel çekmek için Brezilya’da bir köye giden bir film yapımcısının hikayesini anlatıyor.

Bacura, dışarıdakilerin küçümsediği, “yabancılar”ın tehdidi altındaki küçük bir topluluğun hikâyesini westernle bilimkurguya öykünen, mistik ve gerilimli bir film.

Filmin oyuncu kadrosunda Barbara Colen, Sonia Braga, Udo Kier ve Silvero Pereira gibi oyuncular var.

Acı ve Zafer (Dolor y Gloria)

Cannes Film Festivali’nde Antonio Banderas’a En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazandıran Acı ve Zafer’in (Dolor y Gloria) yönetmen koltuğunda Pedro Almodóvar var.

Almodóvar’ın kendi yaşamından esinlenerek senaryosunu yazıp yönettiği filmde, yaşlandıkça eski günlerinin özlemini çeken bir yönetmenin 1960’lardan günümüze varan yaşam öyküsünü geriye dönüşlerle ele alınıyor.

Filmin oyuncu kadrosunda Banderas’ın yanı sıra Penelope Cruz, Asier Etxeandia, Leonardo Sbaraglia ve Nora Navas gibi oyuncular var.

Genç Ahmed

Sinemanın öyküsünde sosyal gerçekliğin öncü yönetmenlerinden Jean-Pierre ve Luc Dardenne kardeşler Genç Ahmed (Young Ahmed) filminde Müslüman bir genç olan Ahmed’in öyküsüne odaklanıyor.

Ailesinin ve çevresinin telkinlerini yok sayan 13 yaşındaki Ahmed’in üzerinden Avrupa toplumuna bu kez Belçika’dan bakıyor.

Filmin oyuncu kadrosunda Idir Ben Addi, Myriem Akheddiou, Claire Bodson ve Olivier Bonnaud gibi oyuncular var.

Film, Dardanne kardeşlere Cannes Film Festivali’nde En İyi Yönetmen Ödülü’nü getirdi.

Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi

Tomboy filmiyle tanınan Céline Sciamma’nın Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi (Portrait de la Jeune Fille en Feu/Portrait of a Lady on Fire) filminin hikayesi 18. yüzyılda geçiyor.

Göz ardı edilen kadın ressamlardan esinlenen film, evlenmek üzere olan Héloïse ile onun portresini çizmekle görevlendirilen ressam Marianne arasında gelişen aşkı anlatıyor.

Cannes Film Festivali’nde En İyi Senaryo ve Kuir Palmiye ödülleri alan filmin oyuncu kadrosunda Noémie Merlant, Adèle Haenel, Luàna Bajrami ve Valeria Golino var.

Boyalı Kuş

1993’te hayatına son veren yazar Jerzy Kosinski’nin aynı adlı romanından uyarlanan Boyalı Kuş’un (The Painted Bird) yönetmen koltuğunda Václav Marhoul var.

Kosinski’nin 1965 yılında kaleme aldığı en önemli eserlerinden olan Boyalı Kuş ilk kez sinemaya uyarlanıyor.

İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru Doğu Avrupa’da köyden köye, çiftlikten çiftliğe geçen Çocuk’un gözünden savaşın dehşeti insan ve doğa manzaralarıyla anlatılıyor.

Filmin oyuncu kadrosunda Petr Kotlár, Udo Kier, Stellan Skarsgård ve Harvey Keitel gibi oyuncular var.

35mm sinemaskop çekilen siyah-beyaz film, aynı zamanda Çekya’nın Oscar adayı.

Film dünya prömiyerini Venedik Film Festivali’nde yaptı.

Küçük Joe

Yönetmen Jessica Hausner’in yeni filmi Küçük Joe (Little Joe) bilimkurgu-dram-gerilim türleri arasında geziniyor.

Genetiği oynanmış kırmızı bir çiçek antidepresan salgılayarak insanları mutlu ederken yan etkisi onları tuhaf bir şekilde değiştirir. Kimsenin engel olamadığı bu deney/bitkinin adı da “Little Joe”.

Bilimsel gelişmeleri sorgulayan film, Frankenstein’dan esinlenmiş.

Renk paleti ve sanat tasarımıyla öne çıkan filmde, Alice’i canlandıran Emily Beecham, Cannes Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü kazandı.

Ben Whishaw, Kerry Fox, Kit Connor ve David Wilmot filmin diğer oyuncuları.

Yönetmen Hausner’in sinematografisinde Oteldeki Sır (Hotel, 2004), Çılgın Aşk (Amour Fou, 2014) ve Lourdes gibi filmler de bulunuyor.

Gizli Bir Yaşam

Terrence Malick’in Cannes Film Festivali’nde de yarışan Gizli Bir Yaşam (A Hidden Life) filmi, yaşanmış bir hikayeye dayanıyor.

Film, İkinci Dünya Savaşı’nda Naziler tarafında savaşmayı reddeden ve idam edilen Avusturyalı çiftçi Franz Jägerstätter’in hayatını anlatıyor.

Filmin kadrosunda August Diehl, Valerie Pachner, Bruno Ganz ve Matthias Schoenaerts gibi oyuncular var.

Üzgünüz Size Ulaşamadık

Sinema öyküsünde işçi sınıfını perdeye yansıtan yönetmen olarak bilinen Ken Loach’un Üzgünüz Size Ulaşamadık’ın (Sorry, We Missed You) hikayesi Newcastle’da geçiyor.

Film, sözleşmeli çalışanların sıkıntılarından yola çıkarak Ricky ve Abby’nin hikayesine odaklanıyor.

Filmin oyuncu kadrosunda Kris Hitchen, Debbie Honeywood, Rhys Stone ve Katie Proctor gibi oyuncular var.

Ken Loach’ın filmi Cannes’da Altın Palmiye için de yarışmıştı.

Annelerimiz

Cannes’da En İyi İlk Film Ödülü alan Annelerimiz‘in (Nuestras Madres) yönetmeni César Díaz, filmi askeri cunta sırasında militan olan babasının zorla kaybedilişinden esinlenerek çekmiş.

Guatemala’da 200 binden fazla kişinin ölümüyle sonuçlanan iç savaşın acılarını ve karanlıkta kalan alanlarına odaklanan filmde, 2018’de cuntacıların yargılanmasıyla kendi aile geçmişini araştıran bir antropoloğun hikâyesini anlatıyor.

Filmdeki “anlatıcı anneler”, Guatemala kültüründe hâlâ geçerliliğini ve etkilerini yitirmeyen sözlü tarih anlatıcıları, yani hafızaları.

Belçika’nın Oscar adayı olan filmin oyuncu kadrosunda; Armando Espitia, Emma Dib, Aurelia Caal ve Julio Serrano Echeverría gibi oyuncular var.

Saklı Gerçekler

Geçen yıl Cannes’da Arakçılar (Shoplifters) filmi ile Altın Palmiye alan Japonyalı yönetmen Hirokazu Koreeda Saklı Gerçekler’de (La Vérité) bir aileye odaklanıyor.

Venedik Film Festivali’nin açılışında gösterilen film, ünlü bir sinema oyuncusunun anılarının yayımlanmasından sonra kızıyla yeniden bir araya gelişini ve yüzleşmelerini anlatıyor.

Filmin başrollerinde Catherine Deneuve, Juliette Binoche ve Ethan Hawke gibi oyuncular var.

Burası Cennet Olmalı

Cannes’da FIPRESCI Ödülü alan Filistinli yönetmen Elia Suleiman’ın Burası Cennet Olmalı (It Must Be Heaven) filminde Şair Mahmud Derviş’in “Nereye uçar kuşlar, son gökten sonra?” sorusunun cevabına odaklanıyor.

Yönetmen Suleiman, filminde ES adındaki karakteri kendisi canlandırıyor.

Film, Paris’ten New York’a kadar giden, ancak nereye giderse gitsin Filistin’in hep peşinden geldiğine tanık olan ES’in, kendisine yeni bir vatan arayışını anlatıyor.

Filistin’in Oscar adayı da olan film; ulus, kimlik ve aidiyet kavramlarına değiniyor.

Filmde, Elia Suleiman’ın yanı sıra Tarik Kopti, Kareem Ghneim ve Gael Garcia Bernal gibi isimler de var.

Tavşan Jojo

Dünya prömiyerini Toronto Film Festivali’nde yapan ve festivalden Grolsch Seyirci Ödülü’nü alan Yeni Zelandalı yönetmen Taika Waititi’nin Tavşan Jojo (Jojo Rabbit) filmi bir Hitler komedisi.

Film, İkinci Dünya Savaşı’nda Nazi iktidarındaki Almanya’da, tek arkadaşı hayali bir Hitler olan küçük bir çocuk olan Jojo’nun kendi ırkçılığıyla yüzleşmesini anlatıyor.

Aylak Vampirler (What We Do in the Shadows, 2014) ve Vahşiler Firarda (Hunt for the Wilderpeople, 2016), Thor: Ragnarok (2017) gibi filmlerin de yönetmeni olan Taika Waititi, filmde faşist diktatör Hitler’i canlandırıyor.

Filmde Roman Griffin Davis, Thomasin Harcourt Mckenzie, Scarlett Johansson ve Rebel Wilson gibi oyuncular da var.

Güney İstasyonunda Randevu

Yönetmen Diao Yinan’ın “görsel tarzı dramatik gerilimle birleştiren bir anti-ütopya” olarak tarif ettiği Güney İstasyonunda Randevu’su (Nan Fang Che Zhan De Ju Hui) Çin usulü bir kara film polisiyesi.

Bir gangsterin hem rakip çeteler hem de polisten kaşının hikâyesini neon ışıklar, parlak renkler ve gizemli atmosferiyle anlatıyor.

Çizgi romanları anımsatan görsel dünyası ve kovalamaca sahneleriyle de öne çıkan film, Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışmıştı.

Yinan’ın İnce Buz, Kara Kömür(Bai ri yan huo, 2014) filminin Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı kazandığını da belirtelim.

Marriage Story

Dünya prömiyerini Venedik Film Festivali’nde yapan Marriage Story, yönetmen Noah Baumbach’in kendi yaşamından ilham alınarak çekilmiş.

Film, bir tiyatro yönetmeni ile bir aktrisin boşanma sürecini ele alıyor.

Filmin oyuncu kadrosunda Scarlett Johansson ve Adam Driver’ın yanı sıra Laura Dern, Alan Alda ve Ray Liotta da var.

Özgürlük

Cannes’da Belirli Bir Bakış bölümünde Jüri Özel Ödülü alan Katalan yönetmen Albert Serra’nın Özgürlük’ü (Liberté) bizi 18. yüzyıl Fransa’sına götürüyor.

Film, Fransa Kralı 16. Louis’nin katı ahlakçı hükümranlığından kaçan Madame de Dumeval, Tesis Dükü ve Wand Dükü’nün hikayesini ele alıyor.

Ahlaki kural ve baskıların tümünü reddederek Almanya’ya sığınan asilzadeler, hazzın ve tensel arzuların peşine düşüyor.

Katalan yönetmen Serra, “asilzadeleri günümüz gençliğiyle karşılaştırıyorum; benzersiz imgeler yaratmaya çalışıyorum” diyor.

Filmin kadrosunda Helmut Berger, Marc Susini, Baptiste Pinteaux ve Iliana Zabeth gibi oyuncular var.

Yanık Portakal

Venedik Film Festivali’nin kapanış filmi de olan Giuseppe Capotondi’nin Yanık Portakal’ı (The Burnt Orange Heresy) bir kara film.

Film, bir sanat eleştirmeni ile Amerikalı gezgin bir kadının İtalya’nın Como Gölü civarındaki bir malikânede bir tabloyu çalmak için verdiği mücadeleyi anlatıyor.

Filmin oyuncu kadrosunda Claes Bang, Elizabeth Debicki, Mick Jagger ve Donald Sutherland var.

Matthias ve Maxime

Xavier Dolan’ın Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışan son filmi Matthias ve Maxime (Matthias & Maxime), şimdiden genç yönetmenin en iyi yapıtları arasında sayılıyor.

Arkadaşlarının çektiği kısa filmde rol icabı öpüşmek zorunda kalan iki çocukluk arkadaşının değişen ilişkilerini anlatan filmde, Maxime karakterini de Dolan’ın kendisi oynuyor.

Duygusal dramda ayrıca Anne Dorval da rol alıyor.

Matthias ve Maxime erkekler arasındaki dostluk, yakınlık, cinsel belirsizlik konularına değinirken, şu soruları da soruyor: “Ben kimim? Bir başkası gibi mi davranıyorum?”

Hain

İtalya’nın en saygın sinemacılarından Marco Bellocchio’nun yönettiği, dünya prömiyerini yaptığı Cannes’da beğeniyle karşılanan Hain (Il traditore), gerçek bir yaşam öyküsünden beyazperdeye uyarlandı.

Pierfrancesco Favino, Luigi Lo Cascio, Fausto Russo Alesi gibi isimlerin oyuncu kadrosunda yer aldığı film, Sicilya mafyasının ‘sessizlik yemini’ni bozup polise ifade vererek ilk muhbiri olan Tommaso Buscetta’nın hayatını anlatıyor.

İtalya tarihinin en büyük mafya çatışmasını anlatan “Il traditore”, Buscetta’nın itirafından sonra tutuklanan kişileri ve onların yargılanma sürecini de gözler önüne seriyor.

Previous post
ABD Başkanı Trump için azil süreci: Son gelişmeler neler?
Next post
İmamoğlu: Topkapı'daki İETT Garajı, park ve toplanma alanı olacak