Ana SayfaManşetNükleer bakışlı Kürtler kimi öldürdü?

Nükleer bakışlı Kürtler kimi öldürdü?


Özgür Amed


“İstanbul’a bilet kestim. Oraya gidecektim birkaç günlüğüne. Gitmeden önce de içerideki arkadaşlara kart yazayım dedim. Hepsi samimi arkadaşlar. Haliyle kartın sonuna onları biraz kızdırmak için şunu ekledim: ‘Siz bu kartı okurken ben İstanbul’da deniz kenarında oturmuş keyfime bakıyor olacağım.’… Ertesi gün uçağa bindim. İstanbul’da indim, iner inmez polisler aldı beni. Tekrar geri getirdiler. KCK kapsamında alınmıştım. Nezaret, savcı, mahkeme derken karar çıktı. Aynı gece tutuklandım… Kart yazdığım arkadaşların yan koğuşuna girdim. 1-2 gün sonra benim kart daha yeni ulaştı. Ben kartımdan önce varmıştım cezaevine. Ve ben orada iken arkadaşlarım kartı okudu. Gerisini anlatmaya gerek yok…”

KCK dönemini hatırlıyorsunuz değil mi? Yukarıdaki örneği o sürecin hızı ve ruh hali açısından hatırlatmak istedim… Hem daha dava sürüyor, unutacak değilsiniz elbet!

Siyasi önemi bir tarafa, aynı zamanda gelmiş geçmiş en boş, trajikomik dava! Çünkü bu davada her şey gözaltı için bahane idi! 90’ları aşan delil furyası tutuklamalarla süslendi… Tanrı affetsin; Adorno, Rosa Luxemburg, Spinoza gibi isimler il-içe eş başkanları ile mahkemelerde üyelikten yargılandılar…

Durun, biraz hafıza tazeleyelim…

Balıkesir’de 10 üniversite öğrencisi KCK üyeliği denilerek, 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmış, mahkeme buna sebep olarak çiğköfte ve çiğköftenin renklerini göstermişti. Örgüt üyeliği kabul edilen halaydan ötürü tutuklu sayısı zaten bilinmiyor.

Tatvan’da yardım-yataklıktan eşekler KCK kapsamında gözaltına alındı. Zaten 90’lı yıllarda da PKK’lileri görünce havlamıyor, askerleri görünce havlıyor diye infaz edilen köpek sayısı da meçhul! Hele uzakta durarak eylemi kalabalık gösterme suçu zaten henüz tarif edilemedi!

Peki Karayolları Genel Müdürlüğü’nün KCK’den ötürü ülke geneli tabela değişikliğine gitmesine ne demeli? O dönemin gazetelerinden haberi aynen aktarayım:

“…KCK, Türkiye Cumhuriyeti Karayolları (TCK) Genel Müdürlüğü’ne isim değiştirtti. Müdürlük, örgüt yandaşlarının Güneydoğu illerinde otoyollar ve karayollarına konulan levhalarda yer alan TCK kısaltmasındaki T harfini K’ye dönüştürerek ‘KCK’ haline getirmesi üzerine yeni bir uygulamaya başladı. Karayolları Genel Müdürlüğü, kısa unvanında TCK yerine yaygın ve genel bir uygulama olarak KGM’yi (Karayolları Genel Müdürlüğü) kullanma kararı aldı.”

Van’da KCK’den ötürü gözaltına alacak kişi bırakmayan Emniyet, en sonunda hayvan barınağını basmıştı. Orada neyi kimi aldı, ne ceza verdi maalesef öğrenemedik daha sonra!

Hakkari’de gözaltına alınan renkli çoraplar, papağan kuşlarından hiç bahsetmiyorum!

Ama favorim, Facebook’ta yaptığı bir “like-beğeni” yüzünden tutuklanan arkadaştır. Artık nasıl bir beğeni olmuşsa, “like yaparak uçak düşürmeye yönelik bir hareket” iddiası ile ona KCK’den ceza vermişlerdi.


2015’ten sonra bambaşka bir süreç yaşadık, yaşıyoruz!

Artık herhangi bir sebep kalmadı. Öylesine alınabilir, öylesine tutuklanabilir, keyfi olarak pek çok şey yaşayabilirsiniz. Yani şans! Siz ve şansınız…

Tabi hal böyle olunca ibre de çok yükseldi!

Fakat bugün tutuklu Diyarbakır Kulp İlçesi Eş başkanları ile ilgili ortaya çıkan suçlama gerçekten bir üst çıta olarak kabul edilebilir! Tahttan indirilmesi de yılları alabilir. Çünkü Belediye Eşbaşkanlarına ‘nükleer silahla öldürme’ suçlamasıyla dava açıldı…

Merak edenler, görmeyenler için haberi kısaca verelim:

“Görevden alınan Kulp Belediyesi Eşbaşkanları Mehmet Fatih Taş ve Fatma Ay’a ‘Nükleer, biyolojik, kimyasal silah kullanarak öldürme’ suçlamasıyla dava açıldı. Eş başkanlar hakkında, 8 defa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi.”

Kulp’u bilen bilir, çok önemli bilimsel çalışmaların olduğu ender ilçelerimizden biridir!

Haberi okuyunca Kulp’taki akrabaları aradım! Neler oluyor dedim!

Atom fiziğine nalet gelsin diyerek söze giren teyzem, şu an zenginleştirilmiş uranyum üzerinde önemli çalışmalar yaptıklarını, son aşamaya geldiklerini anlattı. Haberi okuduğunu ve çok üzüldüğünü belirtti. “Haber çok eksik verilmiş” dedi.

“Ne yani Kulp’ta tanrı parçacığı Higgs bozonuna dair yaptığımız çalışmayı illa biz mi hatırlatalım? Nükleer silahla öldürme bizim burada sıradan bir iş!” diyerek yakındı, sakinleştirdim. Pozitivist çalışmalara saygımdan fazla rahatsız etmek istemedim ve telefonu kapattım.

Köyün sevilen yüzlerinden, şairane yüreği ile bilinen Xalê Evdırrehman’ın oğlu Kinyas’ı aradım.

“Kinyas abê neler oluyor, Kulp ne zaman böyle oldu? Bize ne oldu?”

Derin bir nefes alarak Ankara’dan Kulp merkeze yeni vardığını, taksiden yeni indiğini söyledi.

Kürtlerin ezelden beri radyoaktif maddelere maruz kaldığını, yüreğinin artık bunlara dayanmadığını, dünyanın da bunları bildiğini belirtti.

Kürtlerin dili yasaklı olduğu için nükleer bakışlı olduklarını ve bu bakışların bakılan kişide öldürücü etkiler bıraktığını söylemesi kafama yattı…

Son bir umut amcamı aradım! Amcam çok net konuştu:

“Bunlar hep suç yükler, ama ilk defa gördüm nükleer! Fakat Ortadoğu gerçekliğinde bunun okuması Kürtlere yeni komplolardır. Bu suçlama üzerinden Hiroşima’ya atılan bombaya kadar ihaleyi bize bırakacaklar! Herkesi uyarıyorum. Plan derin! Dikkatli olun!”

Belediye eş başkanlarının nükleer silahla nasıl cinayet işlediklerini halen anlamış değilim. Kulp sakinlerinden de bir şey elde edemedim. Kafamda deli sorular: Belediye meclisi nasıl nükleer kararı aldı? Alırken yüreği sızladı mı? Bu nükleer başlıklar hangi köyde geliştirildi?

Nükleer kullanan eş başkanlar hakkında, 8 defa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası az değil mi? Bu nasıl vicdan ey devlet?

Eyy xelkê Kulpê! Bundan haberiniz oldu mu?

Previous post
AB bütçesi: Türkiye’ye mali yardımlarda kesintiye gidildi
Next post
Erdoğan işsizliği 'iş arayanların artmasına' bağladı, uzmanlara göre asıl neden işten çıkarmalar