Ana SayfaGüncelEğitimcilerin avukatının gözaltından önceki çağrısı: Tekerlekli sandalyeyle duruşmada olacaklar, onlara destek olun

Eğitimcilerin avukatının gözaltından önceki çağrısı: Tekerlekli sandalyeyle duruşmada olacaklar, onlara destek olun

HABER MERKEZİ – 188 gündür açlık grevinde olan tutuklu eğitimciler Gülmen ve Özakça’nın ilk duruşması 14 Eylül’de. Peki, iki eğitimcinin sağlık durumunda son durum ne, duruşmaya nasıl katılacaklar, haklarında hazırlanan iddianamede neler var ve nasıl savunma yapacaklar? Tüm bu soruların cevabını, duruşmaya iki gün kala gece yarısı baskınıyla gözaltına alınan Gülmen ve Özakça’nın avukatlarından Didem Baydar Ünsal, gözaltına alınmadan önce yanıtlamıştı.

OHAL Kanun Hükmünde Kararnameleri ile atıldıkları işlerine geri dönmek talebiyle eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın başlattığı açlık grevi eylemi 188 gündür devam ediyor.

112 gündür tutuklu bulunan eğitimciler hakkında açılan davanın ilk duruşması ise 14 Eylül’de Ankara Adliyesi’nde görülecek.

Ancak duruşmaya yalnızca iki gün kala eğitimcilerin avukatları gece yarısı baskınıyla gözaltına alındı.

Gülmen ve Özakça’nın davasına iki gün kala: Eğitimcilerin avukatları baskınla gözaltına alındı

Gözaltına alınan avukatlardan biri de Didem Baydar Ünsal.

Baydar-Ünsal, gözaltına alınmadan bir gün önce Gülmen ve Özakça’yı tutuldukları yerde ziyaret etmiş ve hem eğitimcilerin sağlık durumlarına ilişkin son durumu hem de 14 Eylül’de görülecek duruşmaya ilişkin bilgiler vermişti.

İki eğitimcinin sağlık durumu nasıl?

Avukat Baydar-Ünsal’ın aktardığına göre Gülmen ve Özakça’nın güncel durumları, kendi doktorları tarafından muayene edilmeleri engellendiği için, tıbbi açıdan belirsiz:

6 farklı tıbbi rapor ile ‘hayati risk altında oldukları ve hayatlarını tek başlarına devam ettiremeyecekleri’ tespit edilmiş durumda. Açlığa bağlı kas yıkımı sebebiyle yürümede zorluk çekiyorlar.

14 Eylül’deki duruşma

Gülmen ve Özakça’nın 14 Eylül’deki duruşmaya katılmaları yönünde şu aşamada bir engelin bulunmadığını da belirten avukat Baydar-Ünsal, iki eğitimcinin savunmaya hazırlandıklarını ve bir an önce sunumlarını yapmak istediklerini de aktarmıştı.

Nuriye ve Semih haklılıklarını bir kez daha anlatacaklar. Semih, halkın aydını ve halkın öğretmeni olmanın kendisine nasıl görev sorumluluklar yüklediği gibi konularda sunum hazırlıyor. Nuriye ise, aynı şekilde bir bilim insanının görevinin,  söylediğini yapmak ve faşizm koşullarında faşizme karşı mücadele etmek olduğuna inanıyor. Bir bilim insanının namusu, söylediğini yapmaktır diyor. Savunmasında ağırlıklı olarak bunları işleyecekler.

Baydar-Ünsal, binden fazla avukatın yetki verdiği 14 Eylül’deki duruşmaya, Gülmen ve Özakça’nın tekerlekli sandalye ve maske ile katılacağını ve uluslararası alandan birçok izleyicinin de duruşmada olacağı bilgisini de paylaşmıştı.

Gülmen ve Özakça’nın son durumlarının halk tarafından görülmesinin istenmediğini söyleyen gözaltındaki avukat, “Ceza Muhakemesi Kanunu m.182/1’e göre, duruşma ve celseler herkese açıktır. Aksi bir uygulama suç teşkil edecektir. Bu engellemelere karşı avukatlar olarak hukuki her türlü yola başvurmayı düşünüyoruz” bilgisini paylaşmıştı.

Duruşmaya katılım çağrısı

Şu anda gözaltına olan avukat Baydar-Ünsal, Gülmen ve Özakça’nın adına avukatları olarak çağrıda da bulunmuştu:

Semih ve Nuriye’nin talebi ve çağrısı halkların kendi haklarına ve kendi geleceklerine sahip çıkmalarıdır. Biz de halkımızdan Semih ve Nuriye’ye destek olmalarını istiyoruz, Semih ve Nuriye’ye sahip çıkmak kendi haklarına sahip çıkmaktır.

İddianamede

188 gündür açlık grevi eyleminde olan tutuklu eğitimciler Gülmen ve Özakça’nın, haklarında açılan dava kapsamında “örgüte üye olmak”, “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” ve “örgüt propagandası yapmak” suçlarından 20 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor.

Baydar-Ünsal’ın aktardığına göre Gülmen ve Özakça’nın haklarında hazırlanan iddianamede yer alan iddialar ise şöyle:

Nuriye ve Semih esas olarak, ‘eylemlerine ısrarla devam ettikleri için’  yargılanıyorlar. Bu ifade hem savcının hem de tutuklama kararı veren Sulh Ceza Hakiminin gerekçelerinde geçmektedir. Eylemin ise ‘Açlık Grevi’ olduğu iddianamelerden açıkça anlaşılmaktadır. Açlık Grevi Anayasa Mahkemesinin bir kararında hak arama biçimi olarak değerlendirilirken yargılandıkları dosyada tutuklu olmalarının en temel gerekçesi olarak önümüze çıkıyor. Bu durum AİHS’nin en temel ilkesi olan kanunilik ilkesinin açıkça ihlali niteliğindedir. Açlık Grevi yapmak mevzuata göre suç değil. İddianamede ayrıca Gülmen ve Özakça’nın hayatlarını kaybettikleri takdirde, Gezi ve Tekel Direnişi gibi eylemlere neden olacakları yönünde iddialar da yer alıyor.