Ana SayfaManşetAvukatlar: Feyzioğlu’nun görüşleri hukuki değil siyasi, neden bir avukat gibi konuşmuyor?

Avukatlar: Feyzioğlu’nun görüşleri hukuki değil siyasi, neden bir avukat gibi konuşmuyor?

HABER MERKEZİ – “Nuriye ve Semih’e sempati duymamı beklemeyin” diyen Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun sözlerini ve onun meslektaşlarına yönelik tutumunu avukatlara sorduk. Demokrat Yargı Derneği Yürütme Kurulu Üyesi avukat Ayşen Funda Ata, “Feyzioğlu hukuku çiğniyor” derken, avukat Deniz Tuna ise Feyzioğlu’nun görüşlerinin ‘hukuki değil siyasi’ olduğunu vurguladı. Feminist avukat Selin Nakıpoğlu da “Feyzioğlu neden bir avukat gibi konuşmuyor?” diye sordu. ÖHP’den Raziye Turgut ve İnsan Hakları Gündemi Derneği Başkanı Özlem Yılmaz ise Feyzioğlu’nun hak bağlamında herhangi bir savunuculuğa girişmediğine dikkat çekti.


Haber: Bekir Avcı


Daha önce ‘barış bildirisini’ imzalayan akademisyenlere tıpkı AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gibi ‘sözde aydınlar’ diyen Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu, “İşimizi geri istiyoruz” talebiyle yaklaşık 9 aydır açlık grevinde olan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için de geçtiğimiz günlerde “Nuriye ile Semih’i evlat edinecek bir sempati içinde olmamı kimse benden beklemesin” dedi.

Söz konusu konuşmasında zorla müdahaleyi savunan Feyzioğlu, “Açlık grevi yapan kişi, bilincini kaybettiğinde, devletin ona ölmemesini sağlamak için müdahale etme yükümlülüğü var” açıklamasında bulundu.

Feyzioğlu, eğitimcilerin tutuklanan avukatlarını suçlamaktan da imtina etmedi, tutuklamaları meşrulaştırdı.

Kamuoyunda infial uyandıran Münevver Karabulut cinayetinde sanık avukatlığı yapan Baro Başkanı Feyzioğlu’nun meslektaşlarına ‘şahıslar’ diye hitap etmesini, onları hedef almasını ve daha fazlasını hukukçulara sorduk: Beyanatları hukukun neresinde? Bir hukukçunun savunup savunmayacağı herhangi bir davaya insan hakları bağlamında değil de ‘ebeveyn’ sıfatı ile yaklaşması ne demek? Feyzioğlu’nun söylemleri ile iktidarınkiler arasındaki koşutluğu nasıl yorumlamak gerek?

“Feyzioğlu hukuku çiğniyor”

Av. Ayşen Funda Ata (Demokrat Yargı Derneği Yürütme Kurulu Üyesi):

Metin Feyzioğlu savunma ile arasına mesafe koymaya çalışıyor. Beyanatları da bu yönde. Unuttuğu şey ise kendisi Barolar Birliği Başkanı. Yani mesafe koymaya çalıştığı topluluğun başkanı. Diğer anlamda da beyanatları bir hukukçuya yakışmıyor. Ceza hukukunun temelidir masumiyet karinesi: suçluluğu ispatlanana kadar herkes masum addedilir. Ancak Feyzioğlu her defasında bunu unutarak beyanatlarda bulunuyor. Hem Nuriye ve Semih için hem de tutuklu avukatlara yönelik beyanatları bu yönde. Hepsinde hukuku çiğniyor.

Hâlbuki zor bir dönemden, avukatlık mesleğinin de zorlandığı bir dönemden geçiyoruz. Zaten genel olarak avukatlık geleneğinin zayıf olduğu bir ülkeyiz. Bu zayıflığa karşı bir duruş, tam da Feyzioğlu’nun karşısında durduğu insanlar tarafından oluşturulacaktır.

Barolar Birliği’nin seçimine daha 4 sene var. Mesele seçim değil. Ortada bir seçim yok. Mesele hukukçu olmak ve olmamak arasındaki ince çizgi.

Türkiye Barolar Birliği önemli bir kurum. Binlerce avukatı temsil ediyor. Buna yakışır beyanlarda bulunması gerekiyor Feyzioğlu’nun. Ancak onun uygulama ve icraatları avukatların eleştirilerini alıyor. Sadece beyanatları da değil, mesleğe yönelik uygulamaları da eleştiri nedeni.

Eğer Feyzioğlu’nun derdi siyaset yapmaksa (ana muhalefetin başına geçmek istediği haberleri basında yer almıştı) gidip orada siyaset yapmalı. Ama hukukun temel ilkelerine saygı gösteriyorsa da ona göre davranmalı. İkisi farklı pozisyonlar. O, bu ikisini sürekli karıştırıyor. Bulunduğu yer tabi ki politik bir yer, beyanatları olabilir ama adil ve dengeli açıklamalar yapmak zorunda. Eğer bunu taşıyamıyorsa o kürsüyü bırakmalı. Onun döneminde meslek daha da itibarsızlaşmış durumda.

“Görüşleri hukuki değil siyasi”

Av. Deniz Tuna:

Barolar Birliği Başkanı’nın açlık grevindeki eğitimcilerle ilgili ilk açıklamasını duyduğumda anlam verememiştim. “Yanlış okuyorum” herhalde diye düşünmüştüm. Bağlamı nasıl kuruyor? Anlamadığım ve kesinlikle anlamlı bulmadığım bir cümle. Sözlerinin hukukla değil ancak psikoloji bilimiyle vs. ile açıklanabileceğini düşünüyorum. Çünkü Avukatlık Kanunu’nda Barolar Birliğinin ve dolayısıyla Barolar Birliği Başkanı’nın görevleri arasında hukukun üstünlüğünün sağlanması ve insan haklarının geliştirilmesi gibi görevler var. Feyzioğlu, Anayasa’da ve AİHS’de güvence altına alınan yaşam hakkı, ifade özgürlüğü, hukuki güvenlik hakkı, adil yargılanma gibi hakların ağır ihlalinin söz konusu olduğu bir ortamda bu hakların korunması ve geliştirilmesi bir yana bu hakların altını oyan açıklamalar yapıyor. Kuşkusuz böyle düşünme hakkı vardır ama bu görüşlerini Barolar Birliği Başkanı sıfatıyla açıklayamaz. Açıklarsa taşıdığı sıfatı ve yasanın yüklediği görevleri inkar etmiş olur. İfade ettiği görüşler zaten tanıdık olduğumuz ve şu anda hayatımızı dar eden yaklaşımlarla benzerlik taşıyor. Bunlar, bugün hayatımızı dar eden siyasi görüşler.

Onun avukatlarla yani meslektaşlarıyla ilgili açıklamalarının aynısını polisin hazırladığı tuhaf dosyalarda, savcıların yürüttüğü soruşturmalarda zaten görüyoruz ve bununla mücadele ediyoruz.  Bu, tanıdık olduğumuz bir yaklaşım. Bunları engellemesi gereken Barolar Birliği Başkanı, aksine bunlara çanak tutuyor. Bu, vehamettir. ‘Sözde aydın’ dediği akademisyenlerle ilgili açıklamaları da barış hakkını, ifade özgürlüğünü hiçe sayan açıklamalar.

Feyzioğlu’nun yaptığı açıklamaların hukuk, avukatlık ve Avukatlık Kanunu’nun kendisine yüklediği görevlerle uzaktan yakından alakası yok. İşgal ettiği makamı kendi siyasi görüşlerini açıklamak için kullanması kabul edilemez. Hukuku hiçe sayan görüşlerini ifade etmek istiyorsa bulunduğu görevden istifa etmeli ve bunun için başka mecralar bulmalıdır.

“Neden bir avukat gibi konuşmuyor?”

Av. Selin Nakıpoğlu (Kadın hakları aktivisti, feminist avukat):

Sayısı 100 bine yaklaşan avukatların meslek örgütünün başkanı neden hak, adalet ve hukuk ekseninde değil de adeta muktedirin cümleleriyle açıklamalar yapıyor? Neden taşıdığı ünvana yakışan ve kendinden beklenen noktadan sorunlara yaklaşmıyor? Neden kişilerin mesnetsiz uygulamalarla en temel haklarından mahrum bırakılmalarına karşı çıkmıyor? İtiraz hakkını, adil yargılanma hakkını en önemlisi de masumiyet karinesini savunmuyor?  Ya da savunamıyor? Tutuklanan avukatlardan ‘bu şahıslar’ diye bahseden bir Barolar Birliği Başkanı olabilir mi? Oluyormuş. Bilinçli olarak ‘meslektaşlarım’ diye hitap etmiyor. Peki, Sayın Feyzioğlu bir avukat olmasına rağmen neden bir avukat gibi konuşmuyor? Yoksa Semih Özakça’nın dediği gibi ‘empati kurarsa iktidara yaranamayacağı’ için mi? Sempati mi? Zaten ona dair bir umudumuz yok.

“Hukuku ilgilendirmeyen ne kadar şey varsa onlarla ilgili konuşuyor”

Av. Raziye Turgut (Özgürlükçü Hukukçular Platformu):

Baro Başkanı Metin Feyzioğlu bir örgütlülüğün başı konumunda. Dolayısıyla bulunduğu örgütü koruma altına alması lazım ancak Feyzioğlu tüm saldırılara kayıtsız kaldı, onları kollayıp koruyacak duruma hiçbir zaman gelmedi. Hukuki bir süreç yürüteceği yerde kendi meslektaşlarını hedef haline getirdi. Dolayısıyla Feyzioğlu bulunduğu kurumun saygınlığını hak etmiyor. Bir örgütlülük var ancak o bir hukukçu olmasına rağmen meslektaşlarına karşı kayıtsız ve kindar.

Eğer hatırlanırsa Feyzioğlu, kamuoyunda infial uyandıran bir dava olan Münevver Karabulut cinayetinde sanık avukatlığı yapmıştı. O zaman ona avukatlar bir şey demedi. Bugün ise bir hukuksuzluk var, OHAL KHK’si adı altında yaratılan bir mağduriyet var ve o, bu mağduriyete karşı savunma yapan avukatları hedef alıyor. Oysa orada (Gülmen ve Özakça davasında) hukuki bir talep var. Orada bir hukuksuzluk var. Feyzioğlu, bu saldırılar dışında kendisini ilgilendirmeyen, hukuku ilgilendirmeyen ne kadar şey varsa onlarla ilgili konuşuyor.

“Hak bağlamında herhangi bir savunuculuğa girişmiyor”

Av. Özlem Yılmaz (İzmir Barosu, İnsan Hakları Gündemi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı):

Feyzioğlu’nun Soma Davası’nda da avukatların yardımına olumsuz yaklaştığını gözlemlemiştik. Bugün de avukatlarla ilgili açıklamaları adl yargılama hakkını etkiliyor. Hak bağlamında herhangi bir savunuculuğa girişmiyor. İnsan hakları konusunda olumlu hiçbir şeyi yok. Oysaki baroların görevi insan haklarını savunmaktır. İlk değil. Feyzioğlu’nu zaten yıllardır böyle biliyoruz. Görevini yerine getirmiyor. Kimse de ondan empati kurmasını beklemiyor. Feyzioğlu’ndan bir şey beklemiyoruz.