Ana SayfaKültür-SanatKürtçe mizah: Mîrkut, Tewlo, Pîne…’den Zrîng’e – Sultan Eylem Keleş

Kürtçe mizah: Mîrkut, Tewlo, Pîne…’den Zrîng’e – Sultan Eylem Keleş


Sultan Eylem Keleş


Mizahın kavramsal tartışması, gelişim seyri, iktidarlarla ilişkisi üzerine çok yazılıp çiziliyor. Türk basın tarihinde mizahın yeri, edebiyatta mizah gibi konulara ilişkin de çok fazla çalışma, makale, araştırma, kitap bulunabiliyor. Fakat Kürtçe mizah üzerine yapılmış bütünlüklü hiçbir çalışma yok.

Kürtçe, konuşma oranının okuma oranına göre daha yüksek olduğu bir dil ve bunun en büyük sebebi Kürtçe okuma-yazma eğitiminin, yani anadilinde eğitimin olmayışı. Anadilinde eğitim eksikliği, insanların konuştukları, rüya gördükleri, kendilerini en iyi ifade ettikleri dilde kitap ve dergi okuma alışkanlıklarını olumsuz yönde etkiliyor. Mizah dergilerinin burada bir avantajı var, o da anlatılmak istenenin görüntüyle (çizimle) desteklenmesidir. Ama bu yine de insanların Kürtçeyi konuşur gibi okuyamadıkları gerçeğini değiştirmiyor. Bu noktada, Kürtçe mizah ancak Kürt dili ile bağlantılı olarak kendisini ifade edebilir. Yazılı anlatım olmadıktan sonra, sözlü anlatım bunu bir yere kadar taşır. Ezcümle, Kürt mizahı/Kürtçe mizahın gelişimi Kürtçeye yönelik asimilasyon politikalarına göbekten bağlıdır.

Mizahın kökeni, sözlü kültürdür. Kürt edebiyatı ve Kürt mizahı da sözlü kültürden oldukça beslenmektedir. Kürtçe mizah, politik mizah odaklıdır. Kürtçe mizahın asıl başarısı hala sözlü kültürde kendini göstermektedir. Bunun nedeni, daha önce de dikkat çektiğimiz gibi Kürtçenin yazılı dilden çok sözlü dilde kendini var etmesi olabilir. Aynı zamanda Kürtçenin fonetik dil yapısından kaynaklandığı da iddia ediliyor.

Peki, “Kürt mizahı hangi temel öğeler üzerinde yükseliyor? Beslendiği kaynaklar kültürler var mı? Kürt mizahı, öncelikle Kürt sosyolojisinin toplamıdır. Çünkü Kürt yaşantısının bütün dönemlerine tanıklık yapıp düşündüren kahkahasını koymuştur. Ama Kürt mizahı, başka bir dil aracılığıyla yapılan mizah değildir. Geleneksel Kürt mizahı, Kürtlerin şevbêrklerinde hayat bulmuştur. Gece kurulan divanlar da –bugün bazı bölgelerde hala öyle-siyasetten aşka kadar gündelik hayat mizahi bir dille anlatılırdı. Anlatıcılar, geceleri halkı gülmekten mest ederlerdi. Kürtlerin hayat ideolojileri radikal olmadığı için her şeyleriyle dalga geçebilmişlerdir; cami imamlarından tutun da ‘siyasi abi’lere kadar…” (Koçer, 2005)

Kürt mizahı/Kürtçe mizah, yukarıdaki alıntıdan da anlaşıldığı üzere köklü ve eskiye dayanan bir gelenekten besleniyor ve kapsamı çok geniş; her şey ama her şey bu mizaha dâhil edilebilir ve mizahın konusu olabilir. Kürt mizahı başka birçok kültürden de etkilenmiştir; başka birçok kültürü etkilemiştir. Mesela Kürt mizahında “Şemo” tiplemesi vardır; Şemo, Asuri, Ermeni geleneğinden besleniyor.

Mizahın toplumsal baskının ve şiddetin arttığı dönemlerde kendini var ettiği bilinen bir gerçektir ve tüm toplumlar için geçerlidir. Gazeteci-yazar Evrim Alataş’ın İletişim Yayınları’ndan çıkan ‘Mayoz Bölünme Hikayeleri’ isimli kitabı da bunun örneği sayılabilir. “Evrim Alataş, bu kitabında 1990’ların ‘olağanüstü hal’ ortamında Kürtlerin yaşadığı mezalimin mizahını yapıyor. Hayatın içinde akıp giden trajikomiği anlatıyor aslında. Hem zalimin dar kafalılığına hem de mazlumun en berbat durumlarda bile bir ‘komiklik’ bulma becerisine tanıklık ediyor.” Erken yaşlarda kansere yenik düşerek aramızdan ayrılan Evrim Alataş, trajediden mizahın doğduğunu bizlere bir kez daha göstermiştir.

Günümüzde hala yayın hayatını sürdüren, Kürtçe yayın hayatında bir ilk olduğu sanılan Kürtçe mizah dergisi Zrîng’den önce de Mîrkut, Îsot, Tewlo ve Pînê… gibi çeşitli mizah dergileri çıkartılıyor. Bu konuda bütünlüklü, kapsamlı bir çalışmanın eksikliği sebebiyle ulaştığımız bilgiler, birbirleriyle çelişebiliyor. Örneğin; her yazıda başka bir mizah dergisi Kürtçe mizahın ilk örneği, temel taşı olarak belirtiliyor. Biz bu noktada, bu konuda daha önce çalışmalar yapmış ve bu yayın hayatı içerisinde çalışan gazeteci-yazar Özgür Amed’in görüşlerine başvuracağız.

Özgür Amed ile yaptığımız görüşmede, Kürtçe mizah dergilerinin tarihsel serüveni ile ilgili bize verdiği bilgiler şöyle:

Mîrkut

İlk Kürtçe mizah dergisi ‘Mîrkut’ kabul edilir. 1 Temmuz 1985’te Stockholm’de yayımlanır. Mahmud Lewendî yayın sahibi ve yönetmenidir. Kuruluş sloganı ‘Mîrkutên xwe bilind bikin’ (Tokmağınızı yükseltin) olarak belirlenir. Mizahın vurucu gücüne atfen iyi bir seçimdir. Mîrkut ilk olarak yılda sadece iki sayı çıkarma kararı alır. İmkanlar dahilinde iyi ayda bir çıkarma fikri de vardır. Dil sadece Kürtçenin Kurmancî lehçesidir. Dergi salt mizah yapma hedefiyle çıkmaz; mizah üzerine araştırmayı da kapsar. Ayrıca bu dergiye destek verecek herkesin mizahın genel kanunu olan ‘zimandirêj’liğe (sivri dilliliğe) açık olması gerektiği vurgulanır. Derginin içeriği Kürdün sosyolojik dünyası üzerinedir. İlk kapak ‘dil öğrenme’ üzerine eleştiridir. Fıkra, anı, kelime oyunları, ironi, atasözleri vs. yoğunca kullanılır. Dergide karikatür azdır ve yazı yoğunlukludur. Yazarlar çeşitli takma adlarla yazarlar.

İkinci sayı Elvis Presley’in Kürt çıktığı kapağı ile Ekim ayında yayımlanır. Presley’in başında şal vardır. İlerleyen sayfalarda ise bir Kürt olarak nasıl sürgün edildiği, nerelerde neler yaşadığı genişçe anlatılır. İlk sayıdan farklı olarak bu sayıda Soranî lehçesi ve Kürtçe-Türkçe karışımı bir dil de kullanılır. Yöntem olarak ilk sayının tarzı devam ettirilir; yaratıcı unsurlara önem verilir.

Mîrkut yaklaşık 1.5 yıl aradan sonra, 1987 tarihinde ‘Kürt Rambo’ kapağı ile üçüncü sayısını çıkartır. Derginin editör yazısına yansıdığı kadarıyla maddi sıkıntılar büyük bir sorundur, bir ikincisi gönüllülük esasına dayalı kolektif olarak çıktığı için çeşitli zorluklar yaşanmaktadır.

Mîrkut dergisi sadece 3 sayı çıkabilmiştir. İlk sayısı çokça ilgi görmüş olmalı ki daha ikinci sayısında yeni bir mizah dergisinin duyuru ve müjdesi verilir: Zengıl.

Zengıl

Bu dergi Avrupa’da çıkıyor. Sürgün hayatı yaşayan ve yazı-çizi ile uğraşan Kürtlerin bir ürünü olarak raflardaki yerini alıyor. Herhangi bir sayısına ulaşamadığım için içeriği hakkında bir fikrim yok. 4-5 sayı çıktıktan sonra o da son bulur.

Îsot

Aynı yıl (1985) ilk Kürtçe karikatür dergisi de çıkar; adı Îsot’tur. Herkesin ağzına acı sürmeye yeminli bu dergi, akıl dolu eleştiri ve çizgileri ile 1987 yılına kadar devam eder. İki ayda bir çıkan dergi 1987 yılında 8. sayısı ile okurlarına veda eder.

Bu dergide yazı azalmış, çizimler ön plana çıkmıştır. Siyaset daha belirgin olarak yer almaktadır.

Avrupa’daki Kürtler etrafında gelişen bu dergilerin hiçbiri çok uzun ömürlü olmaz. Siyaset ve sosyal yaşam harmanlanarak hiciv edilir. Sayfalarda Avrupai bakış açısı, Avrupa’da ortaya çıkan yaşamsal çelişkiler daha çok yer edinir.

Tewlo

Yukarıda adı geçen üç yayından sonra, Tewlo Türkiye’deki Kürtlerin çıkardığı bir dergidir. 9 Nisan 1992’de İstanbul’da yayın hayatına başlayan Tewlo dergisi çok az da olsa Türkçeye yer veriyordu. Dergi dönemin Gündem Gazetesi etrafındakiler tarafından çıkar. Musa Anter (Dergi kapandıktan hemen sonra katledilecektir), İsmail Beşikçi, Halil İncesu, Tarık Tolunay, Seydoş Xirabxoş, Can Bayrak, Selim Canhıraş, Burcu Durusu, Luis Garcia ve Doğan Güzel gibi isimlerin yanı sıra pek çok isme kucak açan derginin ömrü çok uzun sürmez; 3 ay kadar sonra, Temmuz ayında kapatılır. Bu zaman diliminde ise 13 sayı çıkartılır. Editörlüğünü Halil İncesu yapmaktadır.

Tewlo, Kürt mizahının siyasal yönüne ağırlık verir. Geleneksel Kürt motifleri, yaşamı öncekilere göre daha azdır. Dergi kadrosu çeşitli sıkıntılarla boğuşmak zorundadır. Bunlardan bir tanesi de yazan-çizenlerin Kürt olmalarına rağmen Kürt kültüründen uzakta, şehirlerde yetişmiş olmaları ve içlerinden birçoğunun Kürtçe bilmiyor oluşudur. Bu koşullarda Kürtçe mizah dergisi çıkarmanın dramatik zorlukları ortaya çıkar. Derginin editörü Halil İncesu, “1990’lı yıllarda çıkıyor olmasına rağmen Tewlo üzerinde yasal bir baskı olmadı. Düzenli telefonlu tehditler dışında. Telefon tehditleri ise ‘Bizde bir sürü mizah dergisi var, Türkiye’de Kürtçe mizah dergisinin ne alemi var?’ şeklindeydi. Biz de gülüp geçerek işimizi yapıyorduk ve o kısacık sürede birçok çizer yetiştirmeye başlamıştık, dergiye karikatürler gönderiliyordu” diyor.

Derginin ilk sayısının kapağı ilginç ve son derece güçlüdür. Bir Kürt ve Türk karınlarından geçen merminin yarattığı boşluktan birbirlerine bakıp konuşuyorlardır. O dönem çizilen bazı karikatürleri ve yazılan yazıları bugün yazmak zordur.

Tewlo’nun en güçlü ve derginin ses getiren karakterlerinden biri ‘Seydoş Xirabwoş’ adlı yazarın “Şorbeşir” köşesidir. Seydoş, yazdığı yazılarda Kürtçe-Türkçe karışımı bir dil kullanmakta, adeta içine girilen kültürel bulanıma neşter atmaktadır. Bu durum bir ’bellek yarılması’ olarak okuyucuda yoğun karşılık bulur. Derginin özgün bir köşesi olarak hafızalarda yer alır.

Pîne

Pîne’nin reklamı daha akıllardadır… Şöyle diyordu: Pîne… Bistîne, bigerîne u bixwîne. (Pîne… Al, dolaştır, oku)

Yazar-çizer kadrosu Tewlo’dan daha fazladır. İçeriği de daha fazladır, dili sadece Kürtçedir. Politik yönelimi daha ağır basan bir dergidir, defalarca kapatılır. Önlem olarak ‘Zirpîne’, ‘Pîne Post’, ‘Pîne Times’, ‘Kermêş’, ‘Sator’ gibi mizah dergileri çıksa da onlar da kapatılma kaderinden kurtulamaz.

15 günlük edebiyat-mizah dergisi olarak çıkan Pîne, ilk sayısını Ekim 1999’da çıkarır. Derginin kendine has birçok sloganı vardır, güncel duruma göre slogan değiştirilir. Dergi Kürtler tarafından epey sahiplenilir. Dergideki çizgi ve yazılarla, Türk siyasi hayatının yanında, Kürtlerin gündelik yaşam ve ritüellerine ve geleneksel dokuya da değinilir. Dönemin yasakları özellikle göze çarpar. Yasaklara manşetten cevap verilir. Kürt mizahı açısından önemli bir kilometre taşıdır Pîne…

2002 ve sonrası

Pîne tamamen kapandıktan sonra, 2002’den 2012’ye, dergi olarak ya da direkt mizah hedefli bir içerik göremiyoruz. Artık mizah Kürt gazetelerinin köşe yazılarına çekilmişti ya da hafta sonu eklerinde yer alıyordu. Hafta sonu ekinde yazan Evrim Alataş’ın ‘Fincani Xanım’ı çokça sevilmiş ve ilgi görmüştür.

2012’ye kadar gelişen alan tiyatro olmuştur. Kürt mizahının yaygınlık kazandığı alan sahneler oldu. Bu süre zarfında ayrıca TV’ye çeşitli sit-comlar yapıldı. Politik ve kültürel bir alana yaslanan dizilere oranlara tiyatro daha çok sokağın diline, kültürüne yaslanır. Bir karşılık da bulur.

Golik

2012 yılında ilginç bir gelişme olarak ‘Golik’ dergisini sayabiliriz. Bolu F Tipi Hapishanesi’ndeki siyasi tutsakların hazırladığı Kürtçe mizah dergisi Golik’in ilk sayısı 2012 yılında çıktı. Derginin özgünlüğü ‘içeriden’ hazırlanıyor oluşudur. Bu fikrin gelişimini siyasi tutsak arkadaşlar şöyle aktarıyor:

“Uzun zamandan beridir hapishanede karikatürle uğraşan arkadaşlar olarak ‘Neden hala Kürtçe mizah yapan bir dergimiz yok?’ sorusunu kendi aramızda tartışıyorduk. Dışarıda diğer dillerden yayınlanan onlarca mizah dergisi olmasına rağmen Kürt dilinde yayımlanan bir tek mizah dergisinin olmaması, bu alanda bir boşluk yaratıyordu. Açıkçası böyle bir girişimi dışarıdaki karikatürcülerden bekliyorduk. Uzunca bir süre hem bekleyiş içerisinde olduk hem de kendi aramızda fizibilite çalışması yürüttük. Dışarıda herhangi bir kıpırdama olmayınca bu işi biz başlatalım dedik. İçeride böyle bir girişimi başlatmanın çok zor olacağını biliyorduk. Hazırlık aşaması, basımı ve dağıtımına kadar bin bir zorlukla karşılacağımızı da tahmine diyorduk. Zorlukları ne kadar çok olsa da sabır ve dirayetle teker teker bunları aşabileceğimize inanıyorduk. Nitekim öyle de yaptık ve girişimi başlattık.”

Neden bu adın verildiği ise şu şekilde anlatılır:

“Golik, doğası gereği asidir. Emre itaate gelmez. Biraz da arsızdır. Büyük ağabeyleri terbiye edilmiş halde boyunduruğa boyun uzatırken, o, yaramaz bir çocuk gibi uzakta durur, bakıp bakıp alay eder.”

Golik halen zar zor çıkmaya devam etmekte, dışarıdan da yoğun destek almaktadır. Son yıllarda zindanlarda değiştirilen şartlardan kaynakları aksamaktadır. İçeriğinin de ilk sayılardaki içerikten kısmen ayrıldığı, daha farklı bir alana kaydığı eleştirileri de mevcut.

Zrîng!

Zrîng’in aslında kelime olarak Türkçe’de bir karşılığı yok. Derginin ismi ilk kapak tasarısına konan bir çizimde yer alan efektten geliyor: Zrîng!

Kürtçe aylık çizgi dergisi Zrîng, Kürtçe’nin iki lehçesi olan Kurmanci ve Kırmanckî diliyle okurlara ulaşıyor. İlk sayısı 1 Ekim 2019’da raflarda yerini aldı. Hedefleri arasında Sorani lehçesinde mizah yaparak farklı bölgelerdeki Kürtlere ulaşmak da var. Çizer ve editör kadrosunda gazeteci-yazar Özgür Amed ve aynı zamanda Gazete Duvar’a da Türkçe çizimler yapan Roni Battê gibi isimler de yer alıyor. Şu ana kadar sadece 3 sayı çıkarmış olan Zrîng’in fiyatı 10 TL olarak belirlenmiş.

Derginin misyonu ile ilgili, çizerlerden Doğan Güzel Kürtçe diline yönelik korkuyu yenmek olduğunu ifade ediyor. Derginin kadrosu içerisinde yer alan Özgür Amed, Hannah Arendt’in “Otoritenin en büyük düşmanı ve onu zayıflatmanın en keskin yolu kahkahadır” cümlesini hatırlatarak; Zrîng’in kendinden önce çıkan dergilerin tadı ve heyecanını barındırdığını ifade ederek salt güldürme amaçlamadığını aynı zamanda genç arkadaşlara bir okul olma niteliği taşıdığını da belirtiyor.

Zrîng dergisi kadın çizerlerinin olmayışı nedeniyle okurlar tarafından çokça eleştiriliyor. Bu konuda, Yeni Yaşam Gazetesi’ne konuşan derginin çizerlerinden Doğan Güzel, kadın mahkumlara özel, ‘Mehkume’ isminde bir sayfanın hazırlığında olduklarını söylüyor.

Koronavirüs salgını nedeniyle birçok gazete ve dergi basımını erteliyor ya da internet üzerinden basıma devam ediyor. Basımı ve dağıtımı normal koşullarda bile oldukça zor olan Zrîng dergisi ise Koronavirüs nedeniyle derginin basımının ertelendiğini duyurdu. Yaptıkları açıklamada, “Dergimizi evden hazırlayabilirdik bunda bir sorun yoktu ama dağıtım yöntemimiz bizi bu karara zorladı. Çünkü biz dergimizi bayi ağıyla değil, elden ele teslimle veya halka açık mekanlara bırakarak sizlere ulaştırmaya çalışıyoruz. Koronavirüs belasından sonra bu yöntemle devam etseydik hem dağıtım yapan arkadaşlarımızın hem de okuyucularımızın sağlığını tehlikeye atmış olacaktık. (…) Virüslerin iktidarı da kayyımlar gibi geçicidir. Bugün için sokaklar virüsün ama yarın yine bizimdir. Sabırlı olun ve evde kalın” denildi.

Sonuç

Türkiye’de Kürtçe mizah, iktidarlara karşı eleştirel duruşu ve trajediyi komediye dönüştürme gibi mizahın en önemli özelliklerini taşıyor, fakat bütünlüklü bir çalışmanın konusu asla olmamış. Eksik bırakılan bu alana dair, bazı –ulaşabildiğimiz- bilgileri bütünlüklü bir şekilde derledik.

Tewlo, bazı kaynaklarda Kürtçe mizahın ilk örneği olarak geçer. Daha sonrasında, Türkiye’deki ilk Kürtçe kanal olan TRT Şeş (6)’de de aynı isimle bir komedi dizisi yayınlanır. Oysa Tewlo, Türkiye’de çıkartılan ilk Kürtçe mizah dergisi değildir. Ondan önce, Avrupa’da Mîrkut, Zengıl ve Îsot adlı dergiler çıkartılmaktaydı. Bunların arasında Zengıl’a dair çok bilgi bulamazken, Îsot’un da diğerlerinden farklı olarak bir karikatür dergisi olarak çıkartıldığını biliyoruz. Bu Avrupa’da çıkan ve uzun ömürlü olmayan dergiler, sürgün yaşamı, Avrupa hayatı ve Avrupa’da yaşanan çelişkiler üzerine odaklanıyor. Tewlo’nun temel problemi ise, dergi kadrosunun kentli, Kürtçe bilmeyen ve Kürt kültürüne hakim olmayan kimseler tarafından çıkartılıyor olmasıdır.

Türkçe ‘yama’ anlamına gelen Pîne dergisi, kapatılmış bir Kürtçe mizah dergisi. Hem devleti hem bütün Kürt çevrelerini eleştiren Pîne dergisinin editörleri arasında dönemin saygın isimlerinden Mazlum Doğan da yer alıyordu. Pîne yayın hayatına uzun süre devam edemedi, birkaç sayıdan sonra yasaklandı. Pîne bugünün Kürtçe mizahı için önemli bir dönüm noktasıdır. Pîne vesilesiyle birçok Kürt karikatürist, yazar, tiyatrocu ve stand-up sanatçıları ortaya çıktı. Örneğin, Kürtçe-Türkçe stand-up gösterisi yapan ilk tiyatrocu Murat Batgi. Murat Batgi’nin Pîne dergisinde Şujin (Çuvaldız) isminde bir köşesi vardı. Bir başka örnek olarak; Rewhat Aslan, Tewlo, Pîne gibi dergilerde yazmış çizmiş, film dünyasından reklam dünyasına projeler üretmiş, şimdi de Ot dergisinde ‘Evde Cat Başına’ karikatürleriyle çizgi hayatına devam eden bir karikatürist.

2002’den 2012’ye kadar Kürtçe mizah, çeşitli dergi ve gazetelerin sayfalarına, eklerine sıkışmıştır fakat buna rağmen hala ilgi yoğundur. Gazete ve dergilerin çok meşhur olan mizah çizerleri ve yazarları vardır. 2012’de mahkumların çıkardığı Golik’in ise hala yayın hayatına devam edip etmediği bilinemiyor.

1 Ekim 2019’da yayın hayatına başlayan Zrîng, bu alandaki eksiği ve açığı kapatma iddiasıyla ortaya çıkmış, kendinden öncekilerin de birikimiyle, görece daha profesyonelce yürütülmüştür. Koronavirüs sebebiyle, şimdilik 3 sayı yayınlanan Zrîng’in kaderini ileriki günlerde hep birlikte göreceğiz.

Hepsinin ortak özellikleri, çok ciddi maddi sıkıntılar içerisinde çıkartılmak zorunda oluşları; bu aynı zamanda, Kürtçe mizahın gelişiminin önünde de ciddi bir engel olarak hala duruyor. Tewlo’nun yazar-çizer kadrosunda yer alan Xelîl Ziravav takma ismini kullanan Halil İncesu, ekonomik zorluklarla ilgili şunları söyler: “(…) Kürt yazar-çizerler kişisel olarak da çok ciddi ekonomik sıkıntı içerisindedirler. Bir yandan mizah üretmeye çalışırken bir yandan da yaşamlarını idame ettirecek başka işler yapmak durumundadırlar. (Reklam story board’u ve illüstrasyon, ders kitabı resimleme, çocuk kitabı resimleme vb…) işleri yapmaktadırlar. Dışarıdan bakıldığında bu tip işler aslında içeriği açısından bir mizahçının pek de kabul etmeyeceği çalışmalardır. Bu haliyle Kürt mizahının kan kaybetmesini, daha nitelikli ürünler ortaya koymasını engellemektedir.” (İncesu, 2013)

Bu dergilerin hepsinin sorun yaşadığı bir diğer alan ise dağıtım. Dağıtım büyük tekellerin elinde ve böyle küçük çaplı yayıncılık çabaları kolektif dayanışma ile dağıtımını sağlıyor. Çoğu kitabevi ve bayii bu dergileri satmaya yanaşmıyor. Gönüllü dağıtımını sağlayacak kitabevi, kafe ve bayilerle işbirliği yapılarak (ki bunların sayısı çok az) ve bireysel dağıtım ile bu dergiler ayakta kalmaya çalışıyor. Üstelik bu faaliyetlerin tümü gönüllülük esasına dayalı.

Yaşanan zorluklar arasında saymadan edemeyeceğimiz bir durum olarak, bu dergilerin üzerindeki iktidar baskısını söyleyebiliriz. Çoğu dergi kapatılmış, dağıtımcıları ve yazarları-çizerleri adli soruşturmalara maruz kalmış, hatta yazarları öldürülmüştür.

Ezcümle, Kürtçe mizahın bugün hala devam etmesi ile umut edilen Tewlo dergisinin ilk kapağındaki gibi, birbirimizin karın boşluklarından akan kanı mizahın gücü ve umuduyla kapatmak.

Previous post
13 kurşunla Uğur, 13 yaşında Fatma bize bakıyor
Next post
ABD, Güney Kıbrıs'la ilk kez askeri eğitim programı başlatacak