Ana SayfaYazarlarElend AydınSaatsiz ama zaman zengini – Elend Aydın

Saatsiz ama zaman zengini – Elend Aydın


Elend Aydın


Bulutların kuşlarla bir olup şarkı söylediği bu zaman, “doğal zaman” ve “toplumsal zaman” arasındaki fark ve gerilimin bitimsiz olduğunu bir kez daha fark ediyor ve öğlen öğlen kapanmış olan sarı kır çiçeğinin zamanına uymak istiyorum. Ama o da ne? İsviçre Saatçiler Federasyonu’nun ellili yıllardaki beyhude çabalarıyla “karşılaşınca” etrafındaki saatlere Medusa Bakışı (-Taşa dönüştürüyor, ama benim saatler hiç oralı olmadı!) ile bakarak, federasyon üyelerinin kâr hırsına esef ediyor ve sizlerle paylaşmak istiyorum ilgili alıntıyı:

“Federasyon, Afrika köylülerine kronometre kullanımını aşılamayı denemiştir. Bu köylüler doğal zamana çok yakın yaşamışlardı: Bu garip protezlere de hiç gereksinimleri olmamıştı. Seçkin bir Afrika uzmanı da ‘antropolojik engellerin ortadan kaldırılması’ ve İsviçre ürünlerini ‘daha etkin biçimde’ satma politikasının uygulanışını incelemeyi üstlendi. Raporunda açıkladığına göre siyahi çiftçiler, gerçekte alışmış oldukları anisokronik (zaman dilimleri eşit olarak düzenlenmemiş) zamansallıktan hoşnuttular: Güneşin bulunduğu konum, gölgelerin uzunluğu, kuş şakımalarındaki değişmeler, çiçeklerin belli saatlerindeki açılıp kapanmaları, böceklerin saatlik davranış, değişimleri ve doğal zamanın sağladığı birçok işaret…”*

Peki seçkin, Afrika uzmanı, yani tüccar arkadaş, tüccar, başarılı olabiliyor mu dersiniz? Tabi ki ve ne mutlu ki hayır!

Bu arada bilek ve duvarlarımızdaki saatlerin “federasyon” ve “seçkin uzmanlara” hizmet ettikleri kadar, bizleri zamandan kopararak “hizmet dışı” (en hafif tabirle!) bıraktıklarını görmeden geçmek olmaz. Uyaralım arkadaşlar; bilek ve kollarımızı ya da telefon ekranlarımızı işgal etmiş olan saatler, aslında simsar ve uzmanların gizli ajanlarıdır.

Üstelik Afrikalı köylülerin şu muazzam tespitini de mutlaka bilek ve duvarlarımızdan eksik etmememiz lazım: “Beyazların (bu anlamda “beyaz” olmamak için neler vermezdim!) kollarında saatleri var ama hiç zamanları yok!”

Değil mi ki kollarımızdaki saatler, zamanın da tanrısı-hakimi olan hünkarların işlettiği çarkın bir dişlisi olarak hareket etmemiz için tıkır tıkır işliyor.

Sarı kır çiçeğinin şafağa kadar kapanma zamanında saatler zamanımızı paralayamasın, çalamasın isterim. Bugün sabah yağan yağmurun gecikmiş yoncaların çiçek açma şevkini kıramamasını da…

Derken kış moduna doğru giden komşum kumru bana zamanın tik-taklı değil parçalanmasız ve sessiz, bazen de çığlık çığlığa olduğunu, oluştuğunu hatırlatıyor.

Saatleri durdurma duygusunun mehtap ya da en sevdiğimiz kıyafet gibi bizi sarmasını ve saatsiz ama zamanlı, zaman sahibi, zaman bilgesi ve zaman güzeli olarak geri kalmış olan yolu yürüyebilme özgürlüğüne varmamız için kumrularla birlikte, sarı kır çiçeğinin zamanına karışarak dua ediyorum.

Saatsiz ama zaman dolu, zaman zengini ve uzman ve simsarların hevesini kursaklarında bırakan zamanlara!


* Jean Chesneaux, “Zamanı Yaşamak”, Ayrıntı Yayınları, İstanbul: 2015
Previous post
ABD'den İran'a siber saldırı
Next post
İzmir'de ulaşım ücretlerine yüzde 13 zam