Ana SayfaGüncelNuriye Gülmen: Taybet Ana’nın cenazesinin sokakta kalmasının direnişimde etkisi var

Nuriye Gülmen: Taybet Ana’nın cenazesinin sokakta kalmasının direnişimde etkisi var

HABER MERKEZİ – 277 gündür açlık grevindeki Nuriye Gülmen, sağlık durumuna odaklanmadığını belirterek, açlık grevine işine iade edilene dek son vermeyi düşünmediğini söyledi. Gülmen, direnişinde ise polis kurşunuyla öldürülen ve cenazesi 7 gün boyunca yerde kalan Taybet İnan’ın etkisi olduğunu kaydetti.

Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile ihraç edildikleri işlerine geri dönebilmek talebiyle açlık grevi eylemi yapan akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın eylemleri 277’nci gününde.

“Örgüt üyeliği” iddiasından 6 yıl 3 ay hapis cezası verilen ve 1 Aralık’ta tutuklu bulunduğu cezaevinden tahliye edilen Gülmen, Gazete Duvar’dan İrfan Aktan’ın sorularını yanıtladı.

“Sağlığıma hiç odaklanmadığım gibi insanların da buna odaklanmasını istemiyorum” diyen Nuriye Gülmen, eylemine başlarken 59 kilo olduğunu, son tartıldığında ise 34 kiloya düştüğünü belirtti.

Gülmen, sağlık sorunlarına ilişkin “Sağlık sorunlarımın direnişin önüne geçmesi, insanlarda başka bir motivasyonun harekete geçmesine neden olabiliyor. Öyle olsun istemiyorum. Açlık grevinin kendisi politikken, onu sağlık sorunlarına indirgemek çok riskli. Devlet de zaten bunu yapıyor” dedi.

‘Tahliye edilmemi sahiplenmeye bağlıyorum’

Açlık grevine son vermeyi hiç düşünmediğini söyleyen Gülmen, şunları ifade etti:

Açlık grevini ne zaman bitireceğimize dair şu anda verdiğimiz bir karar yok. Adamlar zaten bizi açlık grevi yapıyoruz diye tutukladılar, sonra bıraktılar. Ben üyelik cezası aldım, Semih (Özakça) beraat etti. Ben cezaya rağmen tahliye oldum. Peki buna sevinecek miyiz? Önceleri bunu düşünüyordum. Fakat sonra şunu fark ettim: Faşizm koşullarında bir direniş başlatıyorsun, ciddi saldırılara uğruyorsun, terörist olduğuna dair hakkında çok ciddi kampanyalar yapılıyor. Ama öyle güzel bir sahiplenme oluyor ki, ben tahliyeyi de beraati de bu sahiplenmeye bağlıyorum. Çok güzel bir sahiplenmenin sonucunda bu sonuçları alabildik. Çünkü umurlarında değil, biliyorsunuz yani. Gazetecileri, milletvekillerini bırakmıyorlar. O davalarda bile bizimki kadar büyük bir sahiplenme görülmedi.

‘Direniş bana yaşama gücü, yaşama sevinci veriyor’ diyen Gülmen, yaşama tutunmasını şöyle özetledi:

Benliğime, kendime olan saygıma çok değer verdiğim için AKP’ye bana bunu yapamayacağını söylüyorum. Çünkü benim yaşamım çok değerli, çünkü ben çok değerliyim, kendime çok saygı duyuyorum. Bu saygıyı yitirmek istemiyorum. Onur meselesi buradan kuruluyor aslında.

‘Taybet Ana’nın cenazesinin sokakta kalmasının direnişimde etkisi var’

Kamu Emekçileri Sendikası’nı (KESK) yeteri kadar bir şey yapmamakla suçlayan Gülmen, Barış İçin Akademisyenler’in imzasını geri çekmemesinin de bir direniş olmadığını belirtti.

Gülmen ayrıca, “İhraç edilen akademisyenlerin verdiği dersler bir dayanışma pratiği olabilir ama bu bir direniş değil. İşten atılmışsın ve işini geri almak için yaptığın şey buna tekabül etmeli. İşe geri döneceğiz ama nasıl döneceğimize dair bir pratik yok” diye konuştu.

Gülmen, direnişinde ise Şırnak’ın Silopi ilçesinde sokağa çıkma yasağı döneminde süren çatışmalarda polis kurşunuyla öldürülen ve cenazesi 7 gün boyunca yerde kalan Taybet İnan’ın etkisi olduğunu söyledi.

Nuriye Gülmen, “Taybet Ana’nın cenazesinin bir hafta sokakta kalmasının direnişimde etkisi var. Cenazesinin yerde kalması ve çocuklarının onun ölümünü izlemesi beni çok etkiledi” dedi.

’10 yıl sonra nerede olacağımı çok merak ediyorum’

“Direniş sonlandığında ve sağlığıma kavuştuğumda yapmak istediğim şeyleri yapıp yapamayacağımı merak ediyorum” diyen Gülmen, şöyle devam etti:

Mesela Arap edebiyatı çalışmak istiyorum. Filistin’deki direniş edebiyatını çok merak ediyorum. Bununla ilgili Türkiye’yle karşılaştırmalı bir çalışma yapılabilir mi diye düşünüyorum. Tabii bunlar çok arka planı olan çalışmalar. Önce Arapça öğrenmem gerekiyor. On yıl sonra nerede olacağımı çok merak ediyorum.